25 Eylül 2017 Pazartesi

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

”Mihriban”ın Babası Vefat Etti

14 Haziran 2012 Perşembe 12:42

Sarı saçlarına deli gönlümü
Bağlamıştın, çözülmüyor mihriban
Ayrılıktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor mihriban

Yar, deyince kalem elden düşüyor
Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor
Lambada titreyen alev üşüyor
Aşk kağıda yazılmıyor mihriban

Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Aşk değince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aşka hudut cizilmiyor mihriban

Abdurrahim KARAKOÇ

”Mihriban”ın babası Abdürrahim Karakoç vefat etti. 1932 yılında Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü köyünde doğan hemşerim, üstad Abdurrahim Karakoç, çocukluk çağından itibaren şiire ilgi duymaya başlamış. Elbistan Belediyesi'nde 1958-1985 yılları arasında muhasebeci olarak çalışan – ben de belediyeci ve şu gğnlerde muhasebecilik yapan biri olarak, kendisine benzemekle gurur duyduğum- ve günümüz aşık tarzı şiirinin büyük ustalarından olan Karakoç'un ilk şiirleri Elbistan'da çıkan Engizek gazetesinde yayınlanmış.

80 yıllarda Türk-İslam çizgisindeki tüm gençlere şiirleri ile ideal aşıladı. Onun şiirlerini okumayan ve kullanmayan kalmadı desek yeridir. Zira her kesim onun şiirlerini kendine duyar, okur ve kendine referans edinirdi. Çünkü dosdoğru ve özümüzün duygularıydı. Sezai Karakoçla kardeş olduğu yanlış bilgisi her zaman sürüp gitti. Ama Sezai bey Maraşlı değildir. Diyarbakırlıdır. Ben o yıllarda Ankara’da lisede okurken birkaç kez Abdurrahim beyi dinlemiştim. Kendini Türk-İslam çizgisinde hisseden insanların yanlışlarını şiirleri ile düzeltmeye çalışırdı. Allah mekanını cennet, peygamberimize komşu eylesin.

Temiz Türkçe ve hece vezniyle aşk, gurbet ve sosyal temalı şiirler kaleme alan Karakoç, ironik yazılarıyla çok geniş kitlelerden okuyucu bulurdu. Yazdığı şiirilerden bazıları bestelenerek birçok sanatçı tarafından seslendirilen Karakoç'un bestelenen eserlerinden ''Mihriban'', unutulmaz türküler arasında yerini aldı.

Yaklaşık elli gündür Ankarada tedavi görüyordu. Bir arkadaşım ile ziyarete gidelim diye düşündük ama yoğun bakımda olduğundan giremedik. Mahşeri bir kalabalık cemaat ile Kocatepe camiinden uğurlandı üstad öbür tarafa. Herkes vardı. Hep dualar edildi, saygı duyuldu. Kendisi gibi çok ünlü bir şair/yazar olan rahmetli Cahit ZARİFOĞLU’nun ölüm gününde, arkadaşı çağdaşı çok değerli abimiz “Gül Yetiştiren Adam” Rasim ÖZDENÖREN’in SDÜ’de bir söylesişinin olduğu bir günde kaybettik onu. Ölüme giderken dahi birkaç ironiyi bir araya getirdiüstad. Şairler bambaşka insanlar vesselam.

“Güle güle toprağın oğlu. Kirli oyunları bize kaldı yeryüzünün. "Ölüm" deriz ya "darası alınmış kalbin cilâsı" ölüm. Sense o'nu sevmenin zevkini tadıp "dönüş"teki gibi O'na dönerken şimdi söyle yağız ozanım, zalim dünya, yalan dünya kaç nefeslik kaldı ardında? Oradan nasıl görünüyor bu karanlık dönme dolap? Söyle ozanım söyle "ciğeri beş para etmez dünya"da çile odalarında revâ mıydı size çile yumaklarına dolanıp ciğer kurban etmek? Hayatını "anlamlı" kılarak yaşadın da gittin, "önden giden atlılar"a, "kırklar"a karıştın da gittin. Bu kanı çekilmiş dünyaya kan oldun da gittin. İslâmî şuuru çağın nabzına duyurdun da gittin. Şâhidiz yâ Rab! Onu toprağın altında da hıfzet! Ona mağfiret eyle, rahmetinle kuşat, bizi de o merhamete ilticâ eyle...” demek geliyor içimden…

Ziya ÖZTÜRK
14 Haziran 2012

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 5 yorum yapıldı.
    YAZARLAR