20 Eylül 2017 Çarşamba

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Sandık, Demokrasiye Yetmiyor Ha?

08 Temmuz 2013 Pazartesi 11:40

Sandık, Demokrasiye Yetmiyor Ha?

Mısır’da demokratik olarak iş başına gelen MURSİ yönetimi “az kanlı” olarak darbeyle görevden alındı. Sanırım Tayyip bey için geçerli olan kurallar, Mursi için de işliyor. Dünyadaki esas oğlanlar, büyük ağabeyler kendi çöplüklerinde yeni aktörlerden, yeni liderlerden pek haz etmiyorlar. Kurdukları emperyalist düzene muhalif cumhurbaşkanları ve başbakanlar istemiyorlar. İşin özü bu.

Ancak, hepimizin hatırlaması gereken şeyler var. Bu mücadele Hz. Adem’in oğullarından itibaren başlamış. Doğru ile yanlışın, bir başka deyişle hak ile batılın mücadelesi bu. Dünyada bu güne kadar dökülen kanların gerekçesi burada gizli.

Ancak taraf olan herkes, hiçbir zaman ben kötüyü temsil ediyorum dememiş. Tarihin bize söylediklerine göre konuşursak, bugün itibariyle haksız kabul edilen, yanlış kabul edilen taraflar bile kendilerini hep haklı gördüler, doğru gördüler, Hak gördüler.

Yaşlı dünyamızda kan ve savaşla yorulmuş ve bıkmış insanlık hep yeni yeni yaşama ve yönetme biçimleri aradı durdu. En son moda ise “demokrasi”. Halkın kendilerini yönetecekleri sandıkta seçme biçimi. Seçim sürecinde tiranlık yok, baskı yok, zulüm yok. Sandıktan çıkana eyvallah, demek. Bir sonraki sandığa kadar sabredip, çalışmak ve beklemek. Monarşilerde bile yenilen taraf ya çekip gider ya da galibin kanatları altına girerdi. Hayvanlar aleminde bile böyle bu. Demokrasinin beşiği olan Avrupa ve Amerika’da son yüz yıldır hal böyleykender ya da galibin kanatları altına girerdi. Hayvanlar aleminde bile böyle bu. Ancak monarşilerde bile yenilen taraf, yani kaybeden köşesine çekilirken aynı aktörler diğer dünya ülkelerinde çeşitli bahaneler üretip (irtica, cunta, komünizm vs.) yenilenler/kaybedenler kendi aktörleri olunca “demokrasi adına” sözde müdahalelere ve darbelere çanak tutuyorlar. Kendileri inanıyorlar mı bu yaptıklarının doğru olduğuna?

CHP’li milletvekilleri ve hatta genel başkanları bile “sandık, her şey değildir!” diyecek kadar gaflete düşüyorlar. Bu ülkenin Osmanlıdan miras olduğunu, Osmanlı sonrasında halk iradesiyle kurulup, inanılmaz bir biçimde kabuk değiştirdiğini, halkın buna demokrasi adına, devletin zarar görmemesi adına, yani ulu’l-emr’e itaat adına rıza gösterip/göstermek zorunda kalmasını unutuyorlar. Tek partili demokrasi zamanlarında insanlar Gezi’ye mi çıktılar? Tahrir’e mi çıktılar? Yeniçerilerin meşhur “istemezuuuuk” nidalarını mı attılar? Neden bu tavırlar bu insanların hanesine artı bir olarak yazılmaz?  Neden Türkiye’de her zaman yönetimde olanlar, seçimi kaybettiklerinde de demokrat olup, karşıdakini tebrik etmezler? Karşıdakinin de hakkını teslim etmezler? Mütedeyyin çizgide olmak zordur. Zira, dünyayı çok istemeyerek, şeytanın tuzaklarına meyil etmeyerek yaşayacaksınız. Neden kasacaksınız kendinizi? Ama hem dünya hem de şeytanın tuzakları o kadar leziz ki, o kadar hoş ki. Süreli de olsa, sonu olsa da, çok hoş. Dolayısıyla mütedeyyin olmak zordur. İşin gücün iyi insan olmaya devam et, içki içme, zina yapma, kumar oynama! Eeeeee ne yapacak bu insanlar? İstemezuuuuk diyecek, duracaklar. Başka bir çare var mı?

Ülkeler, bu türden ikilemlerin kucağına itiliyor, bulanık havayı seven güçler/yapılar tarafından. Elindeki hammaddeleri tüketme sürecine gelmiş olanlar için, işleri tıkırında olanlar için, gayet doğal bir istek bu. Zira kendini mütedeyyin hissetmeyen güçler, kendi yarınları için diğerlerinin elinde/uhdesinde olan doğal kaynaklara behemehal muhtaçlar. Bir türlü o kaynakları elde edecekler veya o kaynakları birlikte yönetmek/tüketmek için kendi aktörlerini başa getirecekler. Bu büyük plan için ortaya çıkanlar, insan olarak toru-topu 60-70 yıl yaşayacaklar. Ancak bu muzaffer aktörler sanki 150-200 yıl yaşayacakmış gibi, hatta hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çeki düzen verme yolunda canla başla çalışıyorlar. İdeal anlamında ne büyük bir gayret! Keşke bu enerjilerini insanlığın onuru ve iyiliği adına harcasalar. Ne zaman insafa gelecekler? Yoksa bizlerin aymazlığı mı tüm bunlar?

Herkes birbirinin sabrını ölçmeye çalışıyor galiba. Her ne olursa olsun, kaybeden tek başına ben/biz olmayacağız. Mübarek Ramazan geliyor, Yukarısının da bir hesabının olduğunu/olacağını bilelim. Dileyen bilsin, dileyen bilmesin. Hayırlı Ramazanlar. Kalın sağlıcakla…!

Ziya ÖZTÜRK

08.07.2013

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 5 yorum yapıldı.
    YAZARLAR