15 Ağustos 2018 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
03 Ağustos 2018 Cuma 09:49

Okumayan Almaz Okuyan Çalmaz!

Okumayan Almaz Okuyan Çalmaz!
Okumayan Almaz  Okuyan Çalmaz!

Bedrettin Aykan… 63 yaşında… Onun neredeyse tüm hayatı kitaplar… Kendisi tevazu edip pek kabul etmese de sahaflık kültürünün Isparta’daki tek mirasçısı diyebiliriz. 30 bini aşkın kitabı ile Fatih Çarşısı’nda 2. el kitap alış verişi yapıyor. Binlerce kitabı da dükkanının dışında duruyor. Alıp giden olmuyor mu? Sorusuna verdiği cevap ise oldukça anlamlı ve birçok sorunun çözümüne işaret ediyor aslında: “Okumayan almaz, okuyan da çalmaz”

Şimdi sizi öyle bir yere götüreceğiz ki; kapısından içeri girdiğiniz anda ciğerlerinize dolan kitap kokusu ile başınız dönecek. İçeride pek rahat dolaşamayacaksınız ama… Adımlarınızı atarken hareket alanınız oldukça sınırlı olacak… Cumhuriyet Caddesi’nde Fatih Çarşısı’nın giriş katındaki Fatih 2. El Kitap dükkanından söz ediyoruz. 30 bini aşkın kitabın arasında 63 yaşındaki sahaf Bedrettin Aykan’a konuk olacağız. 

OKUMA AŞKI ONU EMEKLİLİĞİNDEN SONRA SAHAF YAPTI 

Bedrettin ağabey, işçi emeklisi. Emekli olduktan sonra çok sevdiği kitaplarla daha fazla vakit geçirmeye başlamış. Dedesinden geldiğini düşündüğü okuma aşkı onu emekliliğinden sonra binlerce kitabın arasına sürüklemiş ve sahaflığa başlamış. 

“KİTAPLA DOST OLAN BENİMLE DOST OLUR”

Dışarıdan bakıldığında rutin bir hayatı var. Sabah 8 buçukta dükkanını açıyor. İlk işi eskilerden kalma radyosunu açmak. Radyonun frekansı hiç değişmiyor. TRT Nağme… Çok sevdiği sanat müziği eşliğinde güne bismillah diyor. Akşama kadar çok sevdiği kitapların arasında, elinde sürekli bir kitapla vakit geçiyor. Dükkanına gelenler onun için müşterinin ötesinde. “Kitapla dost olan, benimle de dost olur” diyor. Özünde hepimizden daha renkli bir hayatı var Bedrettin ağabeyin. Her kitabı bir renk olarak düşünsenize… 30 binin üzerinde rengarenk bir hayat… 

20 YILDIR SAHAFLIK YAPIYOR 

Radyo da Müzeyyen Senar, “Fikrimin İnce Gülü, kalbimin şen bülbülü. O gün ki gördüm seni, yaktın ah yaktın beni” diyor hafif bir ses tonuyla. Sonra sahaf sohbetlerinin vazgeçilmezi çaylar geliyor… Bir taraftan çaylarımızı yudumlarken, bir taraftan da Bedrettin ağabey anlatıyor; “1998 yılında bu dükkanı açtım. 20 yıldır bu küçücük mekanda kitaplarla iç içeyim. Türkiye'de bulunmayacak kadar değerli eski kitaplar var. Osmanlıca el yazması kitaplardan Almanca kitaplara kadar birçok kitap var. İmzalı kitaplar var. Bazı kitapların ilk baskıları bile var” 

İLK BASKI KİTAPLARIN HEYECANI… 

Bedrettin ağabey, heyecanla raflardan bir kitap çıkarıyor. Cemil Meriç’in “hayat denen mülakata bu kitabı yazmak için geldim” dediği ‘Bu Ülke’ kitabı. Ama kitabın en önemli özelliği ilk basımı olması. 1974 yılında basılan kitap yanılmıyorsam 53. basımını yaptı. Kitapçılarda 25 TL’ye bulunabilir. Ama ilk basımı internet üzerinde 250 TL’ye satılıyor ve bulmakta sanıldığı kadar kolay değil. Böylesine değerli bir esere sahip olmanın verdiği mutluluğu kitapseverlerden başkasının anlaması pek mümkün olmasa gerek.   

 

ic.20180803095029.jpg

“50 YAŞINDAN SONRA OSMANLICA ÖĞRENDİM”

İşçi emeklisi olan Bedrettin ağabey, 50 yaşındayken sahafına gelen bir kitap ile Osmanlıca’ya merak salar. Dedesinin okuduğu Osmanlıca eserler aklına düşer ve o kitapla Osmanlıca öğrenmeye başlar. Şu anda el yazmalarını okumakta biraz zorlansa da matbaa baskısı Osmanlıca eserleri okuyabiliyor. Hiç Osmanlıca kursuna gitmeyen Bedrettin ağabey, “Bak; kitap öyle bir şey ki; 50 yaşından sonra bile bir dil, öğretebiliyor insana” diyor. Küçücük dükkanındaki 30 binden fazla kitabın hepsinde emeği var onun. Gelen tüm kitapları itinayla temizliyor, siliyor. Sonra hepsinin önsözünü mutlaka okuyor ki; kitabın tamamını okuyamasa bile o kitap hakkında bir fikri oluyor. 

KİTAPLARIN ARASINDA SU GİBİ AKAN ZAMAN

Fatih 2. El Kitap’a gelen kitapseverler Bedrettin ağabeyle kısa sürede dost oluveriyor. Her uğramada yeni bir sohbetin kapısı, yeni bir dünyanın kapısı aralanıyor. Kültürden sanata, ekonomiden edebiyata, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar birçok konu su gibi akan zamanın içerisinden geçip gidiyor sohbet ederken. 

“OKUMAYAN ALMAZ OKUYAN ZATEN ÇALMAZ…”

Dikkatimizi çekiyor dükkanın dışında duran kitaplar. İçerideki kitapların yanı sıra dışarıda binlerce kitap var. “O kitapları çalan olmuyor mu?” sorusuna verilen cevap ise ülkemizin yaşadığı birçok sorunu özetliyor, hatta çözüm önerisi sunuluyor. “Dışarıdaki kitaplar hep orda. Onları kimse çalmaz. Çünkü okumayan insana bedava versen almaz, okuyan insan da zaten çalmaz. Okumak birçok sorunun çözümüdür. Okuyan insandan zarar gelmez. Keşke daha çok okusak. Her kitap bir dünyadır aslında. Keşke herkesin birçok dünyası olsa” 

Sohbet koyu, çaylar demli, sohbetimize o eski radyodan Melih Kibar ve Çiğdem Talu’da eşlik ediyor; “Her şey seninle güzel, duyduğum bu ses bile, yalnız içtiğim su değil, aldığım nefes bile…”

Neyse, bu dünya anlatmakla bitmez… İyisi mi siz yolunuzu Cumhuriyet Caddesi Fatih Çarşısı giriş katına düşürün ve Bedrettin ağabeyle tanışın… Dünyanız değişebilir, bizden demesi… 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR