22 Eylül 2017 Cuma

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Nostaljide Bahar Gezisi...

27 Mart 2013 Çarşamba 00:19

 Zaman zaman yazılarımı severek takip eden değerli okurlarımla sohbet ederim. Geçen gün yine bir sohbette bahardan ve baharın insanlar üzerindeki etkilerden bahsettik. Böylece bana bir kanu daha çıkmış oldu, bu günde sizlere çok özel bir ziyafetim var afiyet olsun...  

   Şimdi sizleri biraz farklı dünyalara götüreceğim. Benim için her mevsimin ayrı ayrı önemi vardır. Sonbahara bakış açımla ilkbahara olan bakış açım farklıdır. Bu nostaljik yolculuğu kendim yaşarken sizlerde benimle beraber ahh! o günler dediğinizi duyar gibi oluyorum. Hepimizin çocukluğunda, özellikle bayanlar için gelinciklerin ve taç yaptığımız papatyaların ayrı birer anısı vardır. İşte sizlerde o anılarınızı tazeleyerek bir nebze olsun bulunduğunuz yerden derinlere hatta uzaklara götürerek zamanda yolculuk yaptıracağım…

    Umutla, coşkuyla merhaba, üretmenin, yaşamanın, yeşilliğin, bereketin, nisan yağmurlarının mevsimi bahar. Merhaba bahar çiçekleri. Daha fazla bekletmeden “hoş geldin bahar” “ne olur uzun kal.” Acelecisindir bilirim. Hepimize güzel günler getirirsin dilerim. Hepimizin yüreğine uğramayı unutma sakın. Kıştan şikâyet ederken “gel artık bahar, hazırız sana” derken, cemreler düştü sırayla Bahar gelmeden müjdelerini gönderiyor bize.  Baharın müjdecisi “cemreler” dir. Cemre kelimesi kor haline gelmiş ateş, köz yani kıpkırmızı ateş demektir. Genellikle yapılacak toprak işleri cemrelere göre yapılır.

       Göçmen kuşlarda geldi. Leylekler baharı müjdeleyen canlılardır. En büyük keyfimizdir ilk gördüğümüz leyleği ayakta izlemek. O yıl gezeceğimize inanılır. Ya bülbüllere ne demeli. Sesleriyle insanları mest eder. Ama nisanda başlarlar ötmeye. Kışın soğuk kısa günlerinde, uzun gecelerinde kurduğumuz bahar düşleri artık gerçeğe dönüp baharımız geldi. Mart, Nisan, Mayıs bahar mevsiminin güzelliklerini içinde toplayan, sonrada bize sunan aylardır. Tabiat kara kışların ardından, soğuk beyazların arasından, kışla birlikte bıraktığı yeşil elbisesini tekrar çıkartmaya başladı sandığından ve yeniden yeşilli baharlar gözümüzün önüne seriliverdi.

     Rengârenk çiçekler dallarında gelin gibi süzülerek güneş okşamaya başladı yüzlerimizi. Kupkuru dallara can geldi. Yeryüzü bizler için süslendi. Evren tüm güzelliklerini insanlara sunmaya başladı. Bu mevsimde sanki tüm ikramları gönderiyor Yaradan. Kuruyan hücrelerimizle, umutlarımızı giyeriz sanki. Yeryüzü cenneti yaşatır bize. Duygularımız bir şelale misali coşar. Umut dolar, aydınlık dolar yüreklerimize.

      Aslında tüm mevsimleri sevmek gerek. Allah’ın nimetleri arasında fark yoktur. Ama İlkbaharı çok ayrı seviyorum ve bahar aşığıyım. Bahar benim mevsimim. Yüreğimin mevsimi. Baharda hepimiz aynı bahar gibiyizdir. Çiçek çiçek, renk renk mutlulukla dolu. Ayrıca tekrar dünyaya gelişimdir. Çok sevdiğim evlatlarım, Gönül meyvelerim “Ahmet’im ve Enes’imi” Nisanda verdi Yaradan. Benim için bahar umut demek, yenilenme doğum demektir. Doğanın, insanların uyanışı demektir. Kuzular doğar, dağlar ovalar renklenir.

     Bir ayrı güzeldir bahar. Taze olan başlangıçları anımsatır. Güzel olan her şeyi, sevgiden kabaran gönülleri anımsatır. Yeniden canlanmayı, dirilmeyi anlatır. Aslında sadece benim değil küçüğünden, büyüyünceye herkesin sevdiği mevsimdir İlkbahar. Ayrıca hayvanların, lalerin, sümbüllerin, zambakların, güllerin, papatyaların mevsimidir. İnsanı hem ruhen, hem de bedenen mutlu eder. Hüzünleri mesken tutan yüreğimiz baharda mutlulukla coşar. Sevda kokar her yer. Doğayla birlikte içimiz, yüreğimiz ruhumuz çiçeklenir.

      Kış boyunca üstümüze oturan ağırlıkları atıveririz. Ağaçların dalındaki tomurcuklar nasıl içten içe patlamaya hazırlanıyorsa, içimizdeki mutlulukta artık patlamaya, dışarı çıkmaya hazırdır. Sanırım hepimiz ruhumuza baharı getirdik değil mi?
Bu yıl kış mevsiminin ve mart ayının yaptığı jesti de görmezden gelemeyiz. Kıymet bilmek lâzım değil mi?

     Kapalı ortamda olup, yerimden kopamıyor olsam, da içimde hissediyorum baharı. Dolu dolu baharımı yaşayan bir çocukluk yaşadım. Duygusal insanlar havaya, mevsime karşı hassas olurlarmış. İşte duygusallığım bu sayede ortaya çıkmış oluyor. Günün ilk saatlerinde güneşin yüreğimden öpmesiyle uyanırdım. Güneşte sanki ayrı bir doğardı. Solgun değil, daha da ışıl ışıldı. Mutluluk yüreğimde ak bir güvercin gibi çırpınırdı. Yüreğim çiçek kokar, bahar kokardı. Yeni doğmuş kuzu sesiyle uyanırdım. Üşümesin diye çıtır çıtır yanan kuzine sobamızın yanına alırlardı ailem.

      Kuzuların doğum işini babam yaptırırdı. Hemen ilk sütünü içerdik şifa olsun diye. Ağız derlerdi o süte. Sonraki yıllarda öğrendim o ilk sütün bağışıklık sistemini geliştirdiğini. Hemen güzel bir isim koyardım. Nasılda güzel olurlardı ilk doğunca. Annesini arar, ayağa kalkmaya çalışırdı. Anneciğimin çiçekleri çok sevmesinden dolayı merdivenlerimiz, bahçemiz odalarımız misler gibi çiçek kokardı. Sümbüller, güller, laleler, zambaklar, erguvanlar… Kış gibi somurtmazlar, baharın gelişiyle gülümseyerek “günaydın” derlerdi adeta. Sabah bahçeye koşar bir demet menekşe toplar öğretmenime götürürdüm.

       Okul yolunda kuşlar havada sevinçle coşar, bana arkadaşlık ederlerdi. Okul çıkışı hemen eve koşup önlüğümü çıkarır çıkarmaz çimenlere uzanır güneşlenirdim. Güneşe gözlerini kısarak bakmanın tadı bir başka olurdu. Baharın çiçeği papatyalardan başıma taç yapardım. Küçük gelin olurdum. Tarlada papatya bırakmazdım seviyor sevmiyor diye! Kim için bakıyordumsa papatya falına? Papatyayı papatya olduğuna pişman ederdim. Papatya ve gelincik karışık tarlasının arasına usulca yatıp uzun uzun düşünürdüm. Gökyüzü olabildiğine mavi olurdu. Gözbebeklerimin içine cemreler düşerdi. Çocukluk işte, çocuksu hayaller… Hayallerimdeki cennetteydim sanki… Kaybolurdum kırmızı duvaklı küçük gelin gibi süzülen baharın koynundaki açan gelincikler arasında. Kelebekler dolaşırdı başımın üzerinde. Hemen elime konan uğur böceği ile mutlu olurdum.

       Dilek tutar “uç uç böceğim annem sana terlik, pabuç alacak” der hangi parmağımdan uçacak diye beklerdim. Ya arılar her gün bir arının canımı acıtmasıyla karşılaşırdım. Gerçi bu devirdeki insan eşek arılarının canımızı yaktığı gibi acıtmazlardı.

      Hafiften hemen rüzgâr esmeye başlardı. Baharların rüzgârları bile farklı eserdi sanki. Gökyüzünden, geleceğimden müjde getirir gibilerdi sanki. Birden bembeyaz bulutların rengi kapkara renge dönüşüverirdi. Koşa koşa eve gider yüreğim gibi küçücük pencereden bardaktan boşanırcasına yağan yağmurları izlerdim. Şimşekler çakar, gök gürültüsü yıldırımlar bulutları yırtarak çatal çatal inişleri içimi ürpertir korkuturdu. Biriken su öbeklerinin içine düşen yeni yağmur tanelerini izler kaynayan bulgur pilavına benzetirdim.

      Evimizin yanından geçen kanaldan yükselen suyun şırıl şırıl sesi uykumu getirirdi. Bulutlardan yağmurlar akarken yüreğime akar gibi içimi ıslatırdı adeta. Eğer evde yalnızsam korkardım, ağlardım. Aslında yağmurlar beni her zaman dinlendirir. Sanki gözyaşlarımmış gibi hüzün verse de, sonradan rahatlatır… Yağmur biraz hafifleyince dışarıya çıkıp ıslanmayı çok severdim. Yüzümü, saçlarımı, bedenimi yağmurların sıcak damlalarının içime kadar ıslatmasını beklerdim. Bahar yağmurlarının bütün mutluluklar gibi kısacık olduğuna inanırım. Bir bakarsınız kıyamet kopar, birde bakarsınız yalancı cennet gibidir.

      Ya yağmur sonrası toprağın kokusu o koku içimi temizler sanki. Yağmurlar bahar kokar sanki. Berekettir, şifadır, sağlıktır. Nisan yağmurları arınmaktır. Ayrıca nisan yağmurlarının üzerine hayaller kurulur. Şarkılar yapılır. Yağmurla beraber güneşin yüzünü gösterdiği an pusuda bekleyen gökkuşağı kendisini dışarı vururken altından geçmeye çalışırdım. Masumahane çocuk yüreğiyle ama hiç geçemedim…

     Mayıs gelir Hıdırellez şenliklerine giderdik. Hazreti Hızır ve İlyas’ın (Aleyhisselam) bir araya geldiği gün olarak adlandırılır. Salıncaklar kurulur, herkes evinden hazırlamış olduğu piknik sepetleriyle mesirelikler dolardı. Dilekler dilenirdi. Aaaa birde dört yapraklı yonca bulmak için yonca bırakmazdım. Bulunca zengin olunurmuş da… Onu da hiç bulamamıştım. Kuşların sesleriyle dans eder, adeta ümitlerime hayallerime sıkı sıkı sarılırdım.

       Üç ağabi arasında uçurmam olmasa olmaz değil mi? Ağabilerim uçurtma yaparlardı rengârenk. Neredeyse boyumdan büyüktü. Ve çok severdim o uzaklaşırken izlemeyi.

     İlkbahar akşamlarının akşamları da başka olurdu tabi. Yıldızların ne kadar berrak olduğunu görürdüm. Baharda ay ışığında güneşlenirdim sanki. Dondurma keyfimize diyecek yoktu. Eskiden sadece baharda başlardık sonbaharda biterdi. Özlerdik. Ya şimdi 4 mevsim bulmak mümkün. Özlem duyardık zamanı gelinceye kadar ve daha da tatlıydı. Baharın en nefis tarafı bence ardından yaz geliyor oluşu olması değimlidir.

     Her yağmurda, her baharda hatırlarım çocukluğumun mutlu geçen ilkbaharlarını. Sümbülde gülde lalede zambakta anneciğimi daha çok hatırlarım. Kitaplarımın arasında kuruttuğum papatyalarımı, güllerimi, çiçeklerimi hatırlarım…
Şimdi düşünüyorum da böyle bir çocukluğu yaşamış olmak gerçekten büyük zenginlik.
Şimdilerde köy diye bildiklerimiz şeyler sadece resim ve hikâyelerden oluşuyor. Yağmur sonrası toprağın kokusunu alan çok az insan var
.

      Doğadan uzak kaldıkça depresyon topuna dönüşüyoruz. Köylere giderek gençlik iksiri almak gibi bir şeydi bence. İnsan çocuklar gibi mutlu oluyor.
Bu bahar hepimiz için güzel bir bahar olsun. Mutluluk getirsin kucak dolusu, aşk getirsin. Kanayan kalplerimize merhem olsun. Nasıl cemreler toprağı, suyu, havayı ısıtıyorsa kalplerimize cemreler düşsün. Cemrelerde bahar çiçeği gibi sevgiyle çiçekler yeşertsin yüreklerimizde. Güneş… Yıldızlar ve aşk illaki olmalı. Ama aşk bir mevsimlik olmaz ki! Ömürlük olmalı. Yine de baharda aşkların farklı olduğuna inanılır.

     Bahar ve aşk birbirinden ayrılmaz ikilidir âdete. “ Ben her bahar aşık olurum” diye özel şarkılar bile bestelenmiştir.

       Gönlümüzdeki karlar, buzlar erisin bu bahar. Yaşantımızın her anı bahar güzelliğinde olsun. Üzüntüler acılar değmesin yüreklerimize. Ama en büyük korkum doğayı yıkıp yok edeceğimizdir. Öğle geliştik ki, öğle güçlendik ki teknolojide, doğayı bile yok etmeye muktedir olduk sanki…
Sizlere umutlu, bahar ve aşk kokan sevgiyle ve coşkuyla dolu bir yazı hazırladım.

    Baharla ilgili kalemim bitene kadar yazmak isterim aslında…
Sağlığınız, huzurunuz, sevginiz daim olsun. Mutlu ve bol güneşli baharlar diliyorum.

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 3 yorum yapıldı.
    YAZARLAR