23 Eylül 2017 Cumartesi

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Libya ve Müslümanların Durumu

25 Mart 2011 Cuma 14:23

Libya ve Müslümanların Durumu

 

 

Fırsat düşkünü ve kibirli Sarkozy önderliğinde toplanan aralarına bir-iki arap ülkesi de alarak Libya’ya karşı şavaş açtılar. Bombardımana başladılar.

 

 

Hükumet aktif olarak savaşın içinde olmayacağı sadece Kaddafi’yi devirme adına –katliam ve Irak örneği adına değil- hazırlanan bu şer gücüne 4-5 gemi ile destek veriyor Meclisin de onayını alarak. CHP ortaya koyduğu destek ile zihinlerimizdeki muhalefet mefhumuna ezber bozdurtuyor. Sevinsek mi üzülsek mi, bilemiyorum.

 

Irak savaşında Amerika’nın tüm ısrarlarına rağmen savaşa müdahil olmayan sadece İncirlik hava üssünün kullanılması yönünde tavır koyan AKP ve hükümet, savaş sonrası duruşu ile de İslam dünyasının yüreklerine su serpti. Dış politikamız son yüz yıldır ilk defa kendi öz değerlerine dönerek Osmanlılık bilinci ile hareket ediyor. Başbakanın Davos/One minute çıkışı da bunun en büyük göstergesi. Tayyip beye İslam dünyasının hemen hemen her yerinde son yıllarlın en büyük devlet adamı nişanları verilmesi Türkiye ve hükümetin dünya siyasetindeki elini güçlü kılıyor.

 

Dünyanın kuralı bu. Güçlü olan kazanmaya daha yakın gözüküyor. Allah’ın hesabı ise ayrı. O, neylerse güzel eyliyor/eyleyecek de. Her şey O’ndan. Başarı da başarısızlık da. Yani Müslümanlar olarak, Türkler olarak, hükümet olarak, AKP seçmenleri olarak bu hesapları asla unutmamız ve şımarmamamız gerek.

 

Gelelim Libya ve benzeri ülkelerdeki son gelişmelere. Yıllardır iletişim zafiyeti sebebi ile kendi ülkelerinde “tiran” olmuş Saddam, Esat, Mübarek, Kaddafi gibi liderler bir türlü ya bertaraf edildiler ya da edilmek üzereler. İslam hukukunda bir müslümanda bir kusur, bir münker görüldüğünde o kusur/münker ile öncelikle elle mücadele edilmesi dile getirilerek, o münkerden arınmak gerektiği, elle müdahaleye gücün yetmediği zamanlarda, ona kusuru söylenerek dil ile uyarılması, buna da güç yetmiyorsa gönülden, kalp ile yapılan kusura ve münkere karşı buğz edilmesi, bunun kabul edilemez olduğunun kalben tasdik edilmesi gerektiği hadislerle tavsiye ediliyor/emrediliyor. Bizim ölçümüz bu olmalıdır. Bunun eskilerin tabiri ile lamı-cimi yok başka türlü. Güzel dinimizin emri bu. Ya yapar mükafatını beklersin, ya yapmaz cezasına dünya-ahret katlanırsın.

 

Müslümanların bu hesap içinde olması, hükümetin bu hesap içinde olması lazımdır. Getirin Libya’ya karşı alınan tutumu koyun bu ölçünün içine ve cevabımızı da kendi kendimize verelim. Ama gönlümüz her zaman olduğu gibi masum çocukların ve ana-babaların, gençlerin ölmemesi/öldürülmemesi yönünde. Savaş en kötü münker. Cahiliye toplumu dediğimiz eski arap toplumu bile savaşın kötülüğünü bildiklerinden bazı aylarda savaşma yasağı getirmişlerdi. İçkinin, kumarın, zinanın kötü olduklarını bildikleri halde. Hemen akla bir soru gelecek: Hocam, o zaman ne yapmalı? Kavgadan, savaştan yana olmadığımızı ihsas kabilinden pısırık mı gözükmeli dünyaya. Cevabımız tabii ki “hayır!”. Özelde ülkemiz, genelde İslam’ın müntesipleri olan Müslümanlar elbette güçlü olacaklar. Her gelenin ensesine vurup elinden ekmeğini aldığı konumda olmayacaklar. Ama tüm bunları tesis ederken de ilimden irfandan, amelden duadan, barıştan kardeşlikten de ayrılmayacağız. Müslüman uyanık olacak, ilim sahibi olacak, ihlas sahibi olmaya çalışacak, olaylara baktığında Cenab-ı Hakk’ın kendisine bahşettiği “nur” ile bakacak ve “leb demeden, kuru fıstığı” anlayacak inşallah. Başka çare yok ipler bilmem kimin elinde. Oyunu kuralları ile oynayan taraf biz Müslümanlar olacağız, güzel oynayan da bizler olacağız. Oyun bozan, terörist gibi yaftaları bize yapıştırmaya kalkan sözüm ona modern dünyaya da halimiz ve tavrımızla örnek olacağız. Allah işimizi gücümüzü hayırlı eylesin, cümlemizi kendisine kul olan güzel insanlardan eylesin.

 

Kalın sağlıcakla…

 

25.03.2011 – ISPARTA

Ziya ÖZTÜRK

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR