20 Eylül 2017 Çarşamba

Kadir YAVUZ / Ajans32

Normal Hayata Döndük…

13 Kasım 2015 Cuma 17:39

Bitkisel hayatta gibiydik. Yoğun bakıma alınmış bir hasta gibiydik. Can çekişiyorsun, canından haberin yok; kan kaybediyorsun, kan kaybından haberin yok. Normal hayata döndük gibi ama sevinemiyoruz.

O kâbus gibi yaşadığımız 5 ay karanlıkta geçti. Hayat durdu. Tüccar, tedirgindi. Eli iş tutmuyordu. Yabancı, yatırım yapmıyordu. Tetikte bekliyordu. İthalat, ihracat durmuş, döviz fırlamıştı. Piyasa uçuyordu. Birileri, bir gecede milyon dolarlar kazandı, fakir dibe vurdu.

01 Kasım 2015 Genel Seçim ve alınan sonuç yeniden doğuşun habercisiydi. Ak Parti silme ‘tek başına iktidar’ dediğim bazı siyasiler bile ‘inşallah’ diyordu ama dediğime inanamıyordu. Siyasi yazı yazmaktan kaçarım hep! Siyaset yapmıyordum. Sadece ileriyi görüyordum. Beş duyum, karanlıktan kurtulacağımızı söylüyordu. O karanlık ortamdan kurtulduk. Hainle, düşman bir arada savaşıyordu. Cephede, her cenahtan adam vardı.

Seçim sonrası alınması gereken derse birlikte göz gezdirelim.

En başta Ak Parti dersini aldı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, seçim meydanlarında kendisine hatırlatılan şeylerin taahhüdünde bulundu. Müjdeledi. Önümüzdeki 5 yıl da, ders alınıp alınılmadığını göreceğiz.

HDP’ye de, 01 Kasım 2015 seçimi, çok büyük bir ders oldu. Akıllarını başlarına alırlar da, öyle siyaset yaparlar inşallah! Bu milletin alın teriyle elde edilmiş vergilerinden, sizlere vekil maaşları veriliyor. O maaşı T.C.’den alırsınız, bir güzel yersiniz; sonra, dağa bağlıyım, sırtımı filana yasladım, dersiniz. Olmaz. Millet bunların hesabını sorar. Şu bağınızı netleştirin artık! Milletten hesap soracağım derken, hesap sorulan durumuna düştünüz.

Neydi o HDP heyetinin bebek katili Öcalan’a gidiş ve gelişlerindeki şımarık tavırları… Gurur, kibir, gösteriş… Bir çaka! O edayı, o havayı, o böbürlenmeyi hâlâ anlamış değilim. Milletin üstünde bir millet, kavimler üstü bir kavimmişsiniz gibi duruş sergilemeniz neydi? Burunlar sürtündü. Yok, öyle bir millet, yok öyle bir kavim! Bu milletin üstünde bir milletin olmadığını sandık belirledi.

 

Sonra ‘Demokratik Özerklik’ ve ‘Bağımsız Kürdistan’ sözleri sonlandı. Her ne kadar Doğu ve Güneydoğu’da HDP oy aldıysa da, neredeyse baraj altında kalacaktı. Bu defalık seni affediyorum, gelecek seçime kadar ayağınızı denk alın, mesajı verdi, Müslüman Kürt kardeşimin, desteğini tamamen çekmemesinin çok büyük bir anlamı var. Size, son bir şans verildiğini sakın unutmayın! Doğu ve Güneydoğu insanları Müslümandır. İnancına bağlıdır. O yörenin çok kadirşinas ağası, beyi; o yörenin sözü dinlenen şeyhi, mollası vardır. Siyasetçiler üzerinde bunların çok büyük etkisi var. O eski Türk filmlerindeki, fakir köylünün kızına, fukara gencin yavuklusuna, göz diken ağa yapısı yok! Tarihimiz yanlış anlatıldığı gibi bizim insanımızda bize hep yanlış lanse edildi… Şimdiye kadar bu yanlışlarla büyüdük. Tıpkı PKK’nın yaptığı yanlışlara rağmen onu destekleyen vatandaşımızın bilgisizliği gibi! Aslında biraz bilgisizlik varsa da, işin gerçeği o yöre insanına yapılan dayatmalardır. Çocuğunu dağa götüren PKK onu hep Doğuluya, Güneydoğuluya karşı silah olarak kullanmıştır.

Bizim milletimiz inancına bağlıdır. Önce Camiye, Müslümana karşı çıkmadılar. Kuzu postunu çıkartıp, kurt olduklarında niyetlerini kustular. Asıl niyetlerini ortaya çıkaransa, Mehmetçik oldu, Emniyet güçleri oldu ve o yörelerde çalışan imanlı kamu görevlileri oldu. Mehmetçik camiyi teröristin elinden kurtardı, emniyet görevlisi polislerimiz camiyi temizledi, minareye çıktı, ezan okudu, namaz kıldırdı. O yörenin insanı cami düşmanıyla, camiyi koruyanı gördü. 4 sene sonraki seçimde, terör belasının kökü kazınsın, göreceksiniz; haritada gördüğünüz HDP’li bölümün üçte ikisi silinecek.

Haberlerde, Beytüşşebap kaymakamını dinliyorum. Genç, imanlı, kendisini vatana adamış biri! Kurtarılmış bölge olarak düşündükleri ilçeyi, PKK’ya teslim etmediğini televizyonda anlatıyordu. ‘Sabah namazını kıldım’ diye başladığı an içimden o kahraman kaymakamı kucaklamak, yüreğime basmak geldi. Bu tertemiz vatan evlatlarını, öldürenler veya öldürmek isteyenlerle nasıl birlikte olursunuz. Sizin düşmanla birlik olmanızı hangivicdan kabul edebilir? Kime söylediğimi anlıyorlardır, sanıyorum. Üstat Bediüzzaman Said-i Nursi "Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefalar ve mâruz kaldığım (uğradığım) işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ittihamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanlara, hepsine hakkımı helâl ettim." Der. Kastamonu Lâhıkası-II, Konuşan Yalnız Hakikattir’den. Nasıl bir büyüklük misali değil mi? Üstadın risaleleriyle yetişen, Allah’a elini açıp, devlet ricali için beddua eden şahsiyette, üstadın ahlaki terbiyesini göremiyorum. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın(s.a.v.) affediciliğine, bağışlayıcılığına da, ters düşmüyor mu bu yaptığınız? Yazık!

Sen ki, o HDP’nin yanında oldun. PKK’yla işbirliği yaptın. Mehmetçiği şehit edenlerle beraber oldun. Polisi evinde kurşunlattın. Çocuğu sokakta vurdurdun. Kadına, yaşlıya aldırmadın, öldürttün… Ölümlerine ortaksın. Öyle ya, seçimde ortak hareket etmediniz mi? HDP’ye oy istemediniz mi? İstemedinizse, dediklerimi yapmadınızsa; yani ben yapmadım diyorsanız, söylediklerimi üstünüze almayın. Yaptıysanız, siz de bir şekilde kaybeden olacaksınız. HDP’li bir yetkili: “Eksiklerimizi gözden geçireceğiz” dedi. CHP dâhil, tüm partiler eksiklerini gözden geçirmeliler. Seçim sonrası, sandıktan çıkan halkın iradesine en anlamlı kabulü CHP lideri Kılıçdaroğlu verdi. Öyle olacak ki, şaşkın olan CHP’li kurmaylar apar topar ‘kurultay’ dedi. Yani CHP karıştı.

Gelelim MHP’ye! MHP niye oy kaybetti? Bu ortaklığa bulaşmasından, milliyetçilik şuurundan uzaklaşmasından, rahmetli Alpaslan Türkeş’in çizgisinden sapmasından, son olarak Tuğrul Türkeş’i harcamasından dolayı değil miydi? Devlet Bahçeli’nin her şeye ‘Hayır’ kampanyası, kendisine pahalıya mal oldu. O da, en güçlü seçim bölgelerinde, kendi memleketi Osmaniye’de bile birinciliği kaybetti. MHP kulislerindeki sinyallere bakılacak olursa, Bahçeli’nin istenmediği söylentileri dolaşıyor.

Hepsinin oyunu bir taraftan kahraman Türk Ordumuz, diğer taraftan güçlü Emniyet kadromuz ve bir de sandıkla milletimiz verdi. Önümüz aydınlık. İstikrar, huzur, iç güvenlik isteyen bu millet Allah’ın yardımıyla, bir Irak, bir Suriye, bir Lübnan olmaktan son anda kurtuldu.

Normal hayata döndük. İşimize bakabiliriz.

Devletin bekasına, ülkenin bölünmez bütünlüğüne, emeği geçen herkesi kutluyorum.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR