26 Eylül 2017 Salı

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Öğretmen, Öğrenci, Veli ve 4+4+4

16 Ağustos 2012 Perşembe 02:38

    Son yüzyılın kanayan yarası eğitimimiz yeni halini alırken bu konuyu kısaca başka bir pencereden irdelemek isteyip sizlerle paylaşmak istedim.
   Öğretmenlerimiz: hepimizin hayatında önemli yeri olan, okul çağında ailemizden sonra, belki de vaktimizin çoğunu beraber geçirdiğimiz, ana, babamızın bizleri güvenerek teslim ettiği elleri öpülesi, saygı duyduğumuz örnek aldığımız insanlardır.
 

   Onlar ki! Bu mesleği seçerken, doğusu bir türlü, güneydoğusu bir türlü, büyük şehri bir türlü olan vatanımızda ne zor şartlarda çalışacaklarını bilerek bu işe giriyorlar. Her zorluğa da göğüs gerebiliyorlar.
Zaten zor şartlarda çalışmaya mecbur kalan öğretmenlerimizin, şimdi de başı 4+4+4 denilen sistemle dertte. 4+4+4 denilen bu sistem bir anda neden gündeme geldi? Neden sistemin getirileri, götürüleri için bir çalışma takvimi hazırlanmadı? Neden oldubittiye getiriliyor? Şimdi bu sistemi konuştuğum hiç kimse sistemin tam olarak nasıl işleyeceğini bilmiyor.

   Okulların açılmasına da bir aydan daha az bir zaman kaldı. 4+4+4 yani 12 yıllık zorunlu eğitim, ülkemizde ilk kez uygulanmaya başlayacak. Sadece ülkemizde değil, dünyada 4-5 ülkede uygulanmakta. Evet, beklide getirileri çok fazla olacaktır ama bu şekilde temelini oluşturmadan çürük bir zemine oturtulan sistemden ne kadar fayda görürüz.
Bunu zaman gösterecek. Bu sistem daha şimdiden birçok çevrenin eleştiri konusu oldu. 66 ayını dolduran bir çocuk 1. sınıfa zorunlu kaydolacak. Eğer çocuğunun okula 1 sene daha geç gitmesini istiyorsan sağlık kuruluşundan çocuğunun okul hayatına uygun olmadığına dair rapor alacaksın.

   Burası Türkiye! O aldığın rapor daha sonra çocuğun ileriki hayatına ne derece olumsuz etkenler yapacağı muamma…

 Bu duruma velilerin tepkisi çok sert. “ Benim çocuğum tuvalet eğitimi tam almamışken, okulda 6 saat boyunca nasıl kalacak? “ Diye karardan fazlasıyla hayıflanan veliler çözüm arayışı içinde. 1. sınıf öğretmeni birde bu işlemi uğraşacak. Örneğin İstanbul’da 40 kişilik bir 1. sınıfı düşünün. Öğretmen ders mi anlatsın, çocukların ağlamalarını mı sustursun, yoksa sırayla bir ders boyunca çocukların tuvalet sırasıyla mı ilgilensin. En önemlisi de…

    İlköğretim öğretmenin almış olduğu eğitim farklı, anaokulu öğretmeninin almış olduğu eğitim daha farklı. Ayrı bir önemli detay da okulların dönüşümünden dolayı, ortaokula dönüşen okulların evlerden uzakta ve servisle gidilmesi gerektiği… Daha 5 yaşında bir çocuk tek başına nasıl servisle uzaktaki bir okula gidecek?
Bir başka problemde dönüşümlerden dolayı okullarda oluşan norm fazlası öğretmenler. Norm fazlası olsa ne mi olur? Örneğin bu sene ortaokula dönüşen A okulunda 1. sınıfa öğrenci alınmadığı için en düşük puanlı öğretmen norm fazlası oldu. Norm fazlası olduğu için başka okula tayin istemek zorunda kaldı. Tayini çıkan çıktı, çıkmayan norm fazlası olarak bekliyor.

     Şimdi 3 sene boyunca her sene bu okullarda bu şekilde norm fazlası oluşacak ve şimdi 2. sınıfta olan öğretmen puanı düşükse norm fazlası olma korkusunu şimdiden yaşamak zorunda kalacak ve seneye 2. sınıf öğrencileri de başka öğretmenlerle devam edecek. Bu farklı bir pencere.    

    Peki birde başka pencereden bakalım. Oluşan bu norm fazlası öğretmenlerden sadece sınıf öğretmeni sayısı 29… Bu sayı Isparta’da 188. Zaten en zor şartlarda, hiçbir devlet memurunun çalışmadığı, tek başına ücra köylerde çalışan öğretmenler tayin dönemlerini iple çekiyor. Biliyor ki memleketlerine dönebilmek için en az 250-300 puana ihtiyacı var. Bu da yaklaşık 15-20 yıl yapıyor. Diyelim ki bunu da tamamladı.

   Bakanlık bu yıl dedi ki:”Ey sınıf öğretmeni otur oturduğun yerde, benim sana batıda ihtiyacım kalmadı. Ha çok istiyorsan al sana 7 tane il ( 5 tanesi dogu) 166 kişi yer değiştir.” Bu il dışından verilen kontenjan, şimdi de özür grubu atamaları başladı ve eşlerinden, çocuklarından, sevdiklerinden ayrı kalan öğretmenleri yeni bir korku sardı. “ Yine mi kontenjan açılmayacak?” Kontenjan açılmaması demek, ailelerin ayrı yaşamaya devam etmesi demek. Bu ailelerin çocukları var. Ya annesiz, ya babasız büyümeye mecbur kalacak.

    Ayrı kalan öğretmenden öğrencilerine ne fayda bekliyoruz? Anayasada belirtilen aile bütünlüğü nerede? Geçmiş yıllarda uygulanan il/ ilçe emrinin geri gelmemesi birçok ailenin dağılmasına, kafası farklı şehirde olan öğretmenin verimsizleşmesine sebep olacak.

     4+4+4 sistemini getirirken düşünmediklerinizi şimdi düşünün ve lütfen;
   1- Norm fazlası öğretmenlere biran önce çözüm bulun ve çocuklarımızın her sene öğretmen değiştirmesine izin vermeyin.
   2- Özür durumu isteyecek öğretmenlerimizin hiçbirini mağdur etmeyecek il/ilçe emrini geri getirin ve arkasından okulları ikili eğitime geçirerek, sınıf mevcutlarını boşalan sınıflar sayesinde düşürün ve Norm fazlası öğretmenleri buralara yerleştirin
    3- Emekliliği gelmiş fakat hâlâ çalışan öğretmenleri emekli edin. Onlar farklı işlerde tekrar çalışabilirler. Bu kadar sırasını bekleyen yeni kan öğretmenlerimizindi psikolojileri yerine gelmiş olur. 

     Yetkililer bilmelidir ki! Eğer öğretmen mutluysa öğrenci mutludur. Öğrenci mutluysa başarı kaçınılmazdır. Unutulmamalıdır ki! Özellikle sınıf öğretmenleri SADECE 15 SAAT DERSE GİRMİYOR. EN AZ 30 SAAT DERS ÜSTÜNE ÖĞRENCİSİ İÇİN EVDEKİ SAATLERDE CABASI.

    Hırsızlık sadece bir nesnenin çalınması değildir. Asıl hırsızlık; kul hakkını çalmaktır. Geleceğimizi aydınlatan öğretmenlerimizin hakları yenilmesin.

    Peygamberlerden (Aleyhisselam), evliyalardan ve şehitlerimizden sonra hakkını asla ödeyemeyeceğimiz öğretmenlerimize bol sabır diliyor ve ellerinden öpüyorum.

Sevgili okurlarımın Bayramlarını tebrik eder, sağlık sıhhat ve afiyetler dilerim.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 36 yorum yapıldı.
    YAZARLAR