23 Eylül 2017 Cumartesi

Onur ERCAN (Sesli & Yazılı Makale) / Ajans32

Kostantîniyye Elbette Feth Olunacaktır...

28 Mayıs 2011 Cumartesi 11:02

    Peygamber Efendimizin, “Kostantîniyye elbette fetholunacaktır. Onu fetheden kumandân ne güzel kumandân ve onu fetheden ordu ne güzel ordudur” hadîs-i şerîfinden dolayı İstanbul, Müslümânlar tarafından defâlarca [11 def’a] kuşatılmıştır. Ama muhkem kalelerle korunan [daha önce de 17 defa kuşatılan] şehrin fethi, ancak yedinci Osmanlı pâdişâhı Fâtih Sultân Mehmed’e ve onun şânlı ordusuna nasîb olmuştur...
İstanbul’un fethi hâdisesi, sadece Türkler ve Müslümânlar nezdinde değil, bütün insanlık nazarında, cihân târihi bakımından da çok önemlidir. İstanbul’un fethi, dünyâ târihinin en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur.


     Fâtih Sultân Mehmed Hân, 23 Mart’ta muhteşem ordusuyla Edirne’den hareket edip 6 Nisan’da İstanbul kuşatmasını başlatmıştır. 18 Nisan’da İstanbul adaları alınmış, 22 Nisan gecesi Türk donanması karadan Haliç’e indirilmiştir. 23 Nisan’da sulh teklifine gelen Bizans elçisine, genç Pâdişâh İkinci Mehmed; “Ya ben bu şehri alırım, ya da bu şehir beni alır!” cevâbını vermiştir.


    Fâtih Sultân Mehmed Hân, gece-gündüz devâmlı ordusunun başında bulunarak, İstanbul önlerinde hücûm için gereken hâzırlıklarla meşgûl oluyor, önceden hâzırladığı harp planlarını birer birer tatbîk ediyordu. Hocası Akşemseddîn hazretleri, İstanbul’un fethi için açılan cihâdın idâresi hakkında, Sultân’a gerekli tavsiyelerde bulunarak müjdeler veriyordu. Mücâhidler ordusunun arasında bulunan diğer büyük âlim ve velî zâtlar, Allahü teâlânın yardımının gelmesi için devâmlı duâ ve niyâz ediyorlardı.


     Fâtih 26 Mayıs’ı 27 Mayıs’a bağlayan günün gecesi, büyük bir harp meclisi kurdu. Bütün komutanları ve orduya ma’neviyât verme bakımından fevkalâde tesîrli olan âlimleri ve evliyâ zâtları da’vet edip bu mecliste toplamıştı.


Akşemseddîn, Molla Gürânî, Zağnos ve Şehâbeddîn paşalar, kuşatmaya devâm edip fethi gerçekleştirmeyi istiyorlardı. Çandarlı Halîl Paşa ve onun gibi düşünen bazı zevât ise, Bizanslılar tarafından yapılan sulh teklîfini kabûl etmeyi tercîh ediyorlardı.


     Akşemseddîn hazretleri, hocası Hâcı Bayrâm-ı Velî’nin kendisine  İstanbul’u fethedecek olan ve hadîs-i şerifte; “Ne güzel emîrdir...” buyurularak vasfedilen sultân ile beraber bulunacağına dâir verdiği müjdeyi biliyor ve buna göre hareket ediyordu.


Toplanan büyük harp meclisinden, cihâda devâm etme karârı çıkmıştı. 29 Mayıs sabâhı yapılan son taarruzda İstanbul düştü...


20 parça donanma ve 300.000 askerden müteşekkil ordunun, yeri-göğü sarsan “tekbîr” ve “tehlîl” sesleri arasında, öğleden sonra Fâtih Sultân Mehmed Hân, Topkapı tarafından şehre girdi.

    FETHİN BAZI SONUÇLARI
İstanbul fethinin çok önemli bazı sonuçları olmuştur:
1-Bizans’ın çöküşü ile “Orta Çağ” kapanıp “Yeni Çağ” açılmıştır. Bu; ilmin, tekniğin, san’atın ve îmânın eseriydi. İstanbul’un fethi, Türk ve İslâm târihinin en müstesnâ olaylarından biri sayılarak ona “Feth-i Mübîn” denildi.
2-Dünyânın en büyük kilisesi olan Ayasofya, câmi hâline getirilmiştir. [Fâtih bu ma’bedin kıyâmete kadar “Câmi” kalmasını yazılı olarak vasiyet ve vakfeylemiştir.]
3-Fetihten sonra Tuna’nın güneyi ile Fırat-Toros hattının batısındaki sâha Osmanlılara katılmıştır. Ayrıca Boğdan, Sırbistan, Mora, Amasra, Çandarlı Beyliği, Trabzon Rum İmparatorluğu, Akkoyunlu Beyliği, Kırım Hânlığı Osmânlılara ilhâk edilmiştir.
4-Venedik’in deniz üstünlüğü bitmiştir.
5-Hristiyân halk, hattâ papazlar bile İstanbul’da lâtin şapkası yerine, Türk sarığı görmeyi tercîh ettiklerini söylemişlerdir.
6-Dünyânın her tarafından ilim adamları akın akın İstanbul’a gelmiştir. İstanbul bir ilim ve san’at merkezi olmuştur.
7-Fâtih, bütün Ortodoks Hristiyânların başı olan Patrikliği ortadan kaldırabilecek güçte olmasına rağmen kaldırmamıştır.
8-İstanbul’un düşmesinden sonra, sûrlarda Ceneviz kumandân ve askerlerinin ölülerine rastlandı. Hâlbuki Cenevizliler Türklerle dostluk anlaşması imzâlamışlardı. Bu ihânetleri ortaya çıkınca çok korkan ve kendilerine çok ağır cezâlar verileceğini bekleyen Cenevizlilere bir şey yapmadı. Fâtih Sultan Mehmed, Ce-neviz vâlîsi ve papazını çağırtarak sâdece üzüntülerini bildirdi.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR