21 Eylül 2017 Perşembe

Kadir YAVUZ / Ajans32

Siyaset Üzerine Neden Yazmıyorsun Hocam?

04 Nisan 2011 Pazartesi 10:51

SİYASET ÜZERİNE NEDEN YAZMIYORSUN HOCAM?

 

Çok sık karşılaştığım bir sorudur… “Siyaset üzerine neden yazmıyorsun, Hoca’m?” deniliyor. Aklıma geliyor çok zaman ve çok zaman siyaseti, siyaset yapanları, siyasi düşünce yapısı üzerinde neden yazmıyorum ki?

 

Benim yabancı olduğum bir konu değil, siyaset! Gerçi öyle desem de siyaset yapmış biri değilim ve o zaman nerden bileceğim… Öyle değil mi? Ben sormasam, sizin soracağınızdan ben kadar eminim… Yok, yok… Az da olsa, siyaset yapmışızdır.  

 

Siyaset yapanlar, gökten zembille inen yaratıklar değiller. Bizim aramızdan çıkan insanlar, siyasetçiler. Bakarsınız her ilin sivri siyasileri vardır. Siyaset ilmini iyi bilip, yukarılara tırmanmış çok siyasiler vardır. İşini iyi yapanlara sözüm yok. Ama 4-5 dönemdir, aynı meclisi işgal edenlere üzülüyorum. 20 yıldır yapıyorsun. Ama yeter ne olur, yerini genç ve dinamik şahsiyetlere bırak veya tecrübeli insanlara bırak. “Akıl yaş da değil, baştadır” demiştir, atalarımız. Mecliste yaşlandım, ben çok tecrübeliyim ve o nedenle yerimi kimseye vermek düşüncesinde değilim. “Ben yine adayım… Aday olacağım. Beni, bağlı olduğum aşiretim veya cemaatim nasılsa seçer” düşüncesiyle hareket etmemeli.

 

Şimdi 20 senedir mecliste olan bir milletvekili bu cümlelerimi okuduğunda bana kızacak… İşte o nedenle yazmıyorum. Yazmak istemiyorum. Bir de, bana dönüp diyecek ki “Ya Hoca’m… Sana engel olan mı var? Adaylığını koy, sende seçil?” diyecek.

 

Bir dönem toplumda şu hâkimdi… “Aman kardeşim… Siyaset mi? Benden uzak... Benim işim değil. Siyaset dürüst adamın işi değil…” O zaman, sen böyle de; kenara çekil, ben kenara çekileyim. Dürüst adamlar meydanı boş bıraktığında, kime kalacak meydan. Öyle görevden kaçmak, bir başkasının üstüne görevi atmak kolay mı?

 

Siyaset elbette doğru, dürüst ve çalışkan insanların işi? Zor bir şey siyaset! Ateşten gömleği giyip, meclise gitmek zor! Milletin bütün yükünü üzerinde taşımak.

 

Uzaktan gazel okumak bizimkisi! Hele git oraya… Yeminini yap ve dürüstçe çalış bakalım… Zorluğunu o zaman göreceksin. Ama sırf küpünü doldurmak için seçilmek istersen, o zaman senin öyle bir sıkıntın olmaz. Öyle bir endişe duymazsın. Sen devamsızlık konusunda en arkadan birinci olursan bizi nasıl temsil edeceksin. Elbette ki, seçim zamanı karşımıza çıkıp, yüzümüze direk bakarak, oy isteyemezsin.

 

Geçen, bazı milletvekilleri için bir arkadaşım şöyle diyordu: “Seçim günü yaklaştı… Bakalım, şu falan milletvekili karşıma gelip, benden oy isteyecek mi? Oyumu isteyecek yüzü var mı? Gelsin bakalım… Gelirse ona bir çift sözüm var.” Acaba… Gelir mi, dersiniz? Yüz var mıdır? Gelir, gelir! Ama biraz nefisli olan gelemiyor, azizim! Çıkamıyor, senin karşına ve zaten gittiği Ankara’ya yerleşiyor. Bir daha seçildiği şehre gelmiyor… Gelemiyor. Çok karşılaştığım bir olaydır. Benim memleketimden seçip gönderdiğim nice milletvekilleri bilirim. Ankara’ya gidip orada kalmış, hatta ora nüfusuna kaydını aldırmıştır. Bu şahsiyet bir daha seçilmek istediğinde ve bir de, sizden destek istediğinde ne dersiniz ona? Kusura bakma, seni bir daha destekleyemem… Sen benim milletvekilliğimi yapmadın ki? Sen siyasetini kendi siyasi menfaatlerin uğruna kullandın. Böyle dediğim bir dostum vardı… Memleketten. Çok iyi bir arkadaşlığımız olmasına rağmen ilk milletvekilliği adaylığı döneminde bana uğramadığı hâlde aday olduğunu duyduğumda kendisine destek oldum oyumu verdim. Seçildi Ankara’ya gitti… Gidip geldiğinde bir defa yanıma uğramadı. İkinci defa seçileceği zaman nasılsa arkadaşı olduğumu hatırladı mı, ne olduysa bana destek ol dedi. Bende sen zor seçilirsin, dedim. Bana kızmıştı ama hakikaten seçilemedi. Şimdi memlekette bir daha aday adayları arasında ismini gördüm… Üzüldüm. İşte bunları söyleyince ben suçlu oluyorum. Kabahatli oluyorum.

 

Siyasetle uğraşmadım mı, sanıyorsunuz? Uğraştım. Bir dönem milletvekili adayı bile oldum. O zamanlar siyasi bir düşünce taşıyordum. Her şeyi, ideolojik düşünüyordum ve öyle bakıyordum… Siyasete!

 

Yarım asırlık ömrü hayatımda; çoklarını yolladık… Meclise! Çoklarına çalıştık. Tabii ki, çok değerli siyasetçilerimiz yetişti… Onların haklarını da inkâr edemeyiz.

 

Memlekete bir çivi çakan herkesin yanındayım… Benim siyaset anlayışım bu! Yapmayanlara da dargınım… Kırgınım… Küskünüm. Bu küskünlüğüm vesilesiyle her seçim öncesinde, oy verip vermemek arasında savaşıyorum… Gidiyorum sandığa! Ama zorla gidiyorum. Gönül koymuşum bir kere… Yapamıyorum ne yapayım.

 

Atamıyorum üstümdeki kırgınlığımı!

 

Siyaset denilince çok şey var aslında yazılacak… Ama zamana bırakalım. Önümüzde zaman var… Dönem dönem yazalım… Bakalım neler çıkacak!

     

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR