22 Eylül 2017 Cuma

Nagihan ÇELİK / Ajans32

İçtiğimiz Çiğ Sütler Kokuşuyor...

11 Eylül 2015 Cuma 13:08
 Adım, MEHMET...
       Ayşe, Emine, Hasan, Osman...
       Bu gün adımız Mehmet....
 
       Bayraklara sarılmış aziz bedenler yine. Musalla taşları gelincik açmış. Ateş düştüğü yeri yakar da bu ateş her yere düşmüş. Yurdum köşesinde kan damlamamış toprak yoktu, şimdi ağlanmamış, inlenmemiş toprak kalmadı. Bitlenirse baş gaza bulanır, yaka yaka deriyi temizlenir. Kararırsa bakır, ateşte yakılır, ovulur pırıl pırıl parlar. Şerefsizler türemiş, kişisel menfaat uğruna vatanını, toprağını satan. Namusu, sözü, imanı, dini, hesapla dağıtan. İyinin yanında çoğaldı kötüler. Zaman karıştırdı, kuru ile yaşları. Gaflet şikayetleri olmadan öldüren hastalıktır. Gaflete düştük millet olarak. Elimizde olan nimetin, nimet olduğunu unuttuk.
 
       Dinin, insan olma şerefini, onurunu en iyi beslediğini. Hoş görüyü yerleştirip, her diyalog ve teması en ince ayarda tuttuğunu. Cennete ilk gireceklerin iyiliği çok olanlar, diye tarif edildiğini. Millet ayırt etmeden tüm komşuların bir çok hakkı olduğunu. Fatih in İstanbul'a girince, tıpkı Efendimizin Aleyhisselam Mekke' ye girdiği zaman yaptığı gibi, din ve ibadete, ırk ve millete huzur ve selamet dağıttığını.
     
       Mardin' de, kilisenin hemen yanında cami diğer tarafında başka ibadethane olduğunu. Ülkemin başka bir çok yöresinde, cem evlerinin, havra, cami ve tapınakların çok yakın mesafede olduğunu. İnsanların bir birinin adet ve bayramına saygı ve kolaylık gösterdiğini, huzur içinde yaşadıklarını unuttuk. Unutturuldu. Ramazanda farklı dinlerin mensupları bir araya gelip iftarlar yapar, sorunları konuşur, çözümler bulurlardı, dağıtıldık. Hayra toplanıp, iyilikte birleşmelerimiz durduruldu. 
 
       Öyle sağlamdı ki birlik bağlarımız, Çanakkale'de şehitlikte yan yana yatanlar, gözlerini kırpmadan ölüme giderken aynı bayrağa renk olmuştu kanları. Erzurum' da, Maraş'ta, Antep, Elazığ, Van nerede kim vatana kast etmişse bir yumruğu oluşturan parmaklar gibi bir birine bitişik, yapışık, örülü karşılık vermişti bu millet. Aynı bütünlüğe sahip çıkıp, dışarıdan gelen tasallutu bertaraf etmişti.
 
       Desteyi bozmak gerekiyordu. Bütünü dağıtmadan kırmak imkansızdı. Zor ama garantili olan seçildi. İki günde geçici zafer yerine kalıcı olana çalışıldı. Diline bağladılar milletleri. Sonra töre, adet, ibadet. Araya yavaş yavaş üstünlük- eksiklik sözleri sokulmaya başlandı. Ayetle sabit, hiç bir ırkın diğerine üstünlüğü yoktur. Her insan kendi fıtratını geliştirir, üzerine yükler, tekamül eder. İnsanı iyi yapan erdemleri, meziyetleri sağlam tutmak, kaybetmemek lazım.  İçimizdeki vahşi hayvana çiğ et verdikçe, içtiğimiz çiğ sütler kokuşuyor. Sonra ayıkla pirincin taşını. Kendini üstün gördükçe, verilen hakkı eksik bulmaya başladı. Sinsice bulaştı ayrılık ateşleri. Düğünler, müzikler, kız alıp vermelerde sorunlar. Aşk kadar masum bir olayda engeller, dostlukları gizleyip saklamalar. Bilinmesinden korkulan, yakınlıklar giderek çoğalttı derinlikleri. Önce sızıntı idi fitne tohumları, küçük çatlaklar, ufak vadiler açtı zamanla. Giderek büyüyen firak yaygarası, uçurumlar oluşturdu ağır ağır.
 
       Aynı bayrağa sarılı yine farklı bir çok şehit. Göçmeni, Boşnağı, Çerkesi, Lazı, Kürdü. Bu vatan için şerefiyle görev yaparken şehadet şerbeti içtiler. Aynı gaye ile yürüdüler hakka. Gözyaşı dökerken Kürtçe ağlayan da var, Türkçe ağlayan da. Gözümüzü büyük resme çevirmeliyiz. Kelimeler özenle seçiliyor. Ya istiklal ya ölüm derken Atamız milletimi ırkına göre ayırmamıştı. Şimdi, bayrağı göğsüne basıp sokağa çıkan, Vatan bölünmez derken, yalnızca toprağı değil, bölünmeyecek millet dokusunu da kast etmeli.

       Benim ülkemi benzersiz kılan bu dokudaki çeşitlilik. Hoşgörümüzü bu kadar geniş kılan dinleri iç içe sükunetle yaşamamız. Milletimi aziz kılan, ucuz oyunları hemen çözecek zekaya sahip olmamız. Yüzlerce yıllık oyunlar filizlendi, boy verdi, çiçeğe duruyor, bu oyunları ters yüz edecek kudrette benim insanım. Telaş ve panik tüm belalara davetiye çıkarır. Teslimiyet kadar öldürücüdür, acelecilik. Geriye bakıp, ileriyi iyi örmeliyiz. Çocuklarımıza birliği düzgün öğretmezsek, minicik topraklarda, daracık dünyalarda, azıcık huzurlarla yaşamaya bırakırız.

         Ülkemin üzerine kara bulutlar çağırıyor yüreği karışık insanlar. İçinde tilki besleyenlere, çakal yetiştirenlere, timsah göz yaşı için timsah büyütenlere fırsat verme Allahım. Elini vicdanına koy, yüreğini dinle. Bir karış toprağı gözden çıkaracak değil bu millet. Bir tek ferdi yalnız bırakacak, zülume itecek de değil. Benzemez ne oyunlarda tutundu bu vatan evladı birbirine. Oyun hileli şimdi. Bayrağı alıp cepheye koşmak olsa ne Şerife Bacılar, Seyit Onbaşılar var. Bu zaman hile ve oyun zamanı. Kanına işliyorlar, fikrini çeliyorlar, beynini zehirliyorlar insanın. Aklı başa alma, ayakta durma, sağlam kalma zamanı. 
 
Muradı hayr olanla buluştur yollarımızı. Şer olanların, düğüm düğüm et yollarını. Sen ülkemi, milletimi muhafaza eyle Allahım...
 
 
* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR