21 Eylül 2017 Perşembe

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Kahhar İsmi İle Piri Pak Olana Kadar

17 Eylül 2015 Perşembe 18:23
Yavaş yavaş akşam oluyordu, güneş ışığını toplamış, gökyüzü günün yorgunluğuna bürünmüştü. Saatine baktı, gözlerini iyice açıp yine baktı, çok geç olmuştu. İçindeki sıkıntıdan uzaklaşmak için yürümeye başlamıştı ancak o kadar zamandır yürüyordu ki gün bitmek üzereydi. Soluklandı, kaldırıma oturup iç çekti. Biraz dinlenip durağa yürürse, karanlığa gömülmeden ortalık eve dönebilirdi. 
       
Zaman çok hızlı akıyordu, bir işe koyulunca, bir uğraş bulunca, tutkuyla birine bağlanınca, zaman kıskançtı, onu gözden düşürünce bereketini saklıyordu. Ömrüne baktı, yaşadıklarına, gayret edip yaptıklarına, didinip yapmak istediklerine, boğuşup olmasın diye yorulduklarına. Çok da etkisi yoktu hayatında, yanlışta ısrar ettiği zamanlar hariç. Sanki o zaman işler tıkırında gidip su gibi akmıştı. Muhasebe bitecek gibi değildi. Gönül memnun olmayınca yaşadıklarından, gözlerinden çisil çisil yağmur boşalırdı hep. Yine öyle olmuştu, gözleri kızarmış, burnu sulanmış, dudakları kurumuştu. Bir gayret ayağa kalktı, üzerini silkeledi, gülümsedi. Karanlık çökmüş, kimsecikler kalmamıştı. Elleri ile üzerindeki tozları temizlediği gibi kararlarıyla da hayatındaki çirkinlikleri temizleyecekti. Başını kaldırıp göğe baktı, yıldızlar göz kırpıyorlardı, el salladı, evet bende kendime inanıyorum dedi.
     
 Herkes affeder bir yolunu bulduğumuzda. Kendimizi affetmek önemli. Bir işe başlarken, beyin karar almadan önce yüreğe sorar, sen ne diyorsun diye yürek heyecan yapmış, coşkuyla hazırlanmışsa beyin bütün gücünü olura bağlar gözünü kapatır engellere. İşin içine gönül karışır, sevinç, huzur, bağlılık eklenir listeye. Öyle ki yapılmasa olmayacak hale gelir, az önceki basit ve tereddütlü konu. Halbuki şeytan, bir insana büyük günah işletmeden önce ona mutlaka kutsal görüntüsü verir, yapmasının ahiret kazancı olacağına inandırır. Ne acı ironi. Korkunuz günah ve o bunu size sevap gösteriyor. Hürmetle eğiliyorum şeytanın önünde. Yaratıldığında beğenmeyip önünde eğilmediği insanın varoluş kodlarını ezbere biliyor pes vallahi. 
       
Sonra mı, Allahu Ekber deyip başlıyoruz savaşa. Aklımızda bütün klişe sözler. Afiş afiş hadi naraları. Bir an bile düşünmüyoruz artık, acaba yapmasam mı, bu cidden doğru mu, Allah ne verdiyse asılıyoruz. Savaşta her yol mubah, desturumuz da var, her yoğun istek de savaş sebebi ve ulaşmak savaş, durdurana aşk olsun. Freni patlamış kamyon gibi hangi duvara yapışacaksak oraya savuruyoruz kendimizi. Bütün hırs yapmışlar gibi. Olması gereken bu mu. Sağduyulu davranınca kazanamıyor mu insan. Neden ille sonuca götürecek enerji, negatif dürtüyle besleniyor. Karmaşık ruh yapısı, kendine zehir, çevresine asit oluyor hırsa kapılınca. Boyutları farklı olsa da sonuç hep aynı. Keşke fark edebilseydim. Keşke biri beni uyarsaydı. 
     
 Sonunda bile olsa anlayıp zarardan dönmek büyük erdem. Ne yaptım tüh dediğimiz an, silkinip kalkıyoruz yeniden, yeter ki gözümüz hırsdan kapandığında tamamen kör olmamış olsun. Bir basit kalp kırmayı planlayıp yapan, bir anlık öfke ile evliliğini bitiren. Bir sıcak bakışın peşinden namusunu silen. Nefsinin bir anlık arzusu için tazecik cana dokunup alan. Aklındakine ulaşmak için, harama göz dikip, çalarak elini kirleten. Sırf eğlenmek için dersleri ihmal edip hayatını ziyan eden. Sonra yaparım deyip, arınma muslukları ibadetleri es geçen. Uyanıklık sanıp eşini dostunu ufak ufak kandıran. Daha neler neler. Nefis iç çeker, beden peşinden gider. Mevla gözlerimizi hırsla kör etmesin.
       
Yanlıştan önceki son çıkışta ilahi uyarılar var. Gönül bir terler, bir sıkılır. O heyecanlandım, çok güzel diye okur nefis. İşler karışır, zorlaşır, düğümlenir, akıl acaba yapmasam mı diyecek olur, nefis hemen atlar, hayırlı işlerde engeller çok olur, demek ki çok hayırlı. Ne zaman duraklasak iter bizi arkamızdan, hadi zaman kaybetme acele et diye. O yüzden sabit değerler var. Öyleyse şöyle yapalım dememek için. Ne zaman insan o sabit olanlardan kayar, onlara yeni adlar, manalar koyar sonu pişmanlığa giden yolculuk başlar.
       
Tövbe kapıları kıyamete kadar açık. Pişmanlık duyduğumuz an başlar, geriye- temize dönüş. Zorla, silahla, isyanla, gürültüyle olmaz. İçinden en doğruyu biliyorum, gururla yapıyorum diyene fayda veremezsiniz. Kişi kendisi bilecek yanlış yaptığını. Hissedecek, görecek, içi yanacak, utanacak. Temizlemek için elini su arayan kişi gibi koşuşturuyor olacak. Yoksa bayrak açıp giderken Hitler'e hatasını söyleyenler olmadı mı. Zamanının tüm bilgeleri, azizleri uyarmadı, yazmadı mı. Şimdi seyredip yorum yaptığımız, kıyıya vuran masum bebe için şiirler yazdığımız gibi o zaman insanı da belirtmedi mi. Elbette yüreği olanlar her zaman ses çıkardılar. Çıkarırlarda ama gözünü hırs bürümüşü kul durduramazsa ALLAH durdurur. Zulümle abat olunmaz. Ah alan iflah olmaz. Hak yiyen, kan kusar eninde sonunda. 
       
Şöyle bir arkaya yaslanıp, elleri açmalı, varsa içimizde bizi değiştiren bozan hırs ve heveslerimiz, onlardan temizlesin diye Allah' a yalvarmalı. Sonra da heves ve hırsları ile koca bir ülkeyi, aziz bir milleti ufalamaya kalkışan, kıran- döken, karıştıranları, Kahhar ismi ile piri pak olana kadar parlatıp temizlemesini dilemeli. Bu günler geçer, herkes kendi konumundan hesap verir. Yapan yaptığından, susan sustuğundan, duran durduğundan sorulacak. Görmedim, duymadım, bilmiyorum kurtarmaz bizi o tarafta. Elimizden gelenin gayretinde olalım...      

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR