05 Aralık 2016 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun…

23 Kasım 2016 Çarşamba 17:31

Isparta’ya yerleştiğimin 16. Yılı! 2002’de başladığım Eğitim hayatımın 16. Yılını geride bırakmak üzereyim.

2001 Ecevit Krizinde Elazığ’da ticaretle uğraşıyordum. Bir darbe beni çarpandan, bir darbede Ecevit krizinden yedim. İşyerimi kapattım. Ticareti bitirdim. 48 yaşındayım. Elimde Eğitim Enstitüsü diploması var sadece o dönemde Kars Lisesine Edebiyat Öğretmeni olarak tayin edilmiş, gitmemiştim. Ticareti tercih etmiştim. Hele ki, bu diplomam ve arkamda dağ gibi bir eniştem varmış. O vesileyle, tabii ki o da sebep olacak, Elazığ’da biten rızkım, Isparta’da yiyeceğim lokmayla devam edecek ki, buralara geldim.

48 yaşında birine kim iş verir. Final Dergisi Dershanesi Isparta Şubesine Müdür Yardımcısı oldum. O ilk geldiğim yıllar uzun zaman alışamadım. Garipsedim. Şehri, eğitim kurumunu, kurum anlayışını, fazla insanla çalışmayı; bir şekilde bir ucundan daldık ve kocaman bir 10 yıl eğitime hizmetim olduktan sonra, yüzümün akıyla ayrıldım, emekli oldum.

Dershanedeyken, çok sevdiğim ve özel ilgilendiğim, yıllarca ailece görüştüğüm öğrencilerim, masama çiçekleriyle gelir, öğretmenler günümü kutlarlardı. 10 yıl idarecilik yaptığım bir öğretmenliğim oldu. Özel kurum olduğundan dolayı ilk atandığım yıl stajyerlik yapmamız gerekiyormuş. 48 yaşındaki insanın stajyerliğimi olur. Oldu işte! Hafız İbrahim Demiralay İlköğretiminde stajyerlik yaptım. Yıllar sonra torunum Yağmur, stajyerlik yaptığım ilkokulda; o zamanlar 5 yıllıktı, şimdi 4 yıllık ilkokul oldu, okula başladı. Öğretmeniyle ilk günü gittim, tanıştım. Allah nasip ederse Yağmur’un 4 yıl öğretmeni olacak. O güzel insana 24 Kasım Öğretmenler Günü anısına bir kitap imzaladım, hazırladım, o gün hediye edeceğim.

Gerek bizim ev, gerekse kızımın evi okula yakın! Yine de, torunu okula götürüp getiriyoruz. İlk başlarda birkaç hafta ben götürdüm. Sonra kızım götürdü. Şimdi mahallede ve özellikle sitede arkadaşlarıyla sıraya koymuşlar, kim hangi gün müsaitse o çocukları alıyor. Çok güzel! Bu birliktelik hoşuma gitti. Güzellikleri yaşatmanın peşinde olan biri olarak yapılan bu güzelliğin sahipleri güzel insanları tebrik ediyorum.

Bu güzel günde, biraz da, bu kutsal vazifenin sahipleri, değerli öğretmenlere değineyim.

Servisçiliğe soyunan bir öğretmenle ilgili bir haber izledim. Hem de, 4 kişilik araca 18 öğrenciyi sıkıştırarak taşımacılık işi yapan bir öğretmen, her şeyi kanunsuz. Öğretmen kardeşim geçim sıkıntısı hâlâ çekiyorum diyorsan; oysa bugünkü manada öğretmenlerin gelirleri çok güzel, araban var nasılsa, oğlun, kızın, eşin, bir yakının veya şoför koy başına, aracın kapasitesine göre de öğrenci taşıt! Senin kafan, okulu, dersi, öğrenciyi düşünsün. Çocukların size ihtiyacı var, ne olur onları yetiştirin.

Bazen öğrencisini döven öğretmenlerle ilgili haberler veriliyor. Sonra o çocuk veya kendisine yediremeyen bir başka çocuk, öğretmeni bıçaklıyor. Senin yüzünden, bıçaklama hadisesi masum bir öğretmene denk geliyor.

Öğretmenim, çocuklara ceza vermeden önce çok düşünün. Senin çocuğuna bir fiske tokat dahi atamadığın, cezalandıramadığın hâlde okul çocuklarına nasıl kıyıyorsun? Ona ceza vermek, okuldan uzaklaştırmak, hayatı boyunca zihninden silinmeyecek bir şey olacaktır.

Son gördüğüm bir haber okulun bahçesinde oturan bir kızla bir erkek çocuğunun; birinden birinin başına düşen yaprağı, saçının üzerinden diğeri alırken, öğretmenin görmesi, idareyle birlikte aşk meşk yapıyorlar deyip, cezalandırılmaları, kız öğrencinin zoruna gitmiş, intihar etmişti.

Yapmayın ne olur? Nasıl eğitmensiniz? Nasıl öğretmen oldunuz? Siz çocuk olmadınız mı? Siz gençliğinizi nerede geçirdiniz? Yaşadığınız aşklarınız olmadı mı? O yılları, ne çabuk unuttunuz?

Elinizi başınızın üzerine koyun, şu 24 Kasım 2016’da iyice bir düşünün. Sayılan bir öğretmen olun. Sizi seven öğrencileriniz olsun. Hayatları boyunca, sizi örnek alsınlar, sizi her hatırladıklarında ansınlar. Olur mu?

Trabzonlu Şair ve yazar Miktat Eyüpoğlu ‘Gönül Dostları’ adlı eserinde “Öğretmenler, ‘toplantı-zümre-plan-program’ ; öğrenciler, ‘kayıt-defter-kalem-diploma’ ilişkisinin dışına çıkamıyor.” Demiş. Bu sistemle, ne öğretmen öğretmenliğini yapabilir, ne de öğrenci öğrenciliğini yapabilir. Milli Eğitim iyice bir silkelenmeli, diye düşünüyorum. Doğru mu?

Son sözüm 24 Kasım Öğretmenler Gününüz kutlu olsun.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR