21 Eylül 2017 Perşembe

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Kadına Karşı Kan Kaybından Öldü İnsanlık…

26 Ocak 2015 Pazartesi 10:57

Eşinden ayrı ve bir kız çocuğu olan, arkadaşımın ziyaretine gittim. Hayat şartlarından falan bahsettik. Bir ara özeline geldi mevzu. Tekrar evlilik düşünüp düşünmediğini sordugumda... o kadar doluymuş ki! Patlamış bomba gibiydi sanki. Evlenmek zorunda kaldığını anlattı. Neden dedim “ İnsanların dedikodusunu duymaktan bıktığını, kime selam verse onunla yakıştırıldığını, yolda nasıl yürüyeceğini şaşırdığını, evli bir arkadaşına gitse eşinden kıskandığını, ne giyeceğini şaşırdığını, İki kez aynı sokaktan geçse acaba kimin için geçiyor. İşte bu yüzden, başımda biri olsun diye, yani evlenmiş olmak için evlendim.” Dedi.

Ben anlamıştım ve ne onun ne de benim üzülmememiz için daha fazla anlatmasına izin vermedim. Her şey ortadaydı. Konuyu kaleme alma zamanının geldiğini anladım ve…

Suçtur kadın olmak... Çünkü herkesin sahip olmak istediği, bir bedenin vardır. Hiç yaş farkı gözetmeksizin, nefsine sahip olamayanların ellerin uzandığı bedenin, o iğrenç dedikoduların uzandığı kadınlığın... Bu dünyada kadın olarak doğmuşsan 1-0 yenik başlamışsındır hayata. Cahiliye devrinde diri diri toprağa gömülüyordu. Yeni bir dinin gelmesiyle kadına verilen değer biraz arttı. Fakat 1400 yıl geçmiş aradan artık yine kadına olan saygısızlık, çirkinlik diri diri toprağa gömmekten daha beter olmaya başladı.

Kadınsan bulunduğun topluma uymak zorundasındır. Aksi takdirde, farklı olduğun an; hele ki eteğin diz üstüne, elbisenin kolu omuza çıkarsa, namussuzsun, uzunsa namuslusun. Güzel giyiniyorsa, bakımlıysa, ne olduğu bellidir kadının. Kadın olmak eteğini uzun tutmaktır. Oysa toplumdur kadını eksik hale getiren, namusunu alıp etek altına iten. İnançlarını yok eden. Toplumdur bir melekten, şeytan çıkarmasını bilen...

Benim ülkemde de artık kadın olmak suç... Boşanmışsa dul, evlenmemişse evde kalmış, çocuğu yoksa kısır, dekolte giyiniyorsa hafifmeşrep, çok gülüyorsa oynak, çok geziyorsa sürtük, bir erkekle ilişkisi varsa o... diye etiketlendirilmektir. Selam verse sekse davet olarak algılanırsın. Kadınsan eğer; günahla, ayıpla, ön yargılarla, geri kafalılarla savaşmak zorundasındır. Hiçbir şey yapmamak, hakkını arayamamaktır.

Kadın olmak bedeninden, cinselliğinden, kadınlığından utandırılmaktır. Her zaman cinsel obje olarak görülmektir. Otobüste, sokakta veya herhangi bir yerde tacizlerden korunmaya çalışmaktır... Başın önde yürümelisin terbiyeli olmak için. Sağa sola bakarsan ahlaksız, terbiyesiz damgasını yersin hemen. Baykuş gibidir etraftakiler kadının üzerinde. Cinsiyetinin bedelini ödetiverirler. Bu kadar kolay mı, insanı yargılamak? Bu kadar kolay mı kelimelerle kadınların ruhuna tecavüz edip, iftiralar atmak?

Korumak zorunda olduğun bir namusun ve sevmeye yasaklı törelerin vardır. Eğer törelere uymazsan ölüme gelin giden kadın oluverirsin. Hem de küçük yaşta kadın olan... Hiç acımazlar o bedenine. Açmadan solan bir çiçeğe dönüştürülürsün. Açmadan solmak zorunda kalmış bir bahar çiçeği gibi yaprak yaprak açmayı hayal bile edemeden kıyarlar... Sormazlar ki sana... Peki, nasıl sulayacaklar o körpe bedeninde ölen çiçeği. Bu yüzdendir ki, kan kaybında öldü artık insanlık! Çok kolay

değil mi? Kadınsın en fazla dövülürsün, sövülürsün, hakir görülürsün. Hatta hiç sorgusuz, yargısız, savunmasız bir silah dayanır kafana. Belki çocuklarının gözünün önünde, belki de annenin babanın gözü önünde. Sonunda toplum “ Kim bilir ne yaptı da öldürüldü” fısıltılarını yayar etrafa. Bu mudur insanlık, bu mu?

Ya fıtrattır, ya da kader. Tabi ki kadınsın, haddini bileceksin. Çünkü eksik eteksindir. Aklın ermez, gözün açılmamalı. Sırtından sopa, karnından sıpa eksik olmamalı. Eşin kahvede, sen tarlada olmalısın. Kadınsan eksiksindir, güçsüzsündür. Daima fiziksel bir ezikliğe sahip olmaktır ülkemde kadın olmak. Gülmeyi unutacaksın. Gülünecek halin mi var zaten? Ağla o yüzden. Ki! Zaten gülmek ayıpmış eğer kadınsan. Eğer yoksa eşin, daha çok üzülmen, daha çok ağlaman gerekirken; gülmek kahkaha atmak neyine. Gülmekten, sevmekten, gezmekten, umuttan vazgeçeceksin bu ülkede. Oysa gülmelisin, gülmenin en çok sana yakıştığını bilmezlerin arasında.

Soğuk olmak zorundadır. Hissetmemesi gerekir. İyi görünmelidir ama öyle çok iddialı da olmaması gerekir. Hele ki: toplumda yerini bilmelidir. Seversin deli derler, sevmezsin kötü derler. Elde ederler basit olursun, elde edemediklerinde konuşmalara meze olursun. Kedi ciğer muhabbeti gibi... Susarsın bir şey bilmiyor derler, susmazsın dili uzun derler. Tabirlerince, kadın şeytana açılan kapıdır çünkü. O kapıyı kadına çarptırmamalıdır.

Zaten kadın her şey olmuştur, ama tek kendisi olamamıştır. At gibi kadın, Şarap gibi kadın, Taş gibi kadın. Adam gibi adam derler ama kadın gibi kadın demezler. Her şekilde ayrımcılığa itilmiştir. Bekarken baba, abi baskısı, evlenince koca baskısı, dulsa toplum baskısı. Kendisini ifade etmesine izin verilmemiş, bastırılmış, ezilmiş yok sayılmış ülkemin hüzünlü kadınları.

Kadın yüzeyseldir görünürde ve karmaşıktır aslında. Kadın derindir ve derine dalmasını bilen vurgun yeme ihtimalini de göze alabilendir. Cesurdur kadın. Seviyorsa bodoslama atlar, sevdiği için. Tüm engelleri aşar. Başkalarının günahlarını kendisi öder. Kadın karmaşık görünse de istediği üç şey vardır.

SEVGİ, SADAKAT, DÜRÜSTLÜKTÜR...

“ Ben Türk Kadınıyım” demek gurur verse de, aynı zamanda sıkıntılar içinde olan kadınlarımızın, bir nebze olsun sessiz çığlıklarını duyurmak istedim.

İnanın hayat; KADINLARIMIZLA GÜZEL.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 5 yorum yapıldı.
    YAZARLAR