26 Eylül 2017 Salı

Kadir YAVUZ / Ajans32

Neden Akıl Edemedim Ki?

24 Ocak 2012 Salı 18:43

NEDEN AKIL EDEMEDİM Kİ?

 

 “O an neden aklıma gelmedi… Ben bunu neden akıl edemedim?” diye sonradan sızlandığım, pişman olduğum durumlar olur.

 

Söylemem gerektiği yerde söyleyemeyip, sonradan aklıma geldiğinde pişmanlık duyduğum sözler vardır. Kendime kızar, öfkelenirim. Gerçi, kızdığımla öfkelendiğimle kalırım. Sonraki kızışların pek fayda sağlamadığını bilirim… Sonra gelen akıllarında öyle! Bazen, söylemediğinde iyi etmiş olduğunu düşündüğün olur ama bazen de, neden şu an düşündüğüm, akıl ettiğim şey o saniye hatırıma gelmedi diye hayıflandığım olur.

 

Kendi kendime konuşurum. Sözümü söylememekle iyimi, ettim acaba kötümü ettim? Söylemediğim için herhangi bir durum oluşmadığını, söylemiş olsaydım neler olabileceğini düşünürüm. Sonrasında da derim ki: “İyi ki, söylememişim!”

 

Benim söylediklerim arasında bir bağ kurmaya çalışsanız şu an altından çıkamazsınız. “Ne diyor bu?” dersiniz. Söylenmekte hakkınız.

 

Bazen kendim bile ayırt edemeyeceğim bir yöne doğru uzanan sözlerimden bir şey anlayamam. Arada gider gelirim. Sorularla, cevaplarla akıllı bir yol bulmaya çalışırım. İşin içinden çıkamadığım ve yarıda bıraktığım rafa kaldırdığım düşüncelerim olur. Bir gün, gecenin bir saatinde akıl edemediğim o şey aklıma düşer. Nasıl bahriyeliler gibi sevinirim. Neden, şimdi sevinmeyi bahriyeli sevinmesine benzettim dersiniz? Gecenin karanlığında gelen beyaz düşüncelerin, aydınlık izahına yakın olduğundan mıdır? Kim bilir?

 

Benim akıl edemediğim o şey sizinde akıl edemediklerinizden oluyor mu? Yani, sizde böyle bir şey yaşıyor musunuz? Kendinize soruyor musunuz “Neden akıl edemedim ki?” diye.

Hepimizin yaşadıkları az çok birbirine benzer! Yaşadıklarımızda çok büyük farklılıklar yoktur. Hayat aynı hayattır. Benzerdir çoğu hayatlar birbirine! İnsan da öyle! Çoğu birbirine benzer! “Bu kadar benzerlik olmaz?” dediğin ve benzediğini gördüğün iki insanın arasında şaşırır kalırsın.

 

Yaşadıklarımız arasında bazen karşılaştıklarımızdan zorlandıklarımız olur. Birine zor gelen diğerine kolay gelir… Diğerine kolay gelen ötekine zor gelir. Benim iradem zayıftır, seninki kuvvetlidir. Ben kiloluyumdur, sen zayıf! Ben siyah gözlüyümdür, sen zeytin gözlü! Ben siyahı severken, sen beyazı seversin. Ben sevmekten yanayımdır hep, sense nefretten! Ben sevgiyi vermekten yanayımdır, sense almaktan! Belki şu an akıl edemediğim çok özelliklerin vardır, sonradan öğreneceklerim ve belki de öğrendiğimde iş işten geçmiş olanlar vardır. Birbiriyle çok yakınlık göstermese de, hatta bazen tersleşse veya zıtlaşsa da hayat aynı hayattır.

 

O zaman hayata sırtı dönük yaşamamalı! Küs olmamalı! İnsanlarla barışık yaşamalı! Kavgalı olmak, azarlayan olmak, kırıcı olmak; ilişkileri zorlar.

 

Söyleyeceğin sözü de söyleme ne olur? Söylemezsen ölür müsün?

 

Hani derler ki: Söylemeyip sonradan pişman olacakmışım, söyleyip pişmanlık duymam olur biter. Ne olurmuş yani, sonradan pişmanlık duysan? En önemli şey bence; akıl edip, konuşurken en akıllı ve mantıklı olanı konuşmak, zararı dokunacaksa konuşmamak.

Pişmanlık duyduğumuz şeye bakın! Adliyelik bir şeymiş gibi anlatırken veya yazarken bile böbürleniyoruz. İncir kabuğunu doldurmayan şeyler yüzünden, pişmanlık duysak ne olur; duymasak ne olur?

 

Hâlâ, diyor musun? “Neden akıl edemedim ki?”

Nasrettin Hoca’nın bir fıkrasıyla bitirelim mi? Buyurun!

Bir gün Nasrettin Hoca, arkadaşlarıyla gölün kıyısında sohbet ederlerken arkadaşları sormuşlar:

-Hocam! Sence bu gölde kaç kova su vardır?

-Kovasına göre… Demiş, Hoca Efendi!

Arkadaşları:

-Nasıl yani?

Deyince, Hoca’da:

-Bu göl büyüklüğünde bir kova bulabilirseniz, bir kovalık su vardır.

Bir gün Nasrettin Hoca, arkadaşlarıyla gölün kıyısında sohbet ederlerken arkadaşları sormuşlar:

-Hocam! Sence bu gölde kaç kova su vardır?

-Kovasına göre… Demiş, Hoca Efendi!

Arkadaşları:

-Nasıl yani?

Deyince, Hoca’da:

-Bu göl büyüklüğünde bir kova bulabilirseniz, bir kovalık su vardır.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR