23 Eylül 2017 Cumartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

SANMA Kİ SENDEYİM…

21 Haziran 2011 Salı 11:41

SANMA Kİ SENDEYİM…

İnsanın karmaşık dünyasına girdiğimde; bazen, sis bulutlarının arasında kaybolur gibi kayboluyorum… Bezen de, mavi gökyüzünün çekiciliğinde; kaybettiğimi bulur gibi oluyorum.

Birini çözmek için o olmak gerekmez. Onunla olduğunda onu var olanıyla kabul et! Olmayanları isteme! Senin gibi olmasını da bekleme! Onu çok sevebilirsin ama ne sen seni terk edebilirsin ve ne de sen o olabilirsin. Gerekte yok zaten! Ne sen bensin, ne de ben sen! Birbirimizi böyle kabul edip, ilişkilerimizi o şekilde devam ettirirsek daha mutlu oluruz sanıyorum. Yani, kendi açımdan öyle düşünüyorum. Herkesi olduğu gibi kabul etmek! Bazen kendime bile tahammülümün olmadığı zamanlarım oluyor. Kendi ağırlığımı çekemediğim, yükümün altında kaldığım oluyor. “Bugün bana karışma! Bugün çok kötüyüm. Hiç kimseyi çekecek durumda değilim. Bir tek söz dahi duymak istemiyorum.” Dediğim olur… Ne söz duymaya ne kalabalık görmeye ve ne de yemeye içmeye gelemediğim olur. Gözlerim ağırlaşır, sözlerim kabalaşır. Bilerek yapmadığım ama bu dönemimde bilmeden kırdığım olur. Bazen de kendimi hafiflemiş hissettiğim olur. Sırtımda en ağır giysim olsa bile kendimi o derece hafif hissettiğim, kendimi kelebeğe benzettiğim; kırlarda bayırlarda dolaşmak, gülmek, eğlenmek istediğim bir romantik zamanı yaşadığım olur. Bu iki karaktere de bürünen ben; her zaman kötümser olmadığım gibi her zaman çekilmeyen de olmam. Ben, mutlu olmayı gönülden istediğim gibi benle olan herkesin mutlu olmasını isterim. Olumlu düşünmek güzel bir şey ancak olumsuz düşüncelere saplanmış birileriyle berabersen ondan sıyrılmak zor bir şey! Yani ne kadar olumlu düşünseniz de; olumsuzluğuna arkadaş olduğun için bir zaman sonra olumsuzluğun sizi sardığını göreceksiniz. Kelebek hafifliğiyle uçarken, kanadı kırılmış kuş olduğunuzu sanacaksınız… Su alan bir teknenin umutsuz yolcusuna döneceksiniz… Koşmanız gerektiği bir an, ayaklarınızın olmadığını göreceksiniz. Ne kadar iyimser olursanız olun, olumsuzluklar karşısında bir müddet sonra kendinizden bir şeyler kaybeden oluyorsunuz. Toplumda, yozlaşmış kişi veya kişilerin sayısının arttığını gördüğünüzde, sizin çok iyi biri olmanız neyi halleder. “Siz ne kadar iyi birisiniz” dediler diyelim ne değişir veya neyi değiştirir ki; sadece benim iyi olmam? Ben genelde çok konuşurum ama benden fazla konuşkan biriyle karşılaştığım olur; o zaman “Ben hiç konuşmuyormuşum meğer” derim. Benden fazla konuşan biriyle karşılaştığımda sevinirim. Hatalarımı o kişi üzerinde daha fazla görmeme vesile olur, bu olay! Çok konuşan biri, konuşmasını kontrol edemez. Bir önceki sözünü kendisine hatırlattıklarında “Allah Allah, ben öyle bir şey söyledim mi?” der. Bunu görmeme rağmen yine de, fırsat elime geçtiğinde konuşmaya başladığımı görürüm. Huyum kurusun, elimde değil ne yapayım! İki türlü huy vardır. İyi huy, kötü huy! İnsandaki iyi veya kötü huylarda tıpkı hastalık örneğine benzer, özellik gösterir. Birbirimizle çok sıkı fıkı olduğumuz zamanlarda; arkadaşının kötü bir huyunu kaptığın olur. İyi huyları yaşamak veya yaşatmak varken kötü huyu alır, onu kötü bir netice vereceğini bile bile uygularız. Terslik dediğimiz yani zıtlıklar sergileriz. Ondan zevk alırız. Hele birinin nefret ettiğini gördüğün bir huyu, o insanın sevenleri cephesinde; aşağılamak, küçük düşürmek için daha fazla ortaya koyar veya iyi huylu birinin huyuna bürünmeye çalışırız. Onun gibi konuşmaya, onun gibi espriler yaparak o olmaya çalışırız. Birinin güzelini almak, o olmayı gerektirmez. Herkes kendisinden başkası olamaz. Biri olmak veya birini çözmek yerine onunla olurken ona yakın olmalı… Samimiyetini açık ve seçik ifade etmelisin. İfaden yeterdir, onu anlayabilmen için! Ne o olmak için şartları zorla, ne de çözmeye çalış. Herkes biriyle dostluk veya arkadaşlık kurarken onunla dertleştiğinde kendisinin dinleneceğini düşünerek yakınlaşır. Günümüz insanının en büyük eksiği kendisine geleni dinlemeyişi, onu anlamayışı! Anlamayanla yan yana değil, iç içe de dursan o sana şunu hep ima edecektir “Ben seninle beraberim diye sanma ki sendeyim.”

İşte benim sen, seninde ben olmadığının ispatı… O zaman biz biz olalım, bir başkası asla olmayalım.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR