22 Eylül 2019 Pazar

Kadir YAVUZ / Ajans32

Kırıcı Olmayalım - 4

09 Eylül 2019 Pazartesi 11:39

“Allah bir beldeyi helak etmek istediğinde, orada zinanın açıkça işlenmesine fırsat verir.” (Deylemî’nin Müsnedü’l-Firdevs’i.)

 

Kırıcı Olmayalım 4

30-40 yıl öncesinde, siyaseten rol alan adaylar, bazen insanı harcama hatta bitirme üzerine kurulurdu. Acımasızca adaylar birbirleriyle çarpışırdı. Rakibinizin siyaset hayatını bitirmek mi istiyorsunuz, onun söylemediği çok aşağılık adi bir sözü söylemiş gibi yayacaksınız. Bir günde adamın siyaset hayatı biter. Burada kırıcı olmayalım, diyorum.

Bakın nasıl? Mesela bir belediye başkan adayı veya milletvekili adayı seçileceğinden o kadar emin orada burada caka satar ki, bir sözünde “Benim üstümden geçtiklerim oylarını verse ben yine kazanırım.” der. Deyin bakın, o kişinin siyasi hayatı nasıl bitiyor.

Ancak bu kadar acımasız, bu kadar çiğ, bu kadar iğrenç ve bir o kadar da adi bir söz söylenmez. Sözün ne kadar ahlaksızca olduğunu bilmiyorsa çok cahil biri demektir veya söylerken bir de küstahça gülüyorsa aklından zoru vardır, demektir. Ben, böyle bir söz söylenilebilineceğine inanmıyorum. Kendisini bilen biri, hayatta böyle bir söz söylemez.

Ama o şahsı yıpratmak için söylenilmiş olacağına inanıyorum. Ona ihtimal veriyorum. Siyasetle uğraşan birinin bu ahlaksızlığı yapacağına ihtimal vermediğim gibi onun karşısındaki şahsında böyle bir söz söyleyeceğine imkân ve ihtimal vermiyorum.

Ancak gerek siyaset hayatında gerekse o seçim döneminde etrafta yaygara koparan, adayın adamları ve bazende o gruba katılıp, oradan görünen bazı lüzumsuz adamlar, sırf o insanları lekelemek için aralarına ağza alınacak bu gibi iğrenç lafları diğer rakibin ağzından söylerler. Fısıltı olduğu içinde kimin söylediği ve doğruluk derecesi tespit edilemez. Lafın asıl sahibi ne bulunabilir ve ne de bir şey ispatlanabilir.

Tüm ihtimalleri düşünerek bir yere varmak istiyorum. Böyle bir sözü yazıma almak bile benim ahlaki yapıma terstir. Ancak şöyle söylemeliyim ki, neden söylenir, kim söylenir, bir şekilde seçim zamanlarında bazen böyle birinin olduğu ve bu sözü söylediği birileri tarafından söylenir. O kişinin belki haberi bile yoktur. Ama nasılsa, o yapıya biraz müsait bazı siyasi hatalar yapmış, yakışmayan hiçte hoş olmayan davranışlar sergilemiş, eskilerde bir dönemde siyaset sahnesinde görünmüş, görev almış biriyle ilgili bu söz söylenir. Söylenildiğinde de açıkçası ‘Ondan beklerim!’ diyebildiğiniz, bir doğruluk payıyla onayladığımız olur.

Benim gençlik yıllarımda memlekette böyle biriyle ilgili dedikodu yayılırdı. Geçenlerde yaşadığım ilde de biriyle ilgili bu söz söylenince, orada bulunanları susturdum. Hiç ihtimal vermediğimi, sonra konuşulmasını bu kötü sözün ağza alınmasının bile rahatsızlık vereceğini, bize yakışmayacağını söyleyip, konuyu başladığı gibi bitirdim. Kimin için söylenirse söylensin, kesinlikle tahammül edemediğim bu sözün siyaset için bir kara lekedir, diyorum. Ahlak dışıdır, diyorum.

Kendisini bilen hiçbir kimsenin bu sözle yerini garantilemeye çalışmasını şahsen bir siyaset adamından beklemiyorum. Şunu da söylemek istiyorum, ben kabullenmesem bile ahlaken böylesi bir söze imkân ve ihtimal vermesemde toplumdaki yozlaşmışlık, küfre, kötü söze müsait bazı kişilerin övünerek ahlaksızlıklarını aleni anlattıkları, küfür savurup kahkaha attıklarına rastlamışımdır. Bir bozulmuşluk, bir kokuşmuşluk var. Toplumun çok az bir kesiminde, yaptıkları fuhuş, zina gibi gayri ahlaki eğlencelerini birbirlerinin arasında gayet rahat bir dille anlatmaları, işimizin zorluğunu anlatıyor, sanıyorum. O nedenle, ben bu hadisle yazıma başladım, “Allah bir beldeyi helak etmek istediğinde, orada zinanın açıkça işlenmesine fırsat verir.”

Helak olmaya namzet insan adayı, değerlerini kaybettiğinde, ne yaptığını, ne dediğini, ne edeceğini bilemez. Sapıtır. Sapıtınca da, konuştukça konuşur. Yaptığı utanç verici şeyi, çok iyi bir şeymiş gibi çevresine utanmadan, sıkılmadan, kahkahalarla anlatır ve o utanç sahnelerini ağzından salyalar akıta akıta anlatır. Mustafa Pekel, “Zamanımızın Hastalığı İsraf” kitabında değerlerini kaybeden insan, “Ahlaki duygularını ve utanma duygusunu kaybederek, günahları ile iftihar eder hale gelir.” der.

Toplumumuzda maalesef ar damarı çatlamış, yüzsüzleşmiş, günahları ile iftihar ederek anlatan insanlar var. Bunları isim vermeden bir şekilde uyarmanın yollarını öncelikle uygulamaya çalışmalıyız. Gerekirse, her şeye rağmen onu kırmadan, incitmeden, kaybetmeden ona anlatabilmenin, ikaz edebilmenin yollarını denemelisiniz. Kaş yapayım derken, göz çıkarmayalım sakın! Beceremeyeceğin işe girişme! Bilene, işi ehline bırak.

“Hayâ örtüsünü atan kimsenin arkasından konuşmak gıybet değildir.” (İbn-i Asâkir.)

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR



sanalbasin.com üyesidir