25 Eylül 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Isparta Müftüsü M. Emin Avcı’yı Her Ziyaretimde…

06 Ağustos 2014 Çarşamba 23:55

“Bilgi, büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.” (Brigitte)

 

Isparta Müftüsü M. Emin Avcı’yı Her Ziyaretimde…

Bu yılların tecrübesini omuzlanmış muhterem insan, şehrin en büyük kazancıdır, diye düşünüyorum. Şehrin kazancı, bu güzel insanın, bir yönünü keşfettim.

İlk ziyaretine gidiş sebebim çok eski bir arkadaşımız oluşundandı… Sonra ikinci bağlantımız Âdem’den geliyordu ki, bağımız din kardeşimiz oluşundandı. Daha daha anladım ki, Bingöllüymüş demek yakınlığımız hemşehrim oluşundandı.Öyle öyle o günden beri birbirimizle görüşmemiz yani kendisini ziyaretim 4-5 defa oldu. İslami bilgisine hayranlığımı Isparta’ya ilk geldiği zaman ki, bir Cuma sohbetini dinlediğimde tespit etmiştim. O günden sonra da, kendisini benim yazdığım aynı gazetede bazı bazı çıkan yazılarıyla takibe aldım.

İnsanı uzaktan tanıyamıyorsun. Yakından tanımak, yakın merceğe almayı gerektirir.

Oğlu olduğunu öğrendiğim Bilal’in, yanına geldiğindeki ona davranışı beni çok etkilemişti. 32 yaşında olduğunu söylediği Bilal spastik özürlüydü. 18 yaşlarında, bir genç hatta henüz çocuk gibiydi. Otobüse binmiş, biri kafasını bir yere vurmuş sanıyorum; Bilal babasına onu anlatmaya çalışıyordu. ‘Bir yere mi vurdun?’ diyordu, o da ‘Ben vurmadım, vurdular’ diyor, bir şey yapamamış oluşuna kızıyordu sanki! Öyle biraz onu dinledi, okşadı, vurulan yeri öptü, lokum tuttu Bilal’e ve teselli ederek, çocuğu eve gönderdi.Ve ardından bana ‘Okulları var, durumları yani şartları çok iyi’ dedi. Oysa zordu. Bir oğlunuz var, 32 yaşında küçük bir çocuk gibi, ilgi ve alâka bekliyor sizden; evinizde bakıma ihtiyacı olan biri var. Bu 3-5 günlük bir bakım değil, tam 32 yıllık bakım! Büyük bir sınavın içindeydi, Müftüm. Hani Kur’an’ı Kerim’de Allah (c.c): “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmeyle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!”Buyurur. Bakara Sûresi, 155. Ayet.Sabır sınavındaki, vakur duruşunu gördüm.

Misafir olduk. Kendisini ziyarete birkaç kişi götürdüm. Onlara yaşadığı bir olayı ince detaylarına kadar anlatışını gördüm. Oradaki inceliğini gördüm. Tansiyon yükseltecek konuşmalara rağmen ondaki rahatlığı gördüm. Sonra, sonraki ziyaretlerimde hoşsohbetine şahit oldum. Nüktedan biri olduğunu gördüm. Bazı derin mevzulara, latifeli yaklaşımına tanık oldum. Ne diyordu, bir mevzuyla ilgili bir yerde ‘Ben artık ayet okumayacağım’ dediği, bir toplulukta ‘Niçin, Hoca’m?’ diye soruyorlar da, o da ‘Eh yani! Nasılsa benim yerime bu işi yapanlar var.’ Demiş. Bu geçmiş bir mevzuyu anlattığında ki, anlatışına hayran kaldım. Dik duruşunu gördüm. Yaşlı demeyeyim ama önümüzdeki yıl yaştan emekli olacak müftümün, olayları anlatırken ki; olayla ilgili, en ince detayları bile aktardığını, tarihi, isimleri, o günü aynen bugüne taşıyarak anlatışına hayran olduğumu itiraf edeyim.

Bakalım, önümüzdeki ziyaretimde, hangi yönünü tespit edeceğim, Müftümün. Öyle ya, içerideki hâliyle dışarıdaki hâli birbirine benziyor mu? Dışarıda nasıl, birlikte bir yerlere gitmeliyiz, birilerini ziyaret etmeliyiz ki, çözebileyim Hoca’yı!Hoca’mı çözmek, yakın markaja almak, onun iç dünyasını ortaya çıkarmak gibi bir niyetim yok! Onun güzelliklerini, sizlerle paylaşmak amacım.Ve en önemlisi de, onunla olan ilişkilerimden bana ne kalacak… Benim kazancım ne olacak? Ben ona bakarım. Ben bir şey kazanmışsam ki, eminim sizlerde bir şeyler kazanırsınız. Sakın bu sözüme alınmayın.

Geçen bir yerde sohbetteyiz. Sohbet ehline biri bir şey sordu; o da, ‘Tamam mı, anladın mı?’ dedi. Arkadaş da ‘Anladım’ deyince Hoca ‘Eh o zaman mesele kalmamıştır. Sen anladınsa, herkes anlamıştır’ dedi. O arkadaşla ilk başta bir araya geldiğimizde, bu sözü eleştirdik sonra bu yazımı yazarken, o an ki eleştiri dehaksız olduğumu düşündüm. Hoca doğru söylüyordu. İçimizdeki, en bilgililerden biriydi, o soruyu soran; yani, onun anlamış olması gerekirdi. Bunda bir art niyet aramak yanlıştı.

Müftümle görüşmelerimden ben bir şeyler anladım ve kazandımsa sizlerde kazanmışsınızdır, dememde bir sakınca yok, o halde! Doğru mu?

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR