22 Eylül 2017 Cuma

Kadir YAVUZ / Ajans32

ISİAD Başkanı Özcan PINARCI...

16 Aralık 2013 Pazartesi 16:59

ISPARTA SANAYİCİ İŞADAMLARI DERNEĞİ BAŞKANI ÖZCAN PINARCI

Bu defaki ziyaretimle birlikte üçüncü ziyaretim oldu, Özcan Pınarcı’yı! Her görüştüğümüzde, ziyaretin süresi uzuyordu. İnsan, ilk görüştüğü kişiyle ancak tanışmaya çalışıyor. İsmini, soyadını, mesleğini filan öğreniyor. İkinci görüşmede, biraz daha sohbete yönelik konuşmalarla geçiyor. Üçüncü de, tanışan iki insanın kaynaşması başlıyor. Bugünkü ziyaretim, aynen o kaynaşma sürecini yaşattı bana!

Tanıdıkça sohbet uzuyor, kaynaştıkça da ayrılmanız zorlaşıyor. İlk günkü ziyaretim 10 dakikayı geçmemişken, son ziyaretim tam iki saat sürmüştü.

Ispartalı Sanayici İşadamları Derneği Başkanı Özcan Pınarcı, faaliyetlerinden bahsederken, zerre kadar havaya girmemiş, mütevazı yapısından hiç ayrılmamıştı. Amerikalı işadamları gelmişti ve onlarla konuşmalarından bazı bilgiler vermeye çalışıyordu. Amerika’yı anlatırken, oranın büyüsüne yani büyüklüğüne kapılmamak gerektiğine değiniyordu. Bir ara: “Biz, Amerika’yı gözümüzde büyütüyoruz” dedi. Sonra devam etti “Hani orada bize göre iş yoktur. Büyük yer ya, biz kim orada iş yapmak kim? gibi bir psikolojik sıkıntı içine giriyoruz. Oysa o kadar yapabileceğimiz işler var ki, Amerika’da bizleri bekleyen! Amerikalının kendi memleketinde yapmadığı nice işleri biz gidip rahatlıkla yapabiliriz. Amerikalı işadamlarına göre küçük iş, bizim işadamlarımıza göre büyük bir iş! Sadece gözümüzde büyütmemeye özen göstereceğiz” dedi.

“Gözümüzde büyütüyoruz” sözü çok hoşuma gitmişti. O gün, Özcan Bey’i ziyaretimin akşamı yazımı kafamda tasarlarken televizyonda bir reklama takıldı, gözlerim! Garip ama ben, o ziyaretimizin ana fikrini oluşturan sözle bağlantı kurmuştum sanki! Yine yakaladım, dediğimden bir şey olmuştu. Reklamda “Siz, bu bankayı gözünüzde çok mu büyütüyorsunuz ya?” diyordu. Reklamın temasında işlenen konu bankaydı, bizim konumuzdaki meselede Amerika’ydı ama ‘gözümüzde büyütüyoruz’ ifadesi aynıydı. Değişen bir şey yoktu.

Hayatta her şeyde geçerli olan bir şeydir, gözümüzde büyütme olayı! Yapacağın işi, gözünde büyütürsün; iş yapacağın adamı, gözünde büyütürsün; iş yapacağın ülkeyi, gözünde büyütürsün. Gözünde büyüyen her şey, kocaman bir dağ gibi olur. Aşamayacağınız dağ gözünüzde ne kadar büyür, malumunuzdur!

Bir dernek başkanı olmasına rağmen bir aydın, bir bürokrat kadar güzel şeyler düşünüyor. Büyük projeler üzerinde kafa yoruyor. Gençlerin problemleriyle uğraşıyor, onlar için ‘kişisel gelişimci’ getiriyor. Gençleri anlamak, onları anlayabilmek için onlarla konuşmanın gereğinden bahsediyor. ‘Gençlere yaklaşmalıyız’ diyor. Onları anlayabilmenin yolu, onlara yakınlaşmakla mümkün! Doğru mu? Tıpkı, gözümüzde büyüttüğümüz Amerika gibi gençlerin meselelerini de, gözümüzde büyütüyoruz. Yoksa reklamdaki işlenen şey gerçek mi? ‘Biz, gözümüzde çok büyütüyoruz’ değil mi? Özcan Bey’in her konuya yaklaşımında, bu gerçeklik var. Gençlere yaklaşma konusunda, projelerin gerçekleşmesi konusunda, yurt dışına bakış konusunda ve Amerika’yı gözümüzde büyütmemiz konusunda, korkularımızı yenebilmiş değiliz. ‘İnsanın başaramayacağı şey yoktur’ diyor, Özcan Bey. Yeter ki, inanalım. Derim ya: Üçlü bir çözüm sunarım kendi kendime… İnanmak, yaşamak ve sabretmek! O inanmak, inançla olur; inancın yaşamadıkça da, hiçbir anlamı olmaz ve her ikisini de yaptınız diyelim ama sonucu bekleme konusunda sabırsız davranıyorsanız, o zamanda isteğiniz olmaz.

Sabır, öyle kolay değil aslında! Nasıl sabredeceğiz, 150 yıllık bir tahribatın üzerimizde bıraktığı, menfi etkileri var. O nedenle, her şeyi gözümüzde büyüttüğümüzü düşünüyorum. Bir şeylerin gerçekleşmesi için sanki zamana ihtiyacımız var. Ancak, zamansızlık sabırsızlığımızı artırıyor. 


Birçok konuda kendisine katıldığım yani hemfikir olduğum Özcan Pınarcı’ya başarılar dileyerek, müsaade isteyip ayrıldım. Ama Özcan Bey’in sohbetine doymadığımı itiraf edeyim.                                                  12 Aralık 2013

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR