21 Eylül 2017 Perşembe

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Maskeli Yüzler

11 Şubat 2011 Cuma 00:23

Bıktık artık maskeli yüzlerden. Bıktık artık fondötenli dostluk ve arkadaşlıklardan. Görmek istemiyoruz artık yamalı gülücükleri. İnsan her zaman kendi olmalı. Aksi halde kişilik ve tavırlar insanın üzerinde yama gibi duruyor. Her gün hiç üşenmeden takılıyor maskeler yüze ve çıkılıyor sokağa. Yanaklarda tebessümün tortusu bile yok. İndirseniz maskelerinizi kim bakar yüzlerinize. Ne dostunuz, ne de arkadaşınız olur çevrenizde. Fesatlık, kıskançlık diz boyu. Çok uzağa gitmeye gerek kalmadan şöyle bir çevrenize bakın insanlarda ne dostluk kalmış, ne de arkadaşlık…
     
Siz arkadaşınızı her haliyle severseniz ve her şeye rağmen sevgi ön planda olursa; nefret ve öfke gölgede kalır. Ayıplarını görmezden gelirsiniz. İşte o zaman dostluk, insanda dinamik bir güç verir. Dostluğun artık geçici, tamamen istekler üzerine kurulu, biten bir duygu olduğunu düşünüyorum. Yanılıyor mu yum?. Benim için dürüstlük, huzurlu dost ve arkadaş olabilmek çok daha önemli kavramlardır. Dostlukta iki insanın birbirini sevmesi ve saygı göstermesi gerekir. Farklı uçlarda bile saygıyı korumalıyız. İnsanın alçak gönüllü olması gerekir. Herkes ölümlü, herkes aynı yere toprağa gireceğini unutmaması lazım. Kimse bir şeyi bir yere götürmeyecek. Bu dünyada tek kalacak olan İNSANLIĞIMIZDIR.
    
       Hani vardır ya; hissetmek istersin onun varlığını;
       Hani hep başucunda zannedersin…
       Beraber gülüp, beraber ağlarsınız ya…
       Hani çıkarıp yüreğini ortaya koyarsın ya…
       İşte bunun adına “DOST” derler.
       Yazması bile güzel DOST, DOST…

Ne güzel bir kavramdır dostluk. Sevgimizde bonkör, nefretimiz de cimri olabilmek. Kini, öfkeyi bağışlama rüzgârına verip toptan silmek. İnsana ayrı bir mutluluk verir bence. Güneş çıkınca bütün karanlıklar ve karanlıktaki mahlûklar kaçarsa! Dostluk ve arkadaşlık ışığı da bütün kötülükleri giderecektir. İnsanlar nedense sürekli bardağın boş kısmını görüyor. Dolu kısmına bakan yok. Tabi ki yeri geldiğinde farklı düşüncelerimiz, ufak tartışmalarımız olacak. Fikir alışverişinde bulunacağız. İnsanoğlu kuşlar gibi değildir. Hemen buluşur buluşmaz kaynaşamaz. Ama konuşarak halledilebilir bütün problemler.
      
Çok sıradan dostluklardan hiç keyif almadım. Hayat felsefem olarak hiç kimsenin kötülüğünü istemedim… Bilinçli olarak bir insanın bana kötülük yaptığını ya da başkasına kötülük yapabileceğini gördüğüm de, o insandan hemen uzaklaştım. Ama bilirim ki hata ve yanlış  farklı kavramlardır. İnsanlarda öncelikle insani ilişkilerine bakar ona göre değerlendirme yaparım.  Eğer insancıl değerlerimizi koruyamazsak yaşam felaket olur.
     
 İnsanın yaptıkları, yapabileceklerinin teminatıdır. Eski arkadaşını kötüleyen, aynı davranışı bir gün yeni arkadaşına da yapacaktır. Birde şu davranışlar beni çok güldürür. O insanın zavallı olduğunu düşünürüm.
    Kapı çalar. Anne çocuğuna
  —Kim o?  sadece mercekten bak der. Çocuk
  —Ayşe Teyze anne… Der.
Ev misafir doludur ve hemen başlar bayan homurdanmaya.
-          Of ya bu kadını da hiç sevmiyorum, hiç istemiyorum der ve hemen kapıyı açar açmaz
-aaa Ayşeciğim hoş geldin. Özlettin vallahi kendini. Lütfen daha sık görüşelim. İnan hep aklımdasın. Döner diğer arkadaşlarına ve arkadaşlar Ayşe’ mi ayrı severim.

Hani nerede  kaldı kapı çalınca  ilk söyleğin o sözler. Hani sevmiyordun, hiç istemiyordun. Hemen maskeyi hiç üşenmeden takıverdin. Diğer misafirler de kendilerine de aynı davranışı sergileyebileceğini düşünmeden edemezler tabiî ki.. Tabi birde evde olduğu halde yok dedirtenler… Peygamberimiz efendimiz de: Dilin ve kalbin uyum içerisinde olmasını ve her ikisinin de aynı istikamette bulunmasını tavsiye etmektedir.

   Zaten eğer ki bir insan başarılı ve mutlu ise samimi olduğu içindir. Rahmetli anneciğimin altın öğüdüydü zaten.” Herkesi kendin gibi görme “ derdi. Kimseye değil, kendime güvenmeyi öğretti bana hayat. Artık bana yanlış yapabileceklerini, çok önceden görebiliyorum.
   
 Hayatımızın neredeyse her anı stresle karşı karşıya geçiyor zaten. Bir parkta oturup kuşları, çocukları, hayvanları izlemek,  sadece yarım saat  beyni bu doğal akışa bırakmak; gergin vücudun ve dolu zihnin rahatlamasını sağlayacak ve kimseyle uğraşmak zorunda kalmayacaksınız. Hayata ve insanlara daha sakin tepki verecek ve pozitif düşüneceksiniz. Tebessümden kısıntı yapmamayı öğreneceksiniz.

Pozitif düşünmeye sonuna kadar inanan biri olarak, hayatımızda her gelişmenin bizler için hayırlı olduğuna inanırım. Zaten dostluklarımızda pozitif bir etki mutlaka olmalıdır. İnsan hayatını güzelleştirebileceğini düşündüğü insanların hayatına girmeli, ya da hayatını güzelleştirebileceğini düşündüğü insanları hayatına almalıdır diye düşünüyorum ve uyguluyorum. Görünen o ki! Toplumun bence kültürlü, sevgi ve saygı dolu, dünyanın her yerinde yaşam sürebilecek ve kendilerini yaşadıkları topluma kabul ettirebilecek donanıma sahip bireylere ihtiyacı var.
   
Son günlerde beni çok üzen, hatta korkutan ciddi bir konuyu sizinle paylaştım. Enerjisi iyi, verilen ders etkileyici güzel yazılarımla buluşmak, dualarınızda bulunmak dileğiyle…
Sevgiyle kalın…

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR