22 Eylül 2017 Cuma

Nagihan ÇELİK / Ajans32

Pişmek Ama Yanmadan...

09 Ekim 2014 Perşembe 13:50

Büyük kavanozda birikmiş beyaz şeyi, yoğurt sanıp kaşıklamıştım. Çok kötü kokuyordu, midem bulanmıştı. Dokuz- on yaşlarındaydım.

Anneannemlerde dolabı karıştırıyordum. Yengeme sormadan, koca kavanozu çöpe boşaltıp, yoğurt bozulmuş bir de saklıyorlar diye  söylenmiştim.

Meğer kadıncağız, tereyağı yapmak için kaymak topluyormuş. Birikirken kokusu değişir, rengi biraz bozulurmuş. Nereden bileyim, çöpe attım, üç kilo tereyağlığı. Bir şey demedi, güldü anlattı. Kafam iyice karışmıştı. Süt, kaymak ve tereyağı. Sabırsızlandım görmek istiyordum. Sütten toplanan kaymakların, kokuşmaya başlamış halden sonra, taze tereyağı olmasını.

 

On gün sürdü, yine birikti. Tabii katkım çok fazla. Aynı sütten beş kere kaymak topluyorum. Acelem var, bir an önce görmeliyim. Nihayet kaymak, yayığa boşaltılıyor. Yayık, uzun tahtadan, içinde sopa olan bir şey. Başlıyor yengem, o sopayla, o sütlü kaymaklı şeyi dövmeye. Yoruluyor, terliyor. Olmamış mıdır diyorum, yok daha olmaz deyip devam ediyor. Yine yine soruyorum, sıkılıyorum, yok daha olmaz, devam ediyor. epey sonra döküyor, inanılmaz bir şey, mis gibi sapsarı tereyağı.

Ertesi sabah herkes uyurken, bir tencere sütü yayığa döküp dövüyorum. Gücüm yetmiyor, yoruluyorum ama pes etmeden devam ediyorum. Çünkü önceki gün tereyağı için yengemin gayretini görmüştüm. İşin sırrı sebat etmek, yorulmak sanıyorum. Nafile hiç bir şey olmuyor.

Vermeyince Mabut, neylesin Mahmut, bu olsa gerek. İçinde- özünde olmayınca çaba kar etmiyor. Tereyağı yapan, dövmek değil, kaymakmış meğer. 

 

On yaş için ağır bir deneyse de, hala aynı yollardan geçiyoruz. Çok emek verip çok hayal kırıklığı yaşıyoruz. Hiç ummadığımız insanlar yüzümüzü güldürüyor da döve döve yorulduğumuz süt bir türlü tat vermiyor. Emeklerine yanmıyor insan da boşa giden 

hayallerine yanıyor. Yüreğine erkenden dost diye kaydettiklerini silip fos diye not düşerken içi acıyor.

Anlamak lazım belki de insan olma değerlerinden. Hissetmek lazım belki de gönüldeki yağı kaymağı. İnsanların üzerinde yarım yağlı işaretleri yok ki. hal bilir, güvenilir, sağlamdır ibareleri.

Acılar pişire pişire yüreğin tadını ortaya çıkartıyor. Tadı, demi, kıvamı oluşuyor insanın. Her şeyin hamı tatsız da insanın ki çekilmiyor.

Hayal etmekle, sevmekle de olmuyor.

 

Yağ istiyorsan, kavanoza kaymağı koyacaksın. Suyu elli gün beklet, yirmi gün döv, köpürmüyor bile. İçinde olmalı. Cevheri o olmalı. 

Her insan dupduru süt. Sütten çıkmış ak kaşık falan değil. (Onu da denedim kaç kere, sütten kaşık ak çıkmıyor. Bir iki saniye sonra kendi rengi oluyor.) Her insan dupduru, saf süt. Yağını belirleyen içindeki cevherler. Sabırlı mı, fedakâr mı, vefalı mı, içten mi, hırslı mı, kibirli mi, neyi fazlaysa o oluyor insan ve çevresindeki dostları.

Peynir mayası katılan süte artık süt denmiyor. (çocuklara dikkat etmeli) yoğurt mayası, yoğurda, taze kaymak sa emekle tereyağına dönüştürüyor.

Kimsenin kimseye sonradan tesiri olmuyor. Sütü bozuk diye bundan söylenmiş olmalı. Ekşimek üzere ise  kestirin ziyan olmasın bari. O zamanda ham çökelek oluyor.

Yürek kazanlarımıza, vicdan kepçemizi  daldırıp  karıştıralım. Bizim sütümüz ne kokuyor. Yağı kaymağı kaç çekiyor bir bakalım.

Hayat sadece kendi tat aldığımız değil, tat verdiğimizdir aslında. Hep yemeyelim, biraz yenilip yutulalım.

Tadımızı tuzumuzu sık sık kontrol edip kimsenin midesini, bulandırmayalım- bozmayalım. 

 

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 3 yorum yapıldı.
    YAZARLAR