06 Mart 2021 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
30 Kasım 2020 Pazartesi 10:51

Isparta’nın Hava Kalitesi “Hassas”

Isparta’nın Hava Kalitesi “Hassas”
Isparta’nın Hava Kalitesi “Hassas”

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Hava Kalitesi İzleme Merkezi’ne bağlı Sürekli İzleme Merkezi verilerine göre Isparta’nın hava kalitesi ‘Hassas’ kategorisinde değerlendirildi. Merkez, kentlerin hava kalitelerini “iyi”, “orta”, “hassas”, “sağlıksız”, “kötü” ve “tehlikeli” olarak kategorilendiriyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Sürekli İzleme Merkezi verilerine göre Isparta’nın hava kirliliği durumu ‘turuncu’ alarm veriyor.

Temiz hava için 0 ila 50 arasında bulunması gereken endeks değer, Isparta için son ölçümlerde 100 ila 150 bareminde çıktı. Bununla birlikte açıklanan verilere göre Türkiye'de havası en kirli olan il Düzce oldu. Düzce'de temiz hava için 0 ila 50 arasında bulunması gereken endeks değeri 174'e kadar yükseldi. Hava kirliliğinin korona virüs üzerine etkisi üzerine yapılan araştırmaların ardından vatandaşların merak ettiği hava kaliteleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından anbean paylaşılıyor. Buna göre Türkiye'nin en kalitesiz havası 174 ile Düzce olurken, ikinci sırada 172 ile başkent Ankara yer aldı. En kalitesiz havaya sahip üçüncü şehir ise 171 endeks değeri ile Hakkari oldu.

HAVASI EN TEMİZ ŞEHİR BURSA
Bakanlığın Hava Kalitesi İzleme Merkezine bağlı Sürekli İzleme verilerinden alınan bilgilere göre havası en temiz şehir Bursa oldu. Sanayi şehri olarak bilinen ve birçok sanayi kuruluşunun ilk tercih ettiği şehirlerden birisi olan Bursa'da hava kalite endeksi 10 olarak ölçüldü. Bursa'yı 11 endeks ile Kastamonu ve Bitlis takip etti. Türkiye'nin 4 büyükşehirlerinden birisi olan İstanbul'da hava kalitesi 96 ile ölçülerek orta derecede olurken, İzmir'de 111 endeks ölçümü ile havası hassas olarak görüldü. Türkiye'nin batısında turist akınına uğrayan Antalya ise 54 endeks derecesi ile orta hava kalitesi ile ölçüldü.

BATI AKDENİZ’İN EN RİSKLİ HAVASI
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Sürekli İzleme Merkezi verilerine göre Isparta, Burdur ve Antalya’yı içine alan Batı Akdeniz’de en riskli hava kalitesi Isparta’ya ait. Isparta hava kalitesi açısından ‘hassas’ derecede değerlendirilirken, Antalya ve Burdur ise ‘orta’ derece değerlendirildi.

HAVA KİRLİLİĞİNİN SAĞLIK ÜZERİNE ETKİLERİ
Öte yandan Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Hava Kirliği’nin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin de şu değerlendirmeleri yaptı.
Soluduğumuz hava kalitesi sağlığımıza doğrudan etkisi olduğu herkesçe ve çağlardan beri bilinmektedir. Normal olarak havanın %78,084’ü Azot (N2), % 20,946 Oksijen (O2), %0,934 Argon (Ar), %0,035 Karbondioksit (CO2) oluşturmaktadır. Geriye kalan % 0,001’i Neon (Ne), Metan (CH4), Helium (He), Hidrojen (H2) ve Kripton (Kr)’dan meydana gelmektedir. Ayrıca Atmosfer kütlesinin yaklaşık %0,25’i su buharıdır.
Dolaysıyla insan sağlığını veya çevresel dengleri bozacak şekilde havanın birleşiminin değişmesine ya da havada bulunmaması gereken maddelerin havaya karışmasına hava kirliliği denilir.

 

KALP VE AKCİĞER HASTALIKLARINA
BAĞLI ÖLÜM ORANINI ARTIRIYOR
Hava kirliliği, nüfusun artması, kentlerin büyümesi, endüstrinin gelişmesiyle artan oranda ve değişen içerikte etkilerini sürdürmektedir. Lokal bir kaynaktan salınan hava kirleticiler yerel etkiler gösterirken, kent merkezlerinde enerji tüketimi, fosil yakıt yanması, motorlu taşıtların artmasıyla hava kalitesinin bozulmasına neden olmaktadır. Bölgesel taşınımlar, asit depolanması, artan sera gazları, troposferik ozon üretimi bugün hava kirliliğinin küresel boyutlara ulaşan etkilerini ortaya koymaktadır. Trafik, ulaşım, endüstri ve ısınmadan kaynaklanan kirleticiler (antropojenik kaynaklı) hava kirliliğinin başlıcaları iken; meteoroloji, topografik yapı, dispersiyon ve kimyasal dönüşüm süreçlerinin hava kirliliği ve iklim üzerindeki etkileri artık daha iyi bilinmektedir. Hava kirleticilerinin çevreye ve insan sağlığına etkilerinin zaman, mekan, etki süresi, konsantrasyon ve diğer karakteristiklerine bağlı olduğu bilinmektedir. Hava kirliliği bir yandan kalp ve akciğer hastalıklarına bağlı ölüm oranını artırırken, diğer yandan bu hastalıklara bağlı hastane başvurularını artırmaktadır. Bundan başka, hava kirliliği özellikle çocukların akciğer gelişimini olumsuz etkilemekte ve kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi kronik hava yolu hastalıkların prevalansını artırmaktadır.
Hava kirliliğinin olumsuz etkileri, bir alıcı ortama ulaşması, temasta bulunması ve maruziyetin meydana gelmesi ile anlaşılabilmektedir. Bu durumda hava kirliliği etkilerinin anlaşılması için aşağıdaki özelliklerin bilinmesi gerekmektedir.
Alıcı ortama ulaşan kirleticilerin doğal, fiziksel, kimyasal ve biyolojik özellikleri,
Alıcı ortam özellikleri (insan, hayvan, bitki, nesli tükenmekte olan türler, tüm popülasyon veya ekosistem),
Kişilerin mevcut sağlık durumu,
Ekosistem şartları,
Kirleticilerin kimyasal kompozisyonu ve fiziksel formu,
Kirleticilerin saf veya bir karışım içinde olduğu,
Organizmanın veya kişinin kirleticiye maruziyet şekli (gıda, içecek, hava veya cilt yoluyla)

· Hava kirliliği insan sağlığına olan etkileri için vücuda giriş şekli, maruziyet süresi, etkenlerin yoğunluğu ve kişinin genel sağlık durumunu en önemli etkilerdir.

Hava Kirliliği insanlarda başlıca solunum sistemi ile dolaşım sistemini etkilemektedir. Rusya’da yapılan bir araştırmada toprağa çöken kirleticilerinin gıda ile sindirim sistemine de girdiğini göstermiştir.
Kirleticilerin boyu ile suda çözünmelerine oranında sağlığa olumsuz etkileri vardır. Büyük partiküller nazofarenksi geçemezken PM 2.5 altında kalan ajanlar Akciğer dokusuna geçebilmektedir. Eğer bireyde solunum sistemi rahatsızlığı varsa etkenlerin limit değerli dolaysıyla daha düşük olmakta veya diğer bir değişle sağlık problemleri sağlıklı bir bireye göre daha erken yaşta ortaya çıkabilmektedir.

Başlıca sağlık etkileri Astım, Allerji, Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ve Kanser. Hava Kirliliğinden de en çok etkilenenler ise 5 yaş altı çocuklar, kronik hastalar ve yaşlılar. Bu durumlara düşük sosyal statü (evsizler gibi), sağlık kuruluşuna ulaşamama (ör. afet durumları), sigara/alkol alışkanlığı, beslenme bozuklukları gibi etmenler eklenmesi sağlığa etkiler daha şiddetli olmaktadır.

KÜRESEL SORUN OLARAK ELE ALINMALI
Çevre Mühendisleri Odası da konuyla ilgili bir değerlendirme raporu yayınladı. “Hava Kirliliği ve İklim Krizinde Covid – 19 Etkisinin Değerlendirilmesi” başlıklı raporda şu görüşlere yer verildi.
“Her ne kadar COVID-19 salgınına karşı alınan tedbirler trafik ve bir kısım sanayiden kaynaklı hava kirleticilerin azalmasını sağlamışsa da, gerek enerji santralleri gibi önemli miktarda kirletici salmaya devam eden sektörlerin hala faaliyetine devam etmesi, gerekse salgın koşullarının ve buna karşı alınan önlemlerin geçici olması ve koşullar normale döndüğünde emisyonlarda azalmayı sağlayan kaynakların tekrar aktif hale geçecek olması hava kalitesindeki iyileşmenin de geçici ve yanıltıcı olduğu anlamına gelmektedir.

Özellikle küresel iklim değişikliğine neden olan CO2 gibi sera gazlarının atmosferdeki oranlarının yükselmeye devam etmesi, iklim değişikliği ile mücadelenin çok daha uzun vadeli ve geniş kapsamlı tedbirlerle sürdürülmesi gerektiğini somut olarak göstermektedir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelerek fosil yakıt kullanımının azaltılması, sanayiden kaynaklı emisyonların tesis içi önlemlerle ve baca gazı arıtma teknolojilerinin uygulanması ile kaynağında azaltılması, tüketim alışkanlıklarının ve buna bağlı olarak üretim yapısının sürdürülebilirlik kavramı esas alınarak değiştirilmesi, kentlerin ve ulaşımın yine bu kapsamda planlanması gibi köklü değişikliklere gidilmediği sürece, ne hava kalitesinde kalıcı bir iyileşme sağlanması ne de iklim krizinden çıkış mümkün olacaktır.

Öncelikle dünyada sanayi üretimi ve ekonomisi ile paralel olarak sera gaz emisyonlarında en fazla payı olan ülkelerden başlanarak, sözü edilen köklü değişikliklerin genele yayılması gerekmektedir. Buna karşılık küresel iklim krizi ve yakıcı sonuçlarını azaltmak amacıyla yürütülen uluslararası müzakerelerin ve yapılan antlaşmaların istenen sonuçlara ulaşamaması, azaltım hedefleri için esneklikler sağlanması konunun ciddiyetinin hala yeterince kavranamadığını veya öncelikli bir küresel sorun olarak ele alınmadığını göstermektedir”

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR