25 Eylül 2017 Pazartesi

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Ölüm Hak, Mirasçılar Aç Kurt

16 Mart 2013 Cumartesi 01:27

  Son zamanlarda gerek medyada, gerek çevremizde yaşanan ve giderek de artan aile içi şiddet ve cinayetler neden bu kadar arttı diye düşünmeden edemiyoruz. Oysa ki; “aile kavramı” en küçük sosyal birim olan örf, adet, sevgi, saygı ve hukuk kurallarına göre kurulmuş olan temel ve kutsal kurumdur. Bu kavram, herkesin hemfikir olduğu bir konudur. Her zaman aile denilince et ve tırnak gelir akla, yani ayrılmaz bir bütündür.

   Bir kişinin, başkasının hayatına kastederek, o insanı ortadan kaldırmak ve onun hayat hakkını elinden alma noktasına gelmesi nasıl bir ruh haliyle bu noktalara getirebiliyor tartışılır. Öfke patlamaları, acımasızlık duygusu toplumumuzda çok fazla görülür olmaya başlamasıyla, bende âcizane bunun temel sebeplerinin neler olduğunu ve arka planda nelerin yattığını araştırıp yazayım dedim.

   Tabi yaptığım araştırma ve tespitlerin bazılarını açık açık yazmak isterdim lakin sizlerde takdir edersiniz ki her doğru her zaman yazılamıyor. Burası Türkiye ve hala kanunlarla alakalı bir takım sıkıntılar devam ediyor. İnşallah yeni yargı reformu hayata geçerde bu sıkıntılardan kurtuluruz.

  21. yüzyılı yaşadığımız devirde artık bazı insanlar maddeleşmiş, materyalist, bir takım değerlerini kaybetmesiyle de farklı duygularla biri birlerine karşı acayip bir bakış açısıyla bakmaya başladı.

  Meşhur bir atasözümüz vardır: ölüm hak, miras helal.

   Evet, ebeveynlerimiz yemedi içmedi biriktirdi. Tarla, arsa, ev, araba, nakit, eşya vs miraslar, anne baba hayattayken kardeşler arasında kardeşe hane bir duygu hâkimken vefat sonrasında iş paylaşıma gelince aç kurtlardan farksız bir ortam oluşuveriyor. Kısacası bu atasözümüz yakın gelecekte ''ölüm hak, mirasçılar aç kurt'' şeklinde bozularak tarihteki yerini alacak gibi görünüyor.

   Aslında ciddi bir toplumsal sorunun belirtileri olduğunu görebiliyoruz. Zekânın olduğu yerde daha medeni insanların olması gerekirken; kardeş kardeşe düşüyor, aileleri feci şekilde bölüyor, yaşlı anne babalar sıkboğaz ediliyor. Kardeşlik duygusunu bir kenara iterek baba ve annelerini kendi menfaatleri doğrultusunda yanıltarak diğer kardeşlerin haklarını kendilerine geçmesini sağlayabiliyorlar.

   Bir babada evlat ayrımı yaparak tüm mirasını, bir tek evladına bırakırken diğerlerine hiçbir şey bırakmayabiliyor. İşte bu kez “ hakkımı kimseye yedirtmem “ şeklindeki davranışıyla birbirini boğazlayan, daha ileriye gidip öldüren kardeşler sorunu çözeceklerini zannederek en büyük yanılgıya uğrayıp, insanlık onurunun olduğunu düşünmeden ilkel öfkeleriyle güç odaklarını, çıkarlarını korumak için zorunlu kavgaların, cinayetlerin ortasında buluveriyorlar kendilerini…

   Oysa ki; daha dün aynı anneden doğup aynı babadan olmadılar mı? Aynı evi, aynı lokmayı paylaşmadılar mı? Ama işin içine mal, mülk, para, miras girince ne kardeşlik kalıyor, ne atalık ne evlatlık. Resmen çamurlaşıveriyorlar. Kardeşini herkesten kıskanan koruyan bir anda can düşmanı olup oracıkta öldürüveriyor. Düşmanın içeride olması çok acı…

   Bu şekilde manevi değerlerin kaybolmasıyla, sonuçta yürekler dağlanmakta, yuvalar yıkılmakta, insanlığımızı utandıran sahneler meydana gelmektedir. Adaletin sürgün edildiği her yerde acıya maruz kalmak maalesef ki kaçınılmazdır. Bu, aslında Toplumsal yansımayı ifade eden bir Türkiye profili. Kendini ifade edemeyen, birbirini anlamayan, kelime hazinelerinden yoksul insanların sığındığı bir “ kendini ifade şeklidir”. Maalesef, şiddet ve aile içi cinayetler günlük hayatın içinde, sıradan bir şey gibi yer almış durumda. Peki değer mi? Gidenler ne götürdü ki, siz bir avuç toprak için kan döküyorsunuz.

   Türkiye’ de kaç tane töre cinayeti, kaç kan davası cinayeti, kaç tarla miras anlaşmazlığı sonucu ailelerin yıkılmasının davasının açıldığını biliyor musunuz? Kestirmek çok zor. Özellikle miras kavgaları sonuçta kan döktürebiliyor. Bu gidişler, hiçte iyiye alamet değil. Öldürünce olay kapanıyor mu? Bu kez farklı bir boyutta ilerliyor adalet. Tüm aile birbirine giriyor. Kim kimin için yanacak. Ateş aynı ailelerin içine düşüyor.

   Yukarıya baksa bıyık, aşağıya baksa sakal misali… Adalet sisteminin en önemli problemi yargının kaplumbağa hızıyla ilerlemesi. Bir dava yıllarca sürebiliyor. Hâkimler davaların çokluğundan dolayı, altından kalkamadıkları için, haklı olarak, davaları ertelemek zorunda kalıyorlar. Yargının yavaş ilerlemesiyle de, davaların uzamasıyla taraflarda haklarının zayi olduğu şeklinde bir kanı uyandırıyor. Tazminat ve alacak davalarında enflasyon nedeniyle para değerini tamamen kaybediyor. Böyle olunca mahkemelik olan kişiler, mahkeme dışında birbirlerini itham ederek, kavga, şiddet yoluyla çözüm aramaya çalışıyorlar. Toplumdaki bozulma ile birlikte şiddetin; çözüm aracı olarak görülmeye başlaması olduğunu görülebiliyoruz…

   İnsanlardaki, haklarını şiddetle elde etme dürtüsünü yok etmek gerek bence. Görüldüğü gibi ,”eğitimsizlik ve şiddet “ Türkiye’nin en büyük iki temel problemi olduğunun kanıtıdır…
Adaletin dağıtıldığı mekânlar olan adliye salonları cinayetlerin, kavgaların hatta incir kabuğunu doldurmayacak davaların eksik olmadığı arenalara dönüştüğüne hepimiz zaman zaman şahit olabiliyoruz.
Farklı bir örnek daha verecek olursam.

   Suç ve delillerin zaman uzamasından sonra ortadan kaybolması ya da yok edilmesi sonrasında verilen cezalar sonrasında işlemediği bir suçtan dolayı yıllarca hapis yatan biri, suçsuz olduğunun kanıtlandığı gün canına kıyabiliyor. Neye yansın, yıllarına mı, yüz kızartıcı bir iftiranın kurbanı olmasına mı, sevdiklerinden ayrı kalmanın burukluğuna mı, sağlığını kaybetmesine mi? Yeri geliyor insanlar mahkemelerde, adliyede bile emniyette olmayabiliyor.

   Yarım kalan işini oracıkta bitiriveriyor. Düşmanımın bile başına gelmesini istemediğim, iyileşmesi mümkün olmayacak bu durumların, psikolojik yaraların bir an evvel sarılmasını, suçluların cezalarını çekmesini, mağdurlarında hak ettiği mükâfata kavuşmasını talep ediyorum. Cahil insanların akıllarına, ruhlarına giydirdikleri cinayet gömleklerine hayır diyoruz.

   Kefenin cebi yok, hiç bir şey götüremiyoruz. Ucunda trilyonlar olsa bir anneyi, bir babayı bir kardeşi kaybetmeye değmez…
Lütfen ''ölüm hak miras helâl'' atasözümüzün bozulmasına musaade etmeyelim.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR