25 Eylül 2017 Pazartesi

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Milli Mücadele, Isparta ve Cumhuriyet

27 Ekim 2010 Çarşamba 16:52

1915’li yıllardan itibaren dünyada egemenlik, Hristiyanlar ve onun savunucuları İngilizlerin lehine dönmeye başladı. Osmanlı ya da kurulacak cumhuriyet ise 1918 Mondros Ateşkesi ile anadoluya yani yuvasına sıkıştırılıyordu.

Milli mücadelede başı çeken Atatürk ve arkadaşları bunu o günün şartlarını da hesap ederek İngiliz muhibi (İngiliz seveni) kabilinden davrandılar ve Sevr’e kadar ne diklen, ne düşman ol politikasıyla İngilizlerle geçindiler. Emeği geçen, iyi niyetle memleketin hayrını düşünenlere selam olsun.!

Isparta Mondros’tan sonra Sevr’e kadar milli mücadelenin içinde oldu. 1915’de İtalyanlara bırakılan Isparta şehre girmeyen/giremeyen İtalyanlar 1919 Mayıs’ında rahmetli Akkaşzade Süleyman’ın önderliğinde bir protesto mitingi düzenlediler ve düşmana işgal olmasın, olursa size pahalıya malolur resmi gösterdiler.

O günlerde Ispartanın diğer ilçelerinde de direniş fiilen başlamış oldu. Bu süreç 1923 yılına Cumhuriyet kurulana kadar devam etti. O dönemde hatırda kalanları ibreti alem için isimlerini yazarak yadetmek istiyorum.

Allah gani gani rahmet etsin hepsine.
“Hafız İbrahim, Tahirpaşazade Hüsnü,
Ciğerzade Hacı Mustafa, emir Alizade Hacı Arif,
Müderris Şerif, Mevlevi Ali Dede,
Müderris Hacı Hüsnü, Müftü Şakir,
Kaçkınzade Hacı Ahmet, Bezirganzade Hacı Hafız İbrahim,
Uçkurcuzade Ali, Akkaşzade Süleyman Turgut ve Süleyman Efendi.”

Cumhuriyet döneminde (1920-30) Mustafa Kemal ve ekibinin tek çare olarak yükselmek ve İngiliz menfaatlerine bulaşmamak ve acilen dünyaya entegre olma planları hemen harekete geçirildi. Doğrular da yapıldı, yanlışlar da. Ben kimsenin kötü niyetle yanlış yaptığı kanaatinde değilim.

Bu süreç yaşanacaktı, nasip böyle idi. Nihayet İnönü dönemi, Gürsel dönemi, Bayar dönemi derken eksen kaymaları oldu ülkemizde kanaatimce. Sadece dünyaya entegre hayali ile tutuşan, dilini ve tarihini hiç ama hiç aklına getirmeyen, ne batılı ne doğulu, iki medeniyet arasında beynamaz bir lümpen sınıf oluştu. Küsen ve kendi kabuğuna çekilenler dua ve niyazlarla hayır dilediler, baş kaldırmadılar. Ulu’l-emr’e (idarecilere) baş kaldırmadılar. Askere hiç el uzatmadılar. Peygamber ocağı bildiler, dediler ama o ocağa peygamber kelimesinin hiç uğramadığını anladıklarında bile işi Allah’a havale edip, iyilik, hayır istediler.

1950’li yıllarda mevcut iktidara alternatif olarak başa gelen DP iyi işler başardılar ama Osmanlı ve Cumhuriyet kültürleri arasında doğan o garip İngiliz hayranı zihniyet Menderes’i on yıllık bir iktidardan sonra 60 darbesi ile refüze edildiler. İdam ettiler üç günahsızı. Sanırım Menderes ve arkadaşlarına izafe edilen suçlar bugünün insanlarına ve siyasilerine uygulansa idi darağacına gitmeyecek az bir siyasi kalırdı sanırım. Bunun adına demokrasi kültürümüzün geliştiği mi dersiniz, yahut kirlenmenin boyutlarının temizlenmeye kalkışamayacak seviyelere geldiği mi dersiniz, benim kendimce her iki cevaba da onayım var.

70 ve 80’li yıllarla inkıtaya uğrayan cumhuriyetimizin demokrasi serüveni ÖZAL rahmetli ile biraz ferahlıyor ve dünyaya başka duruşla resim veren Türkiye çıkıyordu meydana. Buna ek olarak Türk solunun kendine bir kimlik bulamayışı, jöntürkvari Avrupa soluna benzemeden/benzeyemeden sosyal demokrat söylemleri toplumda kabul görmedi.

Geçmiş sağın her çizgisinden kendine bir pay alan AKP ve Tayyip bey bugün dünya liderleri arasında parmakla gösterilmektedir. Gerek karizması, gerekse arkasındaki ve önündeki millet desteği ile.
Beylikler dönemi ve Osmanlı devleti zamanında birçok paşa yetiştirmiş Isparta, ne yazık ki yeni dönemde devlette kendi toprağında doğmuş insan bulunduramamıştır. Demirel ile bir ara devlet erkini eline alan Isparta, eyyamcı uygulamalar ile tarihi fırsatını kaçırmıştır. Ispartanın gelişmişlik seviyesi aklımıza geldiğinde Demirel ve o soyadını taşıyan kişilerin refah durumları yarım Ispartalı olarak beni üzmektedir. Ama dünya bu. Eden bulur. Demirel de bulacaktır. Tayip bey de ederse bulacaktır. Eden hayır için etmeli. Milletin refahı için etmelidir.

Bir Allah dostuna sorarlar. Sanırım Beyazit Bestami Hazretleri olmalı. “Bu mertebeye nasıl geldiniz, efendim?” diye. Cevap ne kadar güzel ve sadedir: “Biz, milletin derdi ile hemderd olmaktan başka vallahi birşey yapmadık…!” buyururlar. Başta siyasiler olmak üzere, hepimize duyurulur.. kalın sağlıcakla..!

Ziya ÖZTÜRK
27 Ekim 2010
ISPARTA

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR