17 Haziran 2019 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Kırıcı Olmayalım! 2

01 Mayıs 2019 Çarşamba 09:54

Cumhuriyet kurulduğu ve particiliğe geçişten sonra çok partili dönem başladığı günden beri hemen herkes gönlündeki partiye sandık kurulduğu zamanlarda oyunu vermiştir.

Çoğumuzun dedesi Halk Partilidir. Sonra Demokrat Parti dönemi başladı. Her seçimde sandığa inanıldı. Halkın iradesinin yansıdığı sandık doğruyu söyler denildi, oradan çıkan sonuca herkes tabii oldu. Çok aşırı siyasete kapılanlar, en yakın akrabasıyla, arkadaşıyla, dostuyla particilik yüzünden kavga etti. Onlar gerilerde kaldı. Artık kavgayla gürültüyle hiçbir şeyin çözülemeyeceğini herkes biliyor. Ama nedense yine kendisinin partisini tutmadığın bazı kişiler senin varlığına tahammül etmiyor. Neredeyse hayat hakkını gasp edecek gibi davranıyor. Kinli!

Sokak hayvanlarına bile tahammül eden, onun haklarını savunan, protestolar yapan, şirin görünenler nedense kendisinden farklı düşünen bir insana, onun siyasi düşüncesinden dolayı tahammül gösteremiyor. Kırıcı olmayalım. Bakın, yine söylüyorum, her insanın bir partisi vardır. Oyunu verir. Sandıkla ilişkisini kestiği gün her şeyi unutur. O gün, işi olmaz.

Kimisi neden uzatır? Neden bu meseleyi kan davasına dönüştürür? Siyasidir. Yaptığı işinden kaynaklanan zıt partiyi tutma rakip olma hırsı oluşur. Partinin işine engel olduğu yoktur ama o ona bağlar. Davayı partiyle husumetli bir davaya dönüştürür. Ne partisi vardır, ne de particiliği! Sırf o başına gelen hadiseden dolayı bir nefretle bir başkasına bağlanır. Onun yanında görünür. ‘Hiddetle kalkan zararla oturur.’ denilir ya, onun gibi bir şey olur.

Kanun herkese eşit haklar sunar. Bir vatandaşa farklı diğer bir vatandaşa daha farklı değildir. Bazen gariban hakkını savunamaz, belgeleyemez, delil yetersizliğinden kanun karşısında suçlu görülür. Bu genel görünümü değiştirmez. Nefsine uyup, kanunla çatışırsan, suçun birken iki olur. Haklıyken haksız olursun. Oysa sabretsen haklılığın ispatlanır. Suçsuz olduğun ortaya çıkar. Ergeç adalet yerini bulur. 40 yıl sonra hak yerini bulan, suçsuzluğu anlaşılan ve hapisten çıkan insanlar var. Şimdi bu kişi kime kızsın, kimle davacı olsun, kime kırılsın. Kırıcı olmayalım.

Kanunlar Allah yapısı değil, kul yapısıdır. O nedenle de, eksik olabilir. Aksaklık, sakatlık zuhur edebilir. Çaresi vardır. Yine insanın aldığı o kanunun maddelerini iptal eder, yeni maddeler koyar. Hakkını kanunla arayan olacasın. Onun tersi durumunda kanunun yerine kendi kanunlarını devreye koydun mu, adaleti yok saymış olursun. Hukuku çiğnemiş olursun. Bazı haksızlıklar karşısında Hakka teslim olmak gerek. Nerede bizde o sabır?

Maçlarda çıkan kavgalara hep üzülürüm. Tuttuğu takımı gol yediğinde, rakip takımın taraftarına saldıranı, kavga çıkaranı, döner bıçağıyla can alanı bir türlü anlayamıyorum. Partisi yüzünden kavga çıkaran, adam öldürenle, futbol takımı yüzünden adam öldüren arasında bir fark var mı? Yoktur.

Partisi yüzünden bir başkasına tahammül gösteremeyen biri, o kişiyi öldürmemiş olsa bile düşüncesine tahammül edemeyişi de, insanın hakkını katletmekten farklı değildir diye, düşünüyorum. Aynı toprakları paylaşan insanlar olarak medenice yaşamak varken, niye hayatı kendi menfaatlerimiz uğruna komşumuza, akrabamıza, dostumuza zehir ederiz. Kırıcı olmayalım.

Zerre-i miktar bu gibi durumlarda kin tutmam. Kin nedir, bilmem! Siyasi görüşümü açık açık söylerim. Savunduğum bile olur. Kesinlikle bu savunmalarım fikir teatisi seviyesinde olur. Kabalaşmam. Uzatmam. Seviyemi bilirim. Durulması yerde durmasını bilirim.

Gençlik dönemlerinde de siyasi düşüncelerim oldu. Parti çalışmalarım oldu. Bir partiyi eleştirdiğim zaman hep belgelere dayanarak konuşmaya özen göstermişimdir. Kulaktan duyma sözlerle, delilsiz ispatsız bir şeyin doğru olmayacağını, doğrulanmayacağını bilir o bilgilerden uzak dururdum. Çok zaman çatışma ortamına çekilmek istendim ama sabırla o durumlarda kavgayı önlemesini bildim. Çok bildiğimden mi, çok becerikli olduğumdan mı, değil! İnsanın en kavgacısının bile yumuşayacağı, anlayışlı olacağı, sakinleşeceği, mantıklı olacağı bir anı vardır. İnsanı anlamalı, onu tanımalı, insan olduğunu bilip ona göre davranmalı! Ne elimde sihirli külah vardı, ne de büyülü sopa! Hani ne demiş atalarımız, “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşırlar.” İnsan olduğumuza göre ben hep konuşmayı seçtim. Konuşarak anlaşıldığını da gördüm.

En son seçimlerde, ülkemizin sadece 1, 2 yerinde olay oldu. 81 milyon insanımızın yaşadığı koca coğrafya da 2 olay çok değil! Tabii ki, arzumuz o da olmasındı. O olaylarda yaşanmasındı. Bir taraftan azlığına sevinirken, diğer tarafta da hiç olmamasını elbette ki istiyoruz. Olaya şu açıdan bakmak istiyorum. İnsanımız belli bir kültür seviyesine geldi. Birbirini anlayan, birbirinin varlığına tahammül eden, birileri oluyoruz gibi!

 

Dünyanın en gözde ülkesiyiz. En göz alıcı yerdeyiz. Dünyanın gözü ülkemiz ve o ülkemiz insanının üzerindeyken rahat olmamız mümkün değil! birbirimize sarılmak, kenetlenmek varken, neden düşmanı sevindirecek şeyler yaparız. İki kardeş birbiriyle dövüşür mü? Dövüşür ama dövüşmesiyle barışması bir olur. Biz kardeşiz. Dostu üzen, düşmanı sevindiren olmayalım. Kırıcı olmayalım.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR



sanalbasin.com üyesidir