19 Eylül 2017 Salı

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Pide Değil, Rahmet ve Merhamet Pastaları

26 Temmuz 2012 Perşembe 13:00

PİDE DEĞİL, RAHMET ve MERHAMET PASTALARI

 

Ramazanın ilk haftasını bitirmek üzereyiz. Her sene olduğu gibi bu sene de, oruc yiyen birkaç kişiyi  görünce, biraz üzülerek, biraz şaşırarak  “Artık eskisi gibi Isparta’da oruc tutan yok. Epey oruç yiyen var. Baksanıza parklar dolu. Kafeler dolu. Genç-yaşlı her gruptan insan oruç yiyor…” gibilerden konuşup duruyoruz. Aslında bunlar normaldir. Yolcusu var, hastası var, rahatsızı var. Ama şunu da bilmek gerekir ki, insanlardaki din ihtiyacı ve din saygısı zaman zaman değişse de, abdeste/namaza, oruca veya zekata ilgi yok gibi gözüksede, din olgusunun çoğu insanın gönüllerindeki ve kalblerindeki yeri kaybolmayacaktır, bitmeyecektir Allah’ın izni ile. Çünkü din Allah’ındır. Onu koruyacak olan da yine Cenab-ı Allah’tır.

 

Dünya büyüyor ve yaşamak zorlaşıyor. Dünya düzenine etki eden faktörler çoğalıyor. Dünyanın başına bela olması muhtemel olan tehlikeler günbegün artıyor. Bunların hepsine eyvallah. İnanırım da. Ancak telaş edip, çok daha vahim sonuçlar beklemek yerine akl-ı selim ile hareket edip, elimizdekilere bakıp, kendimizce önlemler almalı ve gerisini de birtakım yerlere tevdi etmeli, bırakmalı.

 

Isparta’nın caddelerinde oruçlulara saygısızca hareketler içinde bulunan insanlar pek yok. Ne güzel. Ancak kafelerin yoğun olduğu yerlerde işin tadı biraz kaçmış gibi. Ama kafeler caddesi gibi yerler hem  öğrencilerin, hem de dışarıdan ilimize gelen yabancıların ihtiyaçlarını temin edeceği yerler olduğundan hoş görülmeli. Ben mazur görüyorum, saygı duyuyorum ama aynı saygıyı ana caddelerde ve oruçlu insanların daha yoğun olduğu mekanlarda onlardan bekliyorum. Eğer o küçük hoş görüyü ve saygıyı göremiyorsam/göremiyorsak ben de durumu kendimce bir yerlere havale eder, dualarımda bencil olup kendimi düşünürüm. J Bu yazıyı okuyup da nasıl isterseniz öyle dua edin, çok da umurumda değil, diyenler olabilir. Hmmmm madem öyle, gel böyle diyenler olabilir. Başımla gözüm üstüne. J

 

Bazı insanlar, inananların ibadete düşkün olanları diyelim, günlerdir oruç tutmakta, her gün namaz kılmakta, dini meclislerde dualar etmekte, bir araya geldiği yani birlikte el açıp dua ettiği insanlarla beraber, tüm toplumun rahmeti adına, kurtuluşu adına tabiri caizse RAHMET ve MERHAMET PASTALARI imal etmekteler. Neden bu kadar gayret etmekteler? Neden sadece kendileri için dua edip istemezler? Neden diğerleri için dua ederken zaman harcar ve yorulurlar? Neden diğerleri için diğergam olurlar? Neden Allah’ın katında “rahmet ve merhamet pastası yapmak adına” canla başla dua eder, ibadet ederler ki? İnananlar böyledir işte. Kardeşlik anlayışı böyledir işte. Hicretle beraber Müslümanların ruhlarına Peygamberimizin tarafından üflenen anlayış bu olsa gerek. Herkes karınca-kararınca çalışacak bu pastanın yapımında. Ama en çok da inanan insanlar çalışacak. İnananların nasılsa vakitleri bol. Bu pastaların yapımına, yaptıkları ibadetlerle en çok katkıyı inananlar verirler.  Zira inanan haram işlemez, günahlardan sakınır, kötülük düşünmemeye çalışır, başkalarına yardım eder, diğer insanlar üzerinde güven telkin etmeye çalışırlar. Bu pastanın yapımı için günlerce dualarla, oruçlarla, namazlarla, Kur’anlarla, salavatlarla, mukabelelerle, tevhidlerle, teravihlerle, fitrelerle ve zekatlarla gayret sarfederler. Çalışıyorlar, istiyorlar Allah’tan! Ne güzel. Kime zararı var? Hiç kimseye. Ne ala. Din denen şey bu olsa gerek. J

 

Ama inanmayan veya inansa da bu rahmet ve merhamet pastalarının yapımına, imalatına katkıda bulunmayan, namaz kılmayan, oruç tutmayan, gününü gün eden, dine hizmet adına en ufak bir katkıda bulunmayan insanlarımız var. Yıllardır din adamlarımız, din dersi öğretmenlerimiz, imamlarımız onları dinin o güzel çizgisine çağırdılar. Ama onlar hiç gelmediler/gelemediler. Her zaman başka işleri vardır. Yoğundular, meşgül idiler. Dini veya peygamberi akıllarına getirmediler. Kur’an’ı anlamaya dinlemeye çalışmadılar. Kötü niyetleri belki yoktu ama çok ama çok yoğundular. Zaman geçti ve o yoğun arkadaşların başına kaza, bela, hastalık, borç, cinayet, intihar, yaralama, ölüm gibi hiç hesapta olmayan bazı işer geldi. Ne güzel yaşayıp gidiyorlardı. Kendilerinin kurdukları o güzelim düzen neden bozulmuştu ki? Nereden çıkmıştı bu zorluklar, hastalıklar, olumsuzluklar. Elinden de bir şey gelmiyordu. Kimse de kendisine yardım etmiyordu. L Hemen başladı ağlamaya sızlamaya. Hemen Yaradan geldi aklına. Aklına mübarek aylarda, gün ve gecelerde iananlar insanlar tarafından imal edilen pastalar geldi aklına. Kendisi o pastaların imalatına hiç katkıda bulunmamıştı. Ama meşguldü, hem Allah gafur ve rahim değil miydi? Yaratan o değimliydi? Nasıl yardım etmezdi yarattıklarına O Yüce Yaratan? O halde bu imal edilen pastadan pay istemek onun da en doğal hakkıydı…

 

Ziya Hoca olarak Allah beni affetsin. Her türlü şey var dünyada. Zorluklar ve kolaylıklar da. Her şey insanoğlu için. Zenginlik ve fakirlik de tabii ki. Allah’ın rahmeti ve merhameti geniştir. Doğru. Pastadan herkes pay almalıdır. Tamam. Ancak zamanında elinde imkan olduğu halde bu pastanın imalatına katkıda bulunmayanların, ellerinde güç ve imkan kalmadığında, ağlayıp sızlayarak pastadan pay istemeleri çok anlamlı oluyor mu? Çok etik oluyor mu? Para ve imkan bol iken, haramların peşine düşmekten aklına bu pastaların imalatı gelmeyenler, yataklara düştüklerinde, elleri kolları tutamaz hale geldiklerinde, genç yaşta çoluk-çocuklarınnı kaybettiklerinde veya içki, kumar ve uyuşturucunun pençesinde intihara kadar giden bir yola düştüklerinde aklılarına gelen RAHMET ve MERHAMET PASTASINA gözlerini de dikerek anlayış beklemekteler, paylaşma beklemekteler. Ama dünyada olduğu gibi, tüm evrende her şey karşılıklı. Hayırlı ramazanlar.

 

Ziya ÖZTÜRK

26.07.2012

 

Not: Üç yıl önce yazdığım bu yazıyı, bazı eklemler yaparak güncelledim. Bana daha iyi ve anlaşılır oldu gibi geldi. Kalın sağlıcakla.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR