23 Eylül 2017 Cumartesi

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Kız Babalarına İbret Verici Bir Hikaye

09 Mart 2011 Çarşamba 13:56

Kız Babalarına İbret Verici Bir Hikaye Önce gençlerin anneleri babaları ağlıyor.. sonra da masum gencin kendisi.. Çünkü aldıkları karar tecrübesiz gençlik devresi kararı.. Yani duygularının isyan ettiği asabi devre kararı.. Aklına koyduğunu yapma heyecanı içinde genç.. Doğabilecek acı sonucu düşünmek ise aklına bile gelmiyor..

Gençlere bu devrelerinin yanlışlarını, emsallerinden vereceğimiz örneklerle anlatmak mümkün olur mu acaba, diye düşünüyorum.. Bu sebeple, Arap krallarından Zizen'in masum kızcağızı Nazire'nin aldığı gençlik kararının sonucunu takdirlerinize takdim etmekte fayda mülahaza ediyorum. Bakalım kral kızı Nazire, tek başına verdiği kararıyla kendisine nasıl bir vicdan sızlatan sonuç hazırlamış görelim..

*** Tavaif-i müluk devresinde Musul yakınlarındaki kalesinde mahsur kalan Arap kral Zizen, İranlı kumandan Şapur Şah'a teslim olmamış, uzun süre mukavemetini kale içinde sürdürmüştü. Kaleyi muhasaraya alan Şapur ise ümidini kesip de vazgeçmek üzere olduğu sıralarda, kralın kızı Nazire kale burcuna çıkar, düşman kumandanı Şapur'u at üstünde sağa sola koştururken görünce, 'İşte der, benim gönlümdeki âşık olduğum yiğit! Ne pahasına olursa olsun bu yiğitle evlenmeliyim!.' diye karar verir.. Gençlik bu.. Kaleyi kuşatan düşmana âşık.. Aklına geleni, kimseye sormadan, büyükleriyle istişare etmeden uygulamaya koyar. Gizlice yazdığı mektubu Şapur'a ulaştırır: - Ben Kral Zizen'in kızıyım, sana âşık oldum; gece kale kapılarını açmaya hazırım! Beni zevceliğe kabul edersen...

Düşman kumandan aradığı fırsatın doğduğunu anlar. Hemen yazdığı mukabil mektubunda: - Seni kale burçlarında görünce kendimden geçiyorum. Demek ki ben sana, sen de bana âşıkmışız. Hayatımın en mutlu olayı, seninle evlenmek olacaktır! Nazire'cik tutar, âşık olduğunu sandığı düşman kumandanına bir gece kale kapılarını ardına kadar açar.. Düşman askerleri bir anda açık kapılardan girip kaleyi içten fetheder; Nazire'nin babasını da, koruyucu askerlerini de kılıçtan geçirirler.. Sonunda Nazire de âşık olduğunu düşündüğü düşman kumandanı Şapur'la evlenir.. Bir gece bakımsız evdeki yatakta Nazire rahatsızlık duyar.

 Şapur: - "Bu yumuşak yatakta neden uyuyamıyorsun?" diyerek kalkar araştırma yaparlar. Bir de bakarlar ki, bir ağaç yaprağının ezilmiş parçaları yatakta rahatsızlık vermektedir. Şapur: - Hayret der, bir ağaç yaprağından rahatsız olunur mu? Biz yerlerimizde bazen hasır dahi bulamıyor, çakıl taşları üzerinde yattığımız bile oluyordu. Seni baban nasıl yetiştirmiş?. Nazire'cik bu yoruma farkında olmadan aşağılayıcı bir cevap verir: - Biz de der, kuş tüyü yataklarda yatar, ipekli elbiseler giyerdik. Babam, soframızda oğul balı ile bembeyaz kaymağı hiç eksik etmezdi!.. Nazire'ciğin bu cevabını öfkeyle dinleyen Şapur, hiddetlenir: - Demek öyle ha!. der. İpek elbise giydiren, kuş tüyü yatakta yatıran, oğul balı yedirip, beyaz kaymakla besleyen bir babaya ihanet eden evlat, bana çoktan ihanet eder...

Hemen emir verir: - Derhal savaş atlarımdan en kuvvetlisini getirin! Azgın savaş atı getirilir. Şaşkın şaşkın bakan Nazire'ciği kişneyen atın kuyruğuna bağlayan Şapur, arkasından kamçıları şaklatır.. Namludan çıkan kurşun gibi fırlayan azgın atın kuyruğunda Nazire'cik, "Babaaa!.." diye çığlık çığlığa gözlerden kaybolur.. Ama bu çığlığa cevap verecek ne baba var hayatta ne de ana.. Kale kapısını açtığı anda kılıçtan geçirilmiştir onlar...

Nazire'cik kral kızıydı, keşke duygularıyla değil tecrübe sahibi ana babasıyla istişare edip de karar verseydi. Herhalde düşman kumandanına âşık olduğunu sanmayacak, kale kapılarını açıp onu içeriye almayacak, sonra da at kuyruğunda paramparça olma faciasını kendi eliyle kendisi hazırlamayacaktı.. Ah gençlik ah!.. Nasıl düşündürmeli bu gençleri kendi başlarına verdikleri kararlarıyla kendi geleceklerini kararttıklarını, bilmem ki?... Yukarıdaki yazı 02.03.2011 tarihli Zaman Gazetesinde, Ahmet ŞAHİN hocamızın köşesinden alınmıştır. Ben de iki kız çocuğu babasıyım. Paylaşmak İstedim. Allah cümlemizin çocuklarını korusun ve kötülüklerden müberra eylesin.

Kalın Sağlıcakla..

Ziya ÖZTÜRK 03.02.2011-ISPARTA

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR