26 Eylül 2017 Salı

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Karlı Günün Ardından

02 Ocak 2011 Pazar 14:12

Harika bir manzara, muhşeşem bir görüntü. Aman Allah’ ım nasıl bir güzellik. Tam bir yıl oldu onu görmeyeli. Ne de çok özlemişim, zaten çok severim. Eminim ki sizler de özlemişsinizdir ve seviyorsunuzdur. Evet kardan bahsediyorum. Dışarısı bembeyaz, İlk karımız yağıyor. Odamın penceresinden bayılırım karın yağışını izlemeye. Bahçemdeki ağaçların dalları neredeyse yere degecek.

Kar bütün görkemiyle adeta meydan okuyor. Ya evlerin çatıları ayrı bir güzel. Çocuklar gibiyim. Ama eksik olan bir şeyler var. Evet çocuklar hani? Hani neredeler benim zamanımın kartopu oynayan, kardan adam yapan çocukları. Karların üzerine yatıp resmimizin çıkmasını nede çok severdik. Gerçi şimdi artık kardan adam yapmaya gerek yokki! Her köşede, her adımda kardan adam görmek mümkün. Artık sıcacık tebessümlü insanlar bulmak çok zor. Tıpkı kardan adam gibi olmuş insanlar, soğuk. Nedir sizi bu hale getiren, sanki dünyayı sırtlarına almışlar. Aaaa inanamıyorum penceremin önüne minicik bir kuş kondu. Hemen mutfaktan bulgur getirdim. Bu günkü rızkın benden bedel istemem diye de espiri yaptım. Sanki beni anlıyordu, aslında gurur da duydum. Küçücük haliyle kışta kıyamette rızık peşindeydi. Kimbilir hangi kapıları, pencereleri dolaşıp nerelerden gelmişti. Oysa bazı insanlar hazır, kolay paraya alışmış asalak olup parazit gibi aramızda dolaşıyorlar. Kışta kıyamette bir kuş kadar olamayan insanlara düşündüm.

 Ne olurdu kuş kadar olsaydık. Her şeye meydan okur vız gelirdi ekonomik kriz. Herkes çalıştığı kadar ilerler. Rabbim ne güzel yaratmış. Ben büyük bir cüsse ile üşürken bu minicik kuş soğuğu hissetmiyordu bile. Bir kez daha tefekkür ettim, empati yaptım. Zaten en büyük eksikliğimiz empati yapmamak değilmidir. İçim titredi. Arada bir farklı hayat çizgilerinde,farklı karekterlerin içinden dünyaya bakmayı, hayal etmeyi severim. Tekrar tekrar hamd etmemi sağlayacak uzuvlarıma, verilen hayatıma sahip oldugum için rabbime sonsuz şükrettim. Anladım ki daha fazlasına sahip olmanın anahtarı, elimizdekilerin değerini bilmekmiş. Aslında her zorluğu, engeli yenmek kolay. Yeterki engellerimiz beynimizin içinde olmasın. Nasıl boş sokaklar inanamıyorum. Karın ilk günü hiçmi heyacan yok bu yeni nesilde. Özlenmeyen yürekte aşk barınmazmış demekki hiç kimse kara benim kadar aşık değil. Haydi çıkın biraz kartopu oynayın, yatın yuvarların karların içinde.

 Arkadaşınızı ağacın altına çağırın birden dalı sallayın bütün karlar üzerine dolsun diye avaz avaz bağırıp dışarıya çağırmak istedim herkesi. Mutluluğa giden yol yoktur ki; mutluluk o yolun kendisidir. Sobamdan çıkan alevler ne güzel içimi ısıtıyor. Birazdan kestane pişirip sobamın üzerinde, mısır patlatacağım gönül meyvem oğlum Enes’le. Ne de güzeldir kışın kestane ve mısır, ayrı bir keyif verir insana. Sanki özellikle kış beklenir onları yemek için. Dışarıda kanımı donduracak kadar soğuk ama içerisi sıcacık. Doyamıyor insan bu keyfe, her mevsimin ayrı bir güzelliği var, artık sonbaharıda seviyorum, yaprakların dökülmesi beni korkutmuyor. İyiki mahrum değiliz diye keyifle çayımı yudumlarken sanki boğazıma düğümlendi çay, çay akışkan olmasına rağmen. Gözyaşlarımı tutamıyor yüreğim sızlıyordu, derler ya burnumun direği sızladı, ne sızlama ama. Birden dışarıda hayat sürmekte zorunda kalan evsiz, odun kömür alamayan muhtaç insanlar geldi aklıma. Ya hayvanlara ne demeli, en zayıf yönümdür yaşlılar çocuklar ve hayvanlar, canlarım benim. Nasıl mutlu olabilirdim şimdi bu düşüncelerle.

Çay bardağımın şefkatli sıcaklığını hissettim. Daha çok kavradım bardağımı. Hemen duaya yöneldim, biliyordum ki bir kulun başka bir kulun gıyabında yaptığı dua geri çevrilmez. Ögle sıkıntılar var ki teselli sadece imandadır. Allah’ım bizi sensiz bırakma yarabbi. İnsan olma yollarını göstermeni diliyorum, bizlere dünyada ve ahrette seadet nasip et . 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR