26 Eylül 2017 Salı

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Ölüme Bir Adım Kala, Yaşama Tutunmak

03 Ocak 2013 Perşembe 02:19

 Psikiyatride en korktuğumuz konu intiharlardır. Yaşayan bir insana her zaman yardım etmek mümkünken Yaşamına kıyan bir insan için yapacak bir şey kalmamaktadır. Bu nedenle intihar düşüncesi, her zaman ciddiye alınması gereken bir düşüncedir. Gerçekten yapmıyor, bizi korkutmak için yapıyor inanmayalım düşüncesi karşımıza acı sonuçlar çıkarabilmektedir. 

    Son zamanlarda haberleri okumaya korkar oldum. Ne oldu benim yurdum insanına. Her gün intihar haberi okumak canımı acıtıyor. İntihar sonucu meydana gelen olaylar, neredeyse trafik kazalarından fazla olmaya başladı. Zaman zaman hepimizin hayatında iyi gitmeyen dönemleri mutlaka olmuştur. Ama farklı çıkış yolları aramışızdır. İşte o andır ki! Dünyaya kafa tutmakla, her şeye boş vermek arasında savrulup gideriz. Her yaşamımızın kendisine has bir puzzle olduğuna inanıyorum.

 

    Eksik parçalarımız hiç ummadığımız bir anda ve yerde karşımıza çıkabilir. Kendi yaşamımızın oksijeni yine biz olmalıyız. Yaşamımıza güç vermeliyiz. Düş sekte kalk sakta gülüp geçmeliyiz. Bu hayatın doğasıdır. En önemli sorunlarla karşılaşsak bile, dünyaya en önemlisi kendimize küsmemeliyiz. Çünkü hayat tesadüf yaşanılacak kadar ucuz değildir. Çünkü daha sonraki pişmanlıklar fayda etmez. Hayat işte; bir fincan kahve gibidir. Bazen acı, bazen tatlı olur gider. Acılarımız bizim öğretmenlerimiz gibidir. Bizim hayatı daha iyi algılamamızı sağlarlar. Bizi derinleştirir, olgunlaştırırlar.

     İnançlı olursak Allah hiçbir zaman bize sabredemeyeceğimiz acıları vermez. Hayatımıza acı veya tatlı tohumları biz ekiyoruz. Ektiğimiz tohumları yeşertebiliriz veya yok edebiliriz. Ama öncelikle ne tohumu ekmek istediğimize karar verip ardından yeşertmeliyiz. Tabiî ki bu tohumlar mutluluk, huzur sağlık tohumları olmalı. Her şey kendimizle başlar, kendimizle biter. Kim sever ki, biz kendimizi sevmezsek… Kim düşünür ki bizi bizden başka? Sorunları hayatımıza çekersek, bir tümör gibi büyüyüp dururlar içimizde. Toplum olarak en muhtaç olduğumuz şeylerin başında ümitli olmak gelir. Ümit insanı hayata bağlar. Allah’ın insana verdiği en önemli nimetlerden biri yaşam ve ümit denilen duygudur.

 

      Ümit insanı hayata bağlayan en önemli dayanaktır. Dünyanın her türlü gam ve kederleri bile onu hayattan koparamaz. İçimizdeki yaşama sevgisini tüketmemeliyiz. Yaradan yarattıklarıyla, yarattıklarını sınar. Allah kimilerine çektirme gücü vermiş, kimilerine de çekme gücü. Uçmayı biliyorsak, düşmeyi de bilmeliyiz. Hayat böyle bir şey işte! Bir gün çok zenginizdir. Ama yarın iflas edebiliriz. Veya bugün kulağını çınlattığımız çok sevdiklerimizin, yarın Allah rahmet eğlesin diyebiliriz. Paniğe kapılmamalıyız. Sadece olaylardan dersimizi almaya bakmalıyız. Hayatımızdaki ters giden olayları kabullenmeliyiz. Problemlerimizle yüzleşmeli, Yaratana sıkı sıkı sarılmalıyız. Bizler Allah’ın bir parçasıyız.

 

        Kalbimizi Yüce Allah’ın, Yaratanın, o sınırsız kaynağın sevgi dolu ışığıyla doldurmalıyız. Allah’ın ışığından ayrılmamalıyız. Sıkı sıkı Yaratana tutunursak istediğimiz her şeyi başarabiliriz. Yeter ki mücadele ruhumuzu kaybetmeyelim. Zaten yüce yaratan “ isteyin” demiyor mu? Allah verir ve dener. Alır ve yine dener. Sabır ve tevekkül ile hayır dualarımızı bütünün ve en yüce hayrımız için yapmalıyız. Çünkü yaptığımız her şey bize geri döner. Hiç kimsenin tuzu kuru değildir. Sadece sabırla o ıslak tuzu kurutur. Doğaya baktığım zaman hayvanlardaki mücadele ruhuna hayranımdır. Düşünün bir karıncayı kendisinden büyük bir rızkını koşa koşa yuvasına taşır. Önünü kesersiniz farklı yöne koşar. Eğer baş edemeyeceğini anlarsa rızkını bırakır hemen başka rızık alır ve durmadan yoluna devam eder.

 

        Kuşları düşünün yuvalarını sabırla yapar. Acımasız bir el gelir ve o yuvayı bozar. Ama hemen çerden çöpten yeni bir yuvayı yapıverir. Tüm nimetleri insanoğluna verdiği halde en küçük sıkıntıda kabuğuna çekilir. İşte bunlar hayata tutunamayanlardır. Karşılaştıkları sıkıntılar karşısında yaşama küserler… İnsanlardan uzaklaşırlar… Unutmak için yanlış yola saparlar. Bununda ötesinde canlarına kıyarlar. Sığınacakları bir yer bulamadıklarından tek sığınak olarak ölümü seçerler. Bu insanlar, Allah’a olan inançlarının zayıflığından dolayı hayatlarını sonlandırırlar. İntihar Allah’ın yaratmış olduğu bir cana kıymaktır.

 

       Bu yüzden büyük günahlardandır. İntihar edenlere Allah cenneti haram kılmıştır. Beden Cenab-ı Hakkın insanoğluna verdiği en büyük emanettir. Bu emaneti ruh bedenden kendi müdahalesi olmaksızın ayrılıncaya kadar korumak gerekir. Allah hepimize hayatlarımızın başlangıcında şuursal akıl vermiştir. Zihinlerimizdeki kötü algıları, anlayışı, düşünceleri revize etmek durumundayız. Peygamber efendimiz (Aleyhisselam)“ kim Allah’a kavuşmayı arzularsa, Allah’ta ona kavuşmayı arzular. Kim Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah’ta ona kavuşmaktan hoşlanmaz” buyurur. Maalesef ki intihar edenler Asla Allah’a kavuşamaz. Allah’ın verdiği canı sadece Allah alır.

 

         Ne kendi canımızı kıymaya, ne de başkasının canını katletmeye hakkımız yoktur.
Dünyayı ahirete geçiş için kullanılan geçici bir yurt olarak düşünmeliyiz. Allah’ın bize verdiği bu yurdumuza güzel bakmalıyız ki, ebedi yurda geçerken hazırlık yapalım. Dolayısıyla yaşam boyunca hayata tutunmak güzeldir. Ancak hazırlıklı olmak ve ölüm anında Allaha kavuşmayı arzulamak beklemektir. Bunun yolu ise kullukla dolu düzgün bir yaşam sürmektir. Bugün ölecekmiş gibi ahret için, hiç ölmeyecekmiş gibide dünya için çalışmalıyız değil mi? Ölüm sadece farklı bir boyuta geçiştir. Sabredersek mükâfatlandırılacağızdır. İntihar yerine mücadele etmeyi tercih etmeliyiz.

 

           Ne güzeldir “ karanlığa küfredeceğine, bir mum yaksan” sözü. Her karanlığın bir aydınlığı mutlaka vardır. Bunun içinde mutluluk şartlarını yerine getirmek gerek. Bunlar; kendini sevmek, olumlu düşünmek, affetmek, şükretmek, pozitif olmakla başlar. Dünyanın en güzel şeyi sevmekle başlar. Önce insan kendini sevmeli, kendisiyle barışık olmalı. Sen kendini sevmezsen, kim sever ki seni. Affetmek kalbinizi yumuşatmakla başlar. Her şeyi herkesi affetmek tabiî ki kendimizi de. Bağışlamak sadece ve sadece yine kendimize yarar. Affetmemek sağlığımızı zehirleyen sadece zehirli bir enerjidir. Affetmek o insanın yaptıklarının doğru olması anlamına gelmez tabiî ki. Sadece egomuzdan uzak tutup mutlu olmamızı sağlıyor.

 

           Hayatımızda şükretmemiz gereken o kadar güzellikler var ki! Engelli insanlardaki gözlemlediğimiz olağanüstü yaşama tutunma çabasını, engelsiz bireylerin farkına varmaları gerekiyor. Pozitif olursak ve hayatımıza pozitif bakarsak yine hayatımıza pozitif olayları alırız. Yaşadığımız her kötü olayların sadece dersleri kalmalı. Bütün acıların izlerini hücresel hafızamızdan silmeliyiz. Eskiyi atıp, yeniyi almalıyız.
Bireysel mutluluktan genel mutluluğa insanları götürmek için küçük bir katkı sağlamak için bu yazıyı hazırladım.

Mutluluk ölüme bir adım kala, yaşama tutunmak, yani uçurum kenarında yaşamak demektir.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR