05 Aralık 2016 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
02 Aralık 2016 Cuma 15:34

Rakip Değil Refik İki Şehir

Dr. Ahmet Yıldırım'ın Isparta/Burdur bağlamında Stratejik Yönetim Perspektifinde Bölgesel Kalkınmada Bir Kümelenme Modeli Önerisi.
Rakip Değil Refik İki Şehir

Bugün SDÜ'de gerçekleşen 16. Ulusal Bölge Bilimi ve Bölge Planlama Kongresine konuşması olarak katılan Dr. Ahmet Yıldırım'ın Isparta/Burdur bağlamında 

Stratejik Yönetim Perspektifinde Bölgesel Kalkınmada Bir Kümelenme Modeli Önerisi.


Isparta  ve Burdur' da  Ekonomik görünüm

Isparta ili genelinde, gül işleme, orman ürünleri, gıda üretimi, taş ve toprağa dayalı sanayi üretimi yapılmaktadır. Son yıllarda dericilik, mermercilik, kumaş, trikotaj ipliği, battaniye, hazır giyim ve yan sanayi imalatı alanları da gelişme göstermektedir. Meyvecilik önemli bir gelir kalemidir. Hayvancılık gelişme eğilimindedir. İhracatın ana karakteri ise imalat sanayisine dayalıdır. Sanayi disiplinin gelişmediği kentte hizmet sektörü kamu destekli olarak hızla büyümüş ve bu da kamu yatırımlarına bağımlı bir kent haline gelmesine neden olmuştur.

Burdur ili ekonomisi tarım, hayvancılık, tarım makineleri imalatı, doğal taş mermercilik ve madencilik sektörüne dayalı bir görünüm arz eder. Şeker Pancarı fabrikası bölgesel düzeyde stratejik bir rol üstlenmektedir. Burdur'da İmalat sanayi bölge ve ülke ortalamalarının altındadır. İmalat sanayinin gelişmemesi şehirde diğer sektörlerinde gelişmesine de engel olduğu söylenebilir. Burdur Ticaret Borsasının 2015 yılı içerisinde yayınladığı bir raporda, Burdur'da Yıllık yaklaşık 348 bin ton süt üretimiyle Türkiye’de üretilen sütün % 3 lük kesimini sağlamaktadır. Ayrıca Burdur hayvansal ürünlerin değeri bakımından 335 milyon TL ile Türkiye çapında 16. sırada, bitkisel üretim değeri bakımından 641 milyon TL ile 43. sırada, canlı hayvan değeri bakımından ise 893 milyon TL ile 27. sırada yer almaktadır.

Burdur özellikle mermer ve doğal taş sektörü ile son yıllarda bu alanda isim yapmaya başlamıştır. Burdur'da bulunan 126 mermer ocağı ve 95 mermer fabrikası ve atölyesi, 7 binden fazla kişiyi istihdam sağlanmaktadır. Yıllık ihracat sıralamasında ilk sırada yer alan Mermer'i Çimento ve Silah sanayi takip etmektedir.

Ekonomik Sektörler Ayrımında 2001-2015 Yılları Arasında Isparta ve Burdur İllerine verilen Yatırım Teşvik Belgesi Verilen Sabit Yatırım Tutarı (Milyon TL)

 

Hizmetler

Enerji

İmalat

Madencilik

Tarım

BURDUR

112

212

146

427

48

 

ISPARTA

807

789

516

149

19

 

Kaynak: Ekonomi Bakanlığı / Verinin Kapsadığı Dönem: 2001-2015

Ekonomik Sektörler ayrımında iki ili değerlendirdiğimizde; Isparta’nın Hizmet, Enerji ve İmalat sektöründe açık ara önde olduğu, Burdur’un ise Madencilik ve Tarım sektöründe ağırlıklı olarak yer aldığı söylenebilir.

Isparta ve Burdur İlleri İstihdam Oranı ve İşsizlik Oranı (%)

İstihdam Oranı

 

2008

2009

2010

2011

2012

2013

BURDUR

55,7

56,1

55,4

58,4

55.8

54.9

 

ISPARTA

49.2

46.8

45.0

47.4

46.3

49.5

 

TÜRKİYE

41,7

41,2

43,0

45,0

45,4

45,9

 

                                                        Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu / Zaman Serisi Aralığı: 2008- 2013

 

İstihdam oranları açısından; Burdur’un istihdam oranlarının Türkiye ortalamasının üzerinde olmasının yanında ve Isparta’dan daha yüksek düzeyde olduğu söylenebilir.  Ancak istihdam oranları açısından her iki ilin ortalamaları Türkiye ortalamasının üzerinde olmasına rağmen, mevcut yapısal ekonomik sorunlarının varlığı, iki ilin ekonomik realitesi ve geleceği açısından daha sistematik bir bakış açısı geliştirmemiz kaçınılmazdır.

İşsizlik Oranı

 

2008

2009

2010

2011

2012

2013

BURDUR

6,4

5,1

6,3

6,5

5,8

6,9

 

ISPARTA

8,1

10,5

12,0

9,7

8,9

8,7

 

TÜRKİYE

11,0

14,0

11,9

9,8

9,2

9,7

 

                                                  Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu / Zaman Serisi Aralığı: 2008- 2013

 

İşsizlik açısından Burdur'un daha iyi seviyelerde olduğu görülmektedir. Isparta'nın işsizlik oranları da Türkiye ortalamasının altındadır.

Ancak Isparta ve Burdur illerinin işsizlik oranları açısından ulaştığı durum iyimserlik çerçevesinde algılanabilmeye imkân tanısa da, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 yılı "Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması Bölgesel Sonuçlarını" göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölge, yüzde 14,1 ile Antalya, Isparta, Burdur'un bulunması, bizde bölge ekonomisinin işsizlik oranlarında yakalanan iyimser havanın, ekonominin diğer göstergelerinde de yakalanmasının aciliyet gerektirdiğini düşündürtmektedir.

                   Yıllık İhracat ($)

 

 

2012

2013

2014

2015

BURDUR

150.369,638

207.575,811

194.945,484

209.457,781

 

 

ISPARTA

155.031,206

133.870.460

137.243,667

131.213,123

 

 

          

Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu / Zaman Serisi Aralığı: 2002-2015

 

2015 Yılı  ihracatın Burdur’da 209.457.781 $  olduğu, Isparta’da ise 131.213.123 $ olarak gerçekleşmiştir.  Ortaya çıkan ihracat rakamlarının her iki ilin potansiyeli açısından oldukça düşük olduğu söylenebilir.

Türkiye İstatistik Kurumunun 2014 verilerine göre; Türkiye Toplam Bitkisel Üretim Değerinin 81 İl Arasında Dağılımı (TL) bakımından Burdur 771.274,000 TL ile toplam üretiminin %0.79’unu, Isparta 1.400,248,000 TL ile toplam üretiminin % 1.43’ünü gerçekleştirmektedir.

Türkiye Toplam Hayvansal Ürünler Değerinin 81 İl Arasında Dağılımı (TL) bakımından, Isparta; 255.202.000 TL ile toplam üretimin  %0,95’ini, Burdur;  419.542.000 TL ile toplam üretimin % 1,57’sini gerçekleştirmektedir.  (TÜİK: 2014)

Isparta Ve Burdur İlleri Hayvansal Üretim Değeri ( TL)

 

 

2008

2009

2010

2011

2012

2013

2014

BURDUR

281,325

264,235

433,736

246,965

328,069

335,707

419,542

 

ISPARTA

179,921

153,103

228,957

154,065

224,607

225,607

255,202

 

                                                                                    Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu / Veri Yılı: 2015

2014 Yılı istatistik verileri ışığında Burdur’un hayvansal üretim değeri 419.542.000 TL olarak gerçekleşmiştir. Elde edilen hayvansal üretim değeri ile Türkiye’de 18. sıradadır. Isparta ise 255.202.000 TL ile Türkiye sıralamasında 42. sıradadır. Burdur hayvansal üretim değeri açısından toplam üretimin 1,57% oluştururken, Isparta’nın oranı 0,95%’dir. Bu rakamlar ışığında her iki ilin de hayvansal üretim açısından, kapasiteleri bağlamında,  işbirliğine dayalı bir üretim politikasına dayalı olmak kaydıyla geliştirilebilir bir sektör olduğu sonucuna ulaşılabilir.

Türkiye İlleri Sağılan Büyükbaş Hayvan (İnek) Sayısı, Bir Yılda Sağılan Süt Miktarı (Ton) ve Bir Büyükbaş Hayvandan Bir Yılda Elde Edilen Ortalama Süt Miktarı (Ton) Sıralaması

 

Sağılan Büyükbaş Hayvan (İnek) Sayısı

 

Bir Yılda Sağılan Süt Miktarı (Ton)

 

Bir Büyükbaş Hayvandan Bir Yılda Elde Edilen Ortalama Süt Miktarı (Ton)

 

BURDUR

90.035

347.963

3,86

Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu / Veri Yılı: 2015

 

Burdur’un sağılan inek sayısının 90.035 civarında olması dikkat çekicidir. Yıllık elde edilen süt miktarı 347.963 Ton süt miktarına ulaşmaktadır.  Bir büyükbaş hayvandan bir yılda elde edilen ortalama süt miktarı ise 3086 kg ulaşmaktadır.

Isparta/Burdur’un Kümelenme Açısından SWOT Analizi 

Güçlü yanlar:

Zayıf yanlar:

 

Besi ve Süt Hayvancılığın yoğun olarak yapılması

 

Destek mekanizmalarının eksikliği, 

 

Tarımsal alanda meyveciliğin güçlü olması,

Şirketler, kamu kuruluşları, üniversitelerden oluşan üçlü sarmalın verimsiz çalışması,

Tarımda su kaynaklarının etkin kullanılması

İşbirliği ile iş ortaklığına dair iş kültürünün azlığı, 

Hayvansal yem üretiminin yapılması 

Altyapı yetersizliği, olması,

Zengin doğaltaş ve mermer yataklarının bulunması

Genç ve nitelikli işgücünün olmaması,

Güçlü Üniversitelerin varlığı

 

Halıcılık ve Gülcülükte imalatın geleneksel yöntemlerle sürdürülmesi

Ucuz işgücünün varlığı

 

Tarım sektörünün gelirden aldığı pay yüksek olmasına rağmen, geleneksel metotlarla üretim yapılıyor olması

Eğitim-Sağlık altyapısının güçlü olması

Tarım Makineleri ve Metal Sanayisinde İşletmelerin bireysel ve küçük aile işletmeleri yapısında olması,

Ulaşım kavşağında bulunan Afyon’a kara ve demiryolu ile bağlı olması

İşletmelerin küçük öz sermayeli kurularak, düşük işletme sermayesi işletiliyor olması,

Bir turizm ve liman kenti olan Antalya’ya yakın olması

Aile şirketlerinin kurumsal dönüşüm çabası göstermemesi,

Yöresel markalaşmaya uygun kaliteli ürün varlığı ve kalite artış eğiliminde olması,

AR-GE’ye yeterli ilgi ve para ayrılmaması,

 

Güvenilir ve organik üretiminin yapılabileceği verimli tarımsal arazilerin bulunması

Tarımsal ürünler ve doğaltaş üretiminde katma değer artırmaya yönelik çabaların olmaması,

 

Ham madde satışının karlı görülerek tercih edilmesi.

 

 

 

 

 

 

 

Fırsatlar:

 

Tehditler

 

Isparta ve Burdur'un coğrafi stratejik konumu,

Yerel paydaşların kapasitelerinin ve potansiyellerinin belirsizliği,

Şehrin kanaat önderlerinin etkisiyle işbirliği imkânlarının artması,

Sert rekabetçilik ve güven eksikliği,

 

Tarım ve hayvancılık işletmelerinin artış eğiliminde olması,

Kamu ve özel sektörde kümelenmenin bilinirliğinin eksik olması

Hızlı gelişen Turizm kaynaklı bir tüketim merkezine çok yakın olması ve gelişmiş gıda üretim tekniklerine talebin artış eğiliminde olması

Bilgi eksikliği,

 

Mermercilik ve mermer makineleri sanayisinde tecrübe ve gelişim seyrinin görülmesi.

Sermaye yetersizliği

 

Birbirine ikame ürünlerin ve imalat sektörünün gelişme imkânlarının bulunması

 

Büyük sermaye gruplarının bölgesel düzeyde yatırım ihtimali nedeniyle yerel yatırımların rekabet edememe ihtimali

 

 

 

Kaderi Birbirine Bağlı İki Şehir

Benzer ya da aynı iş kolunda çalışan, coğrafi olarak birbirine yakın olan birbirleriyle iş birliği ve rekabet halinde olan firmaların bir araya gelerek oluşturdukları organizasyon yapısı Kümelenme olarak adlandırılmaktadır. Coğrafi düzeyde mesafelerin yakınlaşması, ulaştırma ve işgücü maliyetlerini düşürmektedir.  Kümelenme modeli ile belirli sektörde faaliyet gösteren aktörler birleşerek dünya ile rekabet halinde olmak ana hedef haline gelebilmektedir. Bu hedefe yönelik faaliyetlere bağlı sinerji ile birlikte bölgesel üretim artarken, istihdam oranı yükselirken,   işsizlik azalma eğilimine girecektir.

Sektörel bazda gerçekleşecek politika diyaloğu, sektörel rekabet gücünün artmasına önemli bir katkı sağlayacaktır. Sanayinin geri ve ileri bağlantıları konusunda kümelenme yaklaşımı rekabet gücünü arttırabilecek bir politika seçeneği olarak ortaya çıkmaktadır. Kümelenmelerin güçlendirilmesine yönelik tedbirlerin alınması ise orta ve uzun vadede ara malı ithalatına bağımlılığı önemli ölçüde azaltabilecektir. Kümelenmelerin güçlendirilmesinde, bölgesel ve sektörel eksenlerde kurulacak kamu – özel sektör diyalog mekanizmalarına çok önemli roller düşmektedir.

Dünyada bireysel olarak rekabet eden firmaların yerini bölgesel olarak rekabet eden sanayi bölgeleri almaktadır. Nitelikli işgücüne sahip, ihtisaslaşmış firmaların yoğunlaştığı, bilgi paylaşımının üst seviyeye çıktığı ve inovasyon yapabilen işletme ve destek kuruluşları ağlarından oluşan coğrafi bölgelerin rekabet edebilirliği en üst seviyeye çıkmaktadır. (Yaşar, 2013: 779-805,)

Bunlara paralel olarak, bölgesel kalkınma ajanslarıyla birlikte çalışacak, sektörel araştırmaların gerçekleştirilmesi özel sektörün politika tasarım kapasitesinin oluşturulmasına önemli bir katkı sağlayacaktır.

Isparta ve Burdur illeri,  bölgesel düzeyde stratejik düzeyde sahip oldukları ekonomik kapasiteyi karşılıklı işbirliği içerisinde üretime yönlendirerek, rekabet edebilir hale gelmelerinin yanında, üretimdeki güçlerini işbirliği ile doğru konumlandırarak, avantaj sağlayabilecekleri sektörlerde kümelenme modeli ile bölgesel kalkınmanın önünü açabilecekleri ifade edilebilir.

Ancak, öncelikle iki ilin müteşebbisleri, STK'lar ve Kamu temsilcilerinin, belirlenecek sektör ya da sektörlerde birbirlerini tamamlayıcı ve güçbirliğine yönelik zihni tutumlar geliştirmeleri öncelikli eylem planı olması gerekmektedir. Bölgesel düzeydeki işbirlikleri arifesinde, iki ilin kanaat önderlerinin ortaya koyacakları fikri hedefler zihni işbirliğini kolaylaştıracaktır. Devlet yatırımlarının planlanmasından, sektörel ve bölgesel teşviklerin planlanmasına kadar tüm kamu planlamalarında,  ayrı vilayet olarak değil, tek bir il'miş gibi hareket ederek bölgesel bir sinerji ve güç yaratılmalıdır.

Fakat günümüzde bölgesel düzeyde kalkınmanın ve rekabet edebilmenin tek ve yeter şartı kamu yatırımları ve destekleri değildir. Artık sektörel düzeyde  birbirini destekleyen ekonomik faaliyetlerin yerel sermayenin ve girişimcilerin katkısı ile harekete geçirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bu bağlamda, öncelikli olarak İki ilin müteşebbisleri vasıtasıyla "Bölgesel Canlı Hayvan Pazarı" ve "Bölgesel Canlı Hayvan Borsasının"  kurulması canlı hayvan çeşitliğinin artmasına imkan vermesinin yanında hayvancılık sektöründe bir hareketlilik oluşturacağı söylenebilir.

Bölgede rekabet edilebilir bir sektör olarak göze çarpan hayvancılık sektöründe, hayvansal üretim şartlarının iyileştirilmesine ve verimliliğinin arttırılmasına yönelik girişimlere ihtiyaç olduğu gözlenmektedir. Özellikle hayvancılık girdi maliyetlerinin dalgalı bir görünüm izleyerek yükselme eğilimi gösterdiği bilinmektedir. Girdi maliyetlerinin yüksekliği, özellikle işletme özelliği kazanamamış küçük aile işletmelerinde karlılık sorununu sürekli gündemde kalmasına sebep olmaktadır. Bu meyanda yapılması gereken ise kamuoyunda Dana Bank olarak bilinen yüksek montanlı, modern hayvancılık tecrübelerini barındıran ve bölgenin ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde ve kapasitede dana kreşlerinin kurulması zaruret arz etmektedir. Dana Bank'ın sistemi, farklı bölgelerde ortak ahırlar yapılarak toplu üretime geçilmesi sayesinde maliyetleri düşürme mantığı üzerine kuruludur. AB kriterlerine uygun bir üretim standardı yakalamaya imkan veren Dana Bank, çiftçilerin ineklerini 'kreş' mantığında 'konaklatıp' onların tüm bakım ve gıda ihtiyaçlarını karşılamasının yanında, hijyenik şartlarda sütlerini de sağmaktadır.

Bölgesel düzeyde kurulacak dana kreşleri ile başta sağlık hizmetlerini çok daha uygun fiyatlarla temini, girdilerin çok hesaplı hale gelmesi ve alınması ve bunun sonucunda ürünlerin işlenmesi, hijyen şartlarının sağlanması, ürün kalitesinin artması sağlanabilir. Özellikle yakın coğrafi bölgede yer alan Konya’da, Torku Konya Şeker’in uygulamaya koyduğu Dana Bank projesi örnek alınmalıdır.  Bölgesel düzeyde planlanacak ve ortak girişim sermayesi ile ihdası sağlanacak olan Dana Bankların,1000'er başlıktan az olmamak kaydıyla iki ilin hayvancılık portföyünü ölçekleyebilecek düzeyde bölgeler belirleyerek  kurulması ve sürdürülebilir hale getirilmesi sektörel rekabet açısından önemlidir.

Dana Bank uygulaması ile desteklenmesi gereken bir diğer husus "Damızlık Düve Yetiştiriciliği Yapan Büyükbaş Hayvancılık İşletmelerinin" kurulmasını teşvik edilmesi ve kurulu işletmelerin girdi maliyetlerinin düşürülmesi için ortak adımlar atılması, sürdürülebilir hayvancılık politikaları açısından önem arz etmektedir.

Danabank ve Damızlık Düve Yetiştiriciliği Yapan Büyükbaş Hayvancılık İşletmelerinden sonra,  İki ilin girişimcilerinin ortaklaşa kuracakları Gıda ve Hayvancılık İhtisas OSB'nin ihdası, kümelenme modeli düzeyinde ortaya konulabilecek bir girişim modelidir. Gıda ve Hayvancılık İhtisas OSB’de bölgesel düzeyde kalkınma imkanı verecek olan Tarım ve Hayvancılık üretimini destekleyecek tedarik zincirini de yerini getirecek adımlar atılmalıdır. Bu girişimi destekleyecek düzeyde güçlü ve esnek küçük hayvancılık ve tarım işletmelerinin varlığı stratejik bir öneme sahiptir. Gıda ve Hayvancılık İhtisas OSB'nin coğrafi olarak iki ilin birbirine en yakın olduğu bölgede konumlandırılması ve OSB'de Isparta ve Burdur kökenli girişimcilere bedelsiz arsa tahsisi gerçekleştirilmelidir. Bölgesel Kalkınma Ajanslarının destekleyeceği projelerde belirli bir dönem bu girişimlere yönelik olarak pozitif ayrımcılık sağlanmalıdır. İhtisas OSB'de hayvancılık alanında ihtiyaç duyulan hayvancılık ürünlerin üretilmesi ve geliştirilmesi de öncelikli hedeflerde birisi olmalıdır. Hayvansal üretimin kapasitesini arttırabilmek amacıyla iki ilin Ticaret ve Sanayi Odalarının ve girişimcilerin sermayedar olduğu birlik vasıtasıyla Ar-Ge destekli modern yem fabrikası kurularak bölgede besicilik ve süt inekçiliği için yem üretimi gerçekleştirerek girdi maliyetleri düşürülmelidir.

İki ilin üreticilerinin, yaklaşık yıllık 500 bin ton kaliteli süt üretiminin yanında et üretimi açısından da Türkiye'de sayılı bölgelerden birisidir. Ancak hayvansal üretim açısından Türkiye’de marka olmasına rağmen, bölgesel düzeyde  ne Burdur ne de Isparta girişimcileri bir marka geliştirememişlerdir. Gıda ve Hayvancılığa dayalı  ihtisas OSB ile özellikle süt'e dayalı yarı  mamül ve mamül ürünleri içeren bir marka yaratmak olası bir durumdur.

Günümüzde rekabetin yoğun olarak yaşandığı sektörlerin başında gıda sektörü gelmektedir. Girdi maliyetlerini düşüren ve markalaşabilen işletmeler sektörde kalıcı olabilmektedirler. Ancak gıda sektöründe maliyetleri arttıran faktörlerden birisi de dağıtım giderleridir. Dolayısıyla et ve süt üretimi gerçekleştiren işletmeler dağıtım maliyetlerini düşürebilmek amacıyla bölgesel düzeyde faaliyet göstermeyi yeğlemektedirler.

Bu meyanda,  Isparta ve Burdur illerinin bir milyondan fazla nüfusu barındıran ve yılda 5 milyondan fazla turisti misafir eden bir turizm kenti olan Antalya’ya komşu olması, dağıtım ve pazarlama maliyetlerini düşürebilmek açısından stratejik bir avantaj olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla Isparta ve Burdur’un birbiriyle rekabet eden değil birbirini tamamlayan bir iktisadi zihniyetle Kümelenme modeli ile Tarım ve Hayvancılığa dayalı “Gıda Üretim Merkezi” haline gelmesi muhtemeldir.

Bölgenin hakim olduğu bir alan da mermercilik sektörüdür. Ancak bölgede mermer üretimini yapan firmaların yabancı menşeli olduğu ve hammadde üretimini öncelik olarak tercih ettiği göz önüne alınırsa, bölge ekonomisindeki çarpan etkisine sahip bir faktörden ne düzeyde mahrum kalındığı ortaya çıkmaktadır.

Kümelenme modeli çerçevesinde bölgesel işbirliği ile mermer taşın işlenebilir hale getirilecek altyapı yatırımlarının bölgesel düzeyde kurulabileceğini söylemek mümkündür. OSB düzeyinde oluşturulacak bir işbirliği mermerin işlenerek markalaşmaya yönlendirilmesinin bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacağı ortadadır.

Sonuç

Küreselleşmenin yoğun etkilerine maruz kalan ekonomi, bölgelerin rekabet edebilirliklerini yeniden tanımlamak zorunda kalmıştır. Değişen paradigma ile kalkınmanın ana problemlerinden olan bölgesel eşitsizliklerin orantısız ve verimsiz kamu yatırımlarından ziyade, bölgelerin kendi kaynakları ile doğru bir planlama ve verimlilik esasına göre giderilmesine yönelik görüş ağırlık kazanmış, yerel kaynakların ve imkânların değerlendirilmesine dayalı bir bölgesel kalkınma yaklaşımı tercih edilir olmuştur.

Ekonomik bir girişim modeli olan Kümelenme,  birbirleriyle ilişki halinde olan firmaların ve destekleyici kuruluşların belirli bir coğrafik bölgede bir araya gelmeleri şeklinde tanımlanabilir. Kümelenme girişimlerin birbirine yakın konumlanması esası üzerine kurulur. Porter, “Coğrafi, kültürel ve kurumsal yakınlık, şirketlere özel erişim, daha yakın ilişkiler, daha iyi bilgi, güçlü teşvikler ve uzaktan yararlanmanın zor olduğu diğer avantajları sağlamaktadır. Dünya ekonomisi daha karmaşık, bilgi temelli ve dinamik hale geldikçe, bu daha doğrusal olmaktadır. Rekabet avantajı, uzaktaki rakiplerin kopyalayamayacağı bilgi birikimi, ilişkiler ve motivasyon gibi yerel unsurlarda saklıdır” demiştir.

Kümelenme modeli, bölgesel ekonomik kalkınma ve istihdamı arttırıcı rolü ile sanayi faaliyetlerinin karakteristiğine yön vermektedir. Kümelenme hem iş, hem de ekonomiye geniş yelpazede faydalar getirebilir.

Isparta ve Burdur illeri,  bölgesel düzeyde stratejik düzeyde sahip oldukları ekonomik kapasiteyi karşılıklı işbirliği içerisinde üretime yönlendirerek, rekabet edebilir hale gelmelerinin yanında, üretimdeki güçlerini işbirliği ile doğru konumlandırarak, avantaj sağlayabilecekleri sektörlerde kümelenme modeli ile bölgesel kalkınmanın önünü açabilecekleri ifade edilebilir. Bu bağlamda Isparta ve Burdur illeri kaderleri birbirine bağlı olarak birbirinin rakibi değil refikidir. Bu avantaj/zorunluluk ilişkisinin yerel aktörler tarafından doğru okunması zaruret arz etmektedir.

Gıda Üretim Merkezi vizyonu ile belirlenmiş sektörlerde kümelenmenin yolları araştırılmalı, yerel ekonomik dinamiklerin harekete geçmesi sağlanmalı, kamu kaynaklarının ve yatırımların bu meyanda oluşması için ortak lobi gerçekleştirilmelidir. Ayrıca iki ili en kısa mesafede bağlayan “Dostluk Yolunun” ivedilikle duble yola çevrilmesi, iki il arasında hızlı tren hattının kurulmasının sağlanması, mülki açıdan farklı iki il olsalar da, ekonomik olarak tek bir il olarak hareket etmeleri, ideal değil küreselleşen dünyada ayakta kalabilmek açısından zorunluluk olarak görülmelidir.

Dr. Ahmet YILDIRIM

YAZARLAR