22 Eylül 2017 Cuma

Kadir YAVUZ / Ajans32

İçinden Gelecek…

15 Mayıs 2012 Salı 18:14

Bir insanın, bir şeyi yapması için, içinden gelmesi gerekir. İçten gelmedikçe, o insana bir şey yaptırmanız imkânsız!

Geleceğin tekstilcisi genç Bayan Nurşen Hanım, böyle diyordu. “İnsanın içinden gelmeli yapacağı şeyler!” Haklıydı. İnsanın içinden gelmeyen bir şeyi yapması o kadar zor ki! Birini telefonla aramanız, birini ziyaret etmeniz, kendisinden hoşlanmadığınız birinin bulunduğu işyerine veya kurumuna gitmeniz, sevmediğiniz birini seviyormuş gibi karşılamanız, yüzünü görmek istemediğiniz birisiyle karşılaştığınızda selam vermek için ona özellikle bakmanız; canı istemeyen biri için, yapılması mümkün olmayan şeylerdir.

Böylesine ilişkilerden kaçmaya çalışan sayısız insan var. Biz diplomalı gençler yetiştiriyoruz ama onlara sevgiyi aşılamıyoruz… Yetiştirdiklerimize hangi meslek dalında ne kadar kazanacağını aşılıyoruz. O gençte, işe başladığında; ilk fırsatta zengin olmanın yollarına bakıyor. İnsana, insanlığa bakmadan önce kazanacağı paraya bakıyor. Gülmeyi unutmuş yüzlerin sayısı artıyor. Gergin yüzlerin sahibi yığınla insan yetiştirmişiz. O insandan, insani ilişkiler bekleyemezsiniz.

Bir tekstilci, mesleğiyle ilgili iş bulamamakta; yüksek okulunu bitirmiş ama iş sıkıntısı çekiyor. İşini, eşini, aşını bir an önce bulmak zorunda! Yüzlerin gülmemesinin nedeni aslında burada yatıyor. Zorlu hayatın getirileri karşısında, gülmeyi unutmamızın yegâne sebebi bu! Herkese sempatiyle bakamadığınız gibi her işe de sıcak bakamıyorsunuz. Her insanı sevemediğiniz gibi her işi de sevemiyorsunuz. İçinizden gelmeli bence! Birilerine sırf şirin görünüyor, onun dışındaki herkese soğuk davranıyorsunuz. Birini sevdiğinizi söylüyorsunuz, o da siz kadar karşılık vermiyor. Hislerinize tercüman olmak yerine sizden devamlı kaçıyor. Siz, ısrarla birine veya birilerine selam veriyorsunuz; karşılığını göremiyorsunuz. Her gün, birini arıyor; onunla ilgilendiğinizi gösteriyorsunuz o sizi bir gün dahi arayıp, sormuyor. Ne yaparsınız? Selam vermez, kimseyi sevmez, kimseyi aramaz, kimseyle konuşmaz mı, olursunuz? Daha zıttı mı olursunuz? Daha insancıl mı davranırsınız?

Neden, düşünceye daldın? Soruları yanlış mı sordum? Bu soruları beklemiyor muydun? Neler yapabiliriz o zaman, gelin yapacaklarımıza hep birlikte göz gezdirelim.

İyi insan olmalıyız… Kim ne derse desin; kim ne yaparsa yapsın iyi insan olmaktan asla vazgeçmemeliyiz. Adil olmalıyız… Adaletli olmalıyız. Her türlü şiddetten uzak durmalıyız. Sevgiyle ve hoşgörüyle insanlara yaklaşmalıyız. Sayısı az olan iyi, güzel insanın veya insanların sayılarını artırmaya çalışmalıyız. Ufacık sevsek gülümseyecek, az şakalaşsak kahkahalar atacak insanlar çok! Biz kendilerine sürünerek yaklaşsak onlar bize doğru koşarak gelecekler.

İnsanımızın istekleri hiç bitmez… Onlara sahip olma adına bir zaman koşuyoruz… Gün geliyor, ters yöne koşmaya başlıyoruz. Her son, yeni bir başlangıca adımmış gibi tekrar edip duruyoruz, sona yaklaşımımızı! Öyle ya, hangimiz gençliğimizdeki, ilk sahip olmak istediklerimizin hâlâ peşinden koşuyoruz? Neden durulduk, neden vazgeçtik, sahip olamadığımız sayısız şeyleri yeniden sırala deseler, kaçımız sıralayabiliriz? Dünü unutmuş görüntüsü var, davranışlarımızda! Bizim elde etmek için, içimizden geldiğince peşine düştüğümüz birçok şeyin görüyorum ki; bir başka birileri peşine düşmüş! Sıra değişimi gibi bir şey! Ne diyelim ona “Nöbet değişimi!”

Bir nevi yarış gibi! Her yıl yüzlerce koşucu birinci olmak adına koşar. Biri birinci olurken, biri sonuncu olur… Sonraki yıl, bir başka birileri koşar. Her yıl bir başka biri yarışı kazanır.

İçinden geliyorsa, yaşam sürecindeki zorlu yarışa, her defasında aynı heyecanla katılırsın… Ve hep birinci olmaya çalışırsın.

Olursun olamazsın! Senin içinden gelmesi, azmin, çaban; insanlık adına mücadelen, başarılı olman için bence yeterli… Gözlerinin ışıltısı, istekli oluşunun yeterlilik belirtisi gibi!

İstekli olmanın ilk adımı gerçekleşmiş durumda… Bu demektir ki, gerisi gelecektir. 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR