21 Eylül 2017 Perşembe

Kadir YAVUZ / Ajans32

Sadece Seni Seviyorum

27 Aralık 2010 Pazartesi 16:07

SADECE SENİ SEVİYORUM…

 

“Sadece seni seviyorum” diyorsa biri veya “Senden başkasını tanımam… Ben seni çok seviyorum” diyorsa, sözüne inanma! Yalan söylüyor bu kişi!

 

Seven her kimse, sevdiğiyle beraber olduğunu ruh hâliyle gösterir. Onunla benzerlik vardır, yaşamının her anında! O konuştuğunda, sevdiği dinler… Sevdiği konuştuğunda da, kendisi dinler. Sonra konuşmasına da, gerek yoktur. İşaret diliyle bile anlatılabilir, anlatılmak istenen! Aşk netice de, bir sevgi işidir… Bir gönül işidir.  

 

Sevgi az gizli olmalı… Çok açığa vurulmamalı. Sevdiğinin, yanında olduğunu; yüreğinle gösterirsin… Dilinle değil! Bir söz yeterlidir, sevdiğini izah etmeye veya bir bakış! Karşınızdaki yani sevdiğiniz sizin o tek sözünüze ve bir bakışınıza göre sevip sevmediğinizi, yalan söyleyip söylemediğinizi anlar. Fazla kendinizi yormanıza gerek yok. Çok fazla ısrarcı olmanız, sık sık aynı sözleri tekrar etmeniz demek, çok seviyorsunuz anlamına gelmez. Kulağa samimi olarak fısıldadığınız bir küçük söz veya susarak göz hizasında anlamlı bir bakış atışınız çok şey ifade eder.

 

Hayatın her safhasında geçerli olan şeydir, samimiyet! İnsanın insana dürüst davranması kadar güzel bir şey yoktur.

 

Yalana gerek duyulmadan başlayan aşk ve ardından oluşan sevgi bağının düğümlerini sökmeniz mümkün olmaz. Öyle perçinli bir aşk yaşanır ki, anlatılmaz… Tarifsiz bir aşktır, size sunulan… Yalansız, riyasız!

 

Görüntüye âşık olan gönül dalgacıları vardır… Önüne çıkan her güzele aşkı endam eder. Yalancı olduğunu bilmeden kapılan olsa da, bir gün yalanı ortaya çıkar.

 

Hani: “Yüzüne tükürülse, yağmur yağıyor her hâlde…” denilen olur. Hiçbir şey olmamış gibi davranır. 

 

Ayfer Demirağ bir alıntı yazı yollamış, msn’den… Yazımla ilgili olduğundan sizlerle paylaşmak istedim. 

 

Felaket... Önce azar azar başlıyor kaşıntı, geceleri... Sonra artıyor. Kaşımak da bir zor ki kulağın içini... Bir türlü geçmiyor. 'Ne yapsam acaba?' diyorum. Günler geçtikçe daha da artıyor... Doktora gitmeye karar veriyorum... Arkadaşlarıma soruyorum... 'Tanıdığınız iyi bir kulak burun boğazcı var mı?' diye. 'N'oldu ki?'diye soruyor arkadaşlarım.'Kaşınıyor kulağım' diyorum. 'Uyuyamıyorum geceleri, kulak kaşınmasından!'

 

Bir doktorun adını söylüyor bir tanesi... 'Çok iyi doktordur' diyor. 'Kimsenin çözemediğini çözer, iyileştiremediğini iyileştirir.' Gidiyorum doktora. Gözlüklü, şirin bir amca... Elinde bir büyüteç, kulağıma bakıyor... Şaşırıyorum önce. 'İçinde kaşıntı var' diyorum. 'Öyle büyüteçle ne anlayacaksınız ki?'... 'Yok' diyor, 'Ben çoktan anladım ne olduğunu da, şimdi daha iyi görmek için bakıyorum.' 'Nedir?' diyorum doktora. 'Eski sözler kaçmış kulağınıza' diyor… 'Nasıl yani?' diyorum... 'Kimin sözleri?'... 'Bakacağız' diyor... Sonra bir alet çantasından kocaman, ucu ince, cımbıza benzer bir alet çıkarıyor... 'Yan durun. Kıpırdamayın' diyor bana... Biraz irkiliyorum. 'Eski sözler' diyorum, 'Ha?'...

 

Cımbızın ucu kulağıma giriyor, canımı acıtmıyor nedense... 'Bir erkek sesi bu' diyor... Sanki bir uğultu duyuyorum. Cımbızı çıkarıyor kulağımdan. 'Yalan kaçmış kulağınıza!' diyor... doktor. Yalana bakıyorum. Küçücük bir şey gibi gözüküyor. 'Vay be! Günlerdir kulağımı kaşındıran bu muymuş? Hangi yalan peki?' diyorum. 'Durun, bekleyin' diyor doktor. ‘Dikkatli olmamız lazım. Tekrar kulağınıza kaçabilir. Önce şu deney tüpünün içine koyalım. Sonra serbest bırakırız.’ Yalanı tüpün içine koyuyor... Kapağını da kapıyor tüpün... Serbest kalıyor yalan. 'Seni seviyorum' diye cılız bir ses geliyor tüpün içinden... 'Yalanmış ha?' diyorum.

Kulağım bile anlamış, kalbim hâlâ anlamıyor...   İCLAL AYDIN   

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR