20 Eylül 2017 Çarşamba

Neriman CANBOLAT / Ajans32

İyiliğin Hamm! Hali

04 Mart 2012 Pazar 13:54

Son zamanlarda nereye gitsem, kiminle konuşsam sık duyduğum sözlerden biri “ Ne geldiyse başıma, hep iyi niyetimden geldi.” Cümlesi oluyor. Bir dokununca, bin ah işitiyorum. Sanırım iyi niyet artık, işe yaramıyor. İnsanlar iyi niyetli olmanın bedellerini, çok ağır ödüyorlar.

Etrafımız; “ Dost zannettiklerimin oyununa geldim,
her zaman sırtımda saplı bıçakla gezdim, her söze inandım,
her gülen yüze kandım, görünen riyakâr insanlardan bıktım,
her iyilik yaptığım insanlardan kötülük gördüm,
arkamdaki hainliği anlayamadım,
koynumda yılan beslemişim,
bol günümde yanımda olanlar, dar günümde olmadılar,
acıdım evime aldım eşimi benden çaldı,
kefil oldum, parayı ben ödedim,
elimi verdim kolumu da kaptırdım…

” Sözlerini söyleyen, acıları yüreklerini yakan insanlarla dolu.

Aslına bakıldığında, büyüklerin sözlerini şöyle gözden geçirdiğimizde: Aklın saflığından ziyade kalbin saflığı çok önelidir. Akıl saf olursa her zaman birilerinin aldatmacasına kapılabilir. O bakımdan, Hazret-i Mevlânâ -kuddise sirruh- Mesnevî’sinde Hak dostlarının nasî­hatlerine gönül verilmesi husûsunda şöyle îkazda bulunur: Fırsatı kaçırmadan ve tereddüde düşmeden, bu fânî âlemin aldatmacala­rından sıyrılmış, ken­dini tamamıyla Hakk’a teslim etmiş olan kâmil insanın dostu ol ki, âhir zamanın, şu bozulmuş dünyanın fitnelerinden kurtulasın!

Tamam, büyüklerin sözü büyüktür ve buna da sonsuz kere inanıyoruz. Lakin insanların bu saf duygularını da bu kadar istismar etmek hiç etik bir davranış şekli değil.

Geçtiğimiz günlerde, gördüğüm kadarıyla son derece samimi, belki de dünyanın en temiz yürekli insanlarından biri olduğuna inandığım bir arkadaşım geldi. Çay sohbeti esnasında konu, konuyu açtı. Güvenden sadakatten konuşurken, sanırım beni kendine samimi buldu ki; kandırıldığını, zor durumda bırakıldığını, aldatıldığını gözyaşlarıyla anlattı…
Sevgilisiyle tam 9 yıl boyunca evlilik hayalleri kuruyor. Kendisini; eşinden ayrı olarak ve iki çocuğunun olduğunu söyleyerek dürüst gösteriyor.. Hatta çocuklarıyla görüşmediğini de özellikle anlatıyor. Çok sevdiği için kadıncağız araştırma gereği hissetmiyor. Zaman zaman iş seyahati diye şehir dışına çıkmalarından şüphelenen kadın bir araştırıyor ki canı gibi çok sevdiği aşkının, maalesef evli ve hatta üç çocuklu olduğunu öğreniyor.. İnanamıyor kadın duyduklarına. Yalancı sevgiliye bunları öğrendiğini belirttiğinde inkâr edip, hatta çocuklarının üzerine yemin edebiliyor, evli olmadığına dair. Yıllarca sahte kimlik kullanmış. Kimliğinde “ BEKÂR” yazdığı için anlayamamış. Daha doğrusu güvenmiş. İyi niyetinden yalanı, riyayı, sahtekârlığı konduramamış zavallı kadın.

Şu duruma bakar mısınız? Bir ilişkiye başlıyorsunuz, yıllarınızı veriyorsunuz, evlilik hayalleri kurarken bir süre sonra iyilik, güven, sadakat kelimelerinin ne kadar boş ve gereksiz olduğunu görüyorsunuz. Sahtekâr bir insan çıkıyor karşınıza hayallerinizi çalıyor, ümit veriyor riyakârlık diz boyu… Gözlerim yuvalarından çıkarcasına şaşırıp kaldım. “Nasıl olur “ dedim. Sahte kimlikle, masum insanları rahatlıkla dolandırabiliyorlar. Kadıncağızda tabi’i ki onarılmaz yaralar açılmış. Artık kime güvenebilir ki bu saatten sonra. İşte bu tür insanlar hayatlarımızı alt üst etmeye yeter. Önce psikolojiniz, sonrada ilişkiniz biter. Artık ne insanlara, ne aşka, ne sevgiye güveniniz kalmaz. Maalesef ki; insan en büyük hatayı uğrunda ölümü bile göze aldığı sevdiği şeyler için yapıyor. Zaten kötü niyetli insanların her zamanki niyeti; aldatmak, kandırmaktır. Yalan söyleme sanatının okuluna gitmişler, hatta evet evet mastır yapmışlar.

Fazlası zarar olan iyi niyetli olarak nitelendirilen kişilik özelliği, kötü niyetlilerin beklediği yem gibidir, av gibidir. Ortalıkta aç kurtların cirit attığı, zehrini bala karıştırıp, altın tasta zehirlemeye çalışan yamalıklı yüzler dolaşırken, hiç birimiz garantide değiliz diye düşünüyorum. Artık öğle olaylar yaşanıyor ki; sahip olduğu dürüstlükten ödün vermeye başlayan insan sayısı hızlı bir şekilde artıyor. Sadece samimiyetinden emin olduğumuz kişilere iyi niyetli olmalıyız. Gerçi en çok da onlardan darbe yiyoruz…

En yakınımızın, iyi niyetimizi suistimal etmesi kuvvetli muhtemel… İyilikten maraz doğar diye atalarımız boşuna söylememişler. Beterin beteri vardır ya; her bir hikâye birbirini aratmayacak şekilde can yakıyor. Yolda giderken yaralı birini görüyorsunuz. Alıp hastaneye götürünce ilk sorgulanan kişi siz oluyorsunuz. Atlayın şimdi pirincin taşını. Buda iyi niyetin farklı bir boyutu. En yakın arkadaşınız veya akrabanız sizden borç para istiyor. Alana kadar neredeyse elinizi bırakıp, ayağınızı öpecek. Acıyorsunuz ailenizin, çocuğunuzun rızkını veriyorsunuz. Zaman geçiyor paradan haber gelmez. Artık parayı isteme zamanı geldi diyerek, utana sıkıla parayı istersiniz. Ama o, parayı isterkenki yalvaran, kuzu insan gitmiştir. Sanki canavara dönüşüvermiş olarak “ kaçıcımı var, olunca vereceğiz “ der. Sizde o, paranın üstüne su içmeye hazırsınızdır artık. Hem arkadaş görünen sahtekârdan olursunuz, hem de paranızdan.
Dilenciye acır para verirsiniz, ama dilenci sizden zengin çıkar. Yazmakla bitmeyen, sahtekâr insanların saltanat sürdüğü bu dünyada, bizler böyle iyi niyetli oldukça, daha çok üzülürüz. Dünya kötü insanlarla doluyken, keşke bu kadar iyi niyetli olmasaydık. Bugün bu sıkıntıları çekiyor olmazdık… Peki, kötü olsak ne olacak? O, zaman da, şikâyet ettiğimiz kişilerden ne farkımız kalacak ki?

yi niyetli insanlara, kazık atanlara sorulsa, muhtemelen onlarda, “ iyi niyetimden dolayı yaptım “ diyeceklerdir ve asla hayatları boyunca kötülük yapmamışlardır.

Yolda yürürken çok duygulandım. Duvar kenarlarına belli aralıklarla yem dökmüş birisi. Tabii ki kuşlar Yasin diye. İçimden o insana. “ her kimsen; anne baban seni nasıl terbiye ettilerse, besleyip, büyüttülerse, şuan aldığın terbiye ile aciz olan kuşlara sende merhamet ediyorsun. Dilerim besle kargayı, oysun gözünü olayını yaşamazsın. Öncelikle seni yetiştiren anne ve babandan Allah razı olsun. Allah’ ta seni darda koymasın, O’nun geniş merhametine kavuşursun “ diyerek dua ettim. İyi niyet sahibinin yardımcısı, her zaman Allah tır. Yaptığımız her şeyde Allah’ın hoşnutluğunu aramalı, daha sonra iyi niyetimizle, irademizi birleştirerek hayatımızı Allah yolunda geçirmeliyiz.

“ GÜVEN, VEFA, SADAKAT ‘ın “ Artık sadece mahallelere verilen sokak isminden ibaret olan, yalanlarla yönetilen şu dünyada hep birlikte, kardeşçe yaşamayı bilelim. Tedbiri elden bırakmadan tabi’i ki!..

Çünkü; HER İLTİFATA İTİBAR ETME!...
KURBAN KESİLMEDEN ÖNCE, BOYNU OKŞANIR….
,

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR