23 Eylül 2017 Cumartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Nice Ünlülerin Ünsüzleştiğini Gördüm...

10 Ocak 2011 Pazartesi 11:32

NİCE ÜNLÜLERİN ÜNSÜZLEŞTİĞİNİ GÖRDÜM…

 

Nice insanlar tanıdım, neler yaşamış; nerelerden nerelere gelmiş, küçükmüş büyümüş ve büyükmüş küçülmüş!

 

“Allah kimsenin başına vermesin” diyorsun da, pişmiş tavuğun başına bile gelmeyen birçok şeyin bazen birinin başına geldiğini görüyor, duyuyor ve bizzat dinliyorum. “Aman Allah’ım, ben ne kadar şanslıymışım… Bende sıkıntı çekmişim sanıyordum düne kadar! Meğer neler varmış…”  diyorum.

 

İstanbul’a halı götürüp satarak ticaret hayatına atılan Ispartalı gencin biri; zamanla İstanbul’da; turistlerin bol olduğu bölgelerden birinde, hediyelik eşya dükkânı açıyor. O dönemde yavaş yavaş yabancı dilleri öğrenmeye başlıyor. Bir zaman geliyor ki; birkaç dili, ana dili gibi öğreniyor. Mağazaları çoğaltıyor… Yurt dışına el atıyor. Yine günlerden bir gün; Japon bir bayan alışverişe geliyor… O an içinde bir şeyler kıpırdıyor. Onunla ilgileniyor, satışını yaptığı cezveyi, Japon bayan orada unutup gidiyor. Tabii samimiyeti kurduğu an, telefonunu ve adresini almayı ihmal etmediği bayanı birkaç gün sonra arıyor. Bayan: “Önemli değil, nasılsa sık sık gelip gidiyorum İstanbul’a! Bir sonraki gelişimde gelir alırım…” derken daha sonra geliyor… Birkaç kez o geliyor, birkaç kez bizim oğlan Japonya’ya gidiyor. İş evlenmeye kadar gelip dayanıyor. Evleniyorlar.

 

Bir gün, çok sevdiğim bir dostumun işyerinde bu arkadaşla tanıştım. Kendisinden, biraz dinlediğim anılarını çıkmam gerektiğinden uzun uzadıya dinleyemediğim yaşanmış hatıralarını daha sonra, dostumun ağzından dinledim.

 

Bir gün Japonya’nın televizyoncularından bir gurup işyerine geliyorlar… Şu bizdeki “Gezelim-Görelim” programları gibi bir program yapıyorlarmış. İsmini Japonya’dan aldıkları işadamını İstanbul’da buluyorlar… İş hayatındaki başarılarını kayıt altına alıyorlar. Bu onları ağırlıyor ve İstanbul çekimlerini yaptıktan sonra ayrılacaklar, buradan da Avrupa’ya geçecekler; sırasıyla, Yunanistan, Bulgaristan, İtalya vs. yerleri gezeceklerini söylüyorlar. İtalya deyince orada çok samimi bir dostum var, başınız sıkışır, darda filan kalırsanız ona gidin diye de adresini verir İtalyan dostunun bu televizyonculara…

 

Ülkeler arası dolaşan ve her gittikleri yerlerde çekim yapan bu televizyoncular; İtalya’da, kaldıkları otelde soyuluyorlar… Paraları, kıymetli şeyleri, çekim yaptıkları filmleri, pasaportları neleri varsa çalınıyor. Çalanları buluyorlar. Mafyanın elinde olan pasaportlarını almak istiyorlar ama karşılığında yüklü bir para isteniyor, kendilerinden!

 

Bu arada, birinin aklına İtalyan tanıdık geliyor ve düşüyorlar yollara o adresi buluyorlar. Olgun, orta yaşlarda bir bayan kapıyı açıyor. İçeriye buyur ediyor, Türkiye’den geldiklerini, filanın selamı olduğunu ve başlarına gelenleri anlatıyorlar. Kadıncağız, kendilerine ikramda bulunduktan sonra harçlık veriyor ve kaldıkları otellerine geçmelerini söylüyor. Benden haber bekleyin, diyor. Bir gün sonra pasaportları ve kıymetli eşyalarıyla birlikte otele gelen bayanı gördüklerinde çok ama çok şaşırıyorlar.   

 

O günler gelmiş, hızla geçmiş… Bizim Ispartalı dostumuz ha bire de büyümüş, ticaretini büyütmüş… Yurt dışında birçok ülkede iş kurmuş, ticari amaçla gidip gelmiş bu şahsiyet oralarda birçok dostlar edinmiş… Arkadaşlıklar kurmuş. Bir gün Amerika’ya Isparta’dan giden bir işadamını bir hafta orada ağırlamış, cebinden 5 kuruş masraf ettirmeden misafir etmiş.

 

Çocuğu olmamış bu arkadaşımızın eşinin müsaadesiyle yine Japon biriyle çocuk için sırf evlenmiş, doğan çocuğu ilk eşinin adına nüfusa geçirmiş ve bununla yaşamına devam etmişler. Aradan yıllar geçmiş… Kadıncağız amansız bir hastalığa yakalanmış. Adam başlamış hasta eşiyle uğraşmaya… İşinden uzaklaşmış, kardeşine işi teslim etmiş. Eşini yurt dışına götürüp getirmeye başlamış. Her tedavisinde bir işyerini satmış, eşine harcamış. Bu arada kardeşi malların kalanına sahip çıkmış. Kendi adına hesapları yönlendirmiş. Adam, bir gün gelmiş ki; 5 parasız, ortada kaldığını görmüş… Eşi, bu durum karşısında ayrılma teklifi yapmış. Ben memleketime yerleşmek istiyorum, sana da büyük yük olduğumu biliyorum... hem orada kardeşlerim bana bakacaklarını söylüyorlar… Diyerek boşanmaya razı etmiş, eşini… Ayrılmışlar.

 

Şimdi 12 yaşındaki kızıyla beraber yaşıyorlar… Ama maddi sıkıntı içinde! Bulursa yiyor, bulamazsa yiyemiyor. Yani yarı aç, yarı tok. Ailesi de var ama düşenin dostu olmaz deniliyor ya, adam düşmüş bir defa kim yardımcı olur… Olmuyorlar da zaten!

 

Olmadıkları gibi İstanbul’daki mal varlığını üstüne geçiren kardeşiyle de davalıymış. Yani mahkemelik.

 

Dinledikçe buz kestim… Dinledikçe kendime geldim… Yeniden kurduğum düzenime baktım. Eskiyi hatırladım. Bende ticaretle uğraştım, bende kaybettim ama her şeye rağmen bulunduğum yer çok iyiydi. Ona bakınca, ben daha fazla şükretmeliyim diye düşündüm.

 

Bazen kaybettiklerim aklıma gelince sızlandığımı hatırlıyorum da; yok yok, yanlışmış meğer yaptığım… Kendine gel, bak şu adamcağızın yaşadıklarına da kendine gel.

 

Dostum o muhterem şahsiyeti bazen yemeğe çağırıyor ve diyor ki, adamcağız: “Ben şimdi bir başkasının yemeğine ortak olmayayım. Onların rızkına el atmayayım. Eğer kalan bir tas çorba filan varsa onunla idare ederim. Olmasa da, olur. Yemesem de olur.” Dediğini duyuyorum.

 

Birine, şu kadar şey yaşamış birinin; ders alınması gereken hayat hikâyesini anlatsak ve ibret verici, adaletli davranışını sergileyen şu sözlerinden bahsetsek, inanırlar   mı sözümüze?

 

Nice ünlülerin, ünsüzleştiğini gördüm şu hayatta!

Diyorum ki, kendi kendime; yahu bırakmışız adamı kendi hâline, yarı aç yarı tok yaşıyor haydi bırakalım yaşasın peki şu adamın bugün günümüz politikacıları, siyasetçileri, bilim adamları; gerek dilinden ve gerekse ticari bilgilerinden yani tecrübelerinden neden faydalanmaz. Öldüğünde kendisiyle beraber gömülecek dersleri bizzat kendisinden almaz.

 

Bir dostum şöyle demişti, gençken: “Yaşadıkça çok şey göreceksin.” Ne kadar da haklıymış. Gerçekten yaşadıkça görüyorum… Gördükçe ibretle yaşıyorum. 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR