24 Eylül 2017 Pazar

Kadir YAVUZ / Ajans32

Siyaset ve Şiddet

26 Nisan 2011 Salı 18:52

SİYASET VE ŞİDDET

Nedense, her seçim yaklaştığında; gerek adaylar arası, gerekse partiler arası şiddet oluşur. Üzücüdür ama bunun önüne de geçilmez.

 

Sokaklar ateşe bürünmüş gibi! Yüzleri maskeli gençler, kimi yerlerde çocuk denecek yaştaki gençler; ellerinde sopalar, neyi protesto ediyorlar. Yakılan, yıkılan, camı indirilen yerleri hepimiz, müşterek kullanıyoruz. Yarın, molotof kokteyli attığın otobüse binecek, işyerine gideceksin. Nasıl, bu kadar duyarsızlaşıyorsunuz? Bu kadar bir insan kendi ülkesine düşman olamaz. Hepsi bir siyaset uğruna! Birileri seçilecek, sen yine kenarda yani köşende unutulacaksın, öbür seçime kadar! Niye ateşe atıyorsun kendini? Niye ülkeni ateşe veriyorsun? Ateşi yakan sen olma!

 

Neden, seçim öncesi şiddet hareketleri artar ve sonra birden durur. Kime faydası var şiddetin? Dünyanın hiçbir ülkesinde, şiddetin bir getirisi olmamış aslında! Ve buna rağmen yine de birileri ortalığı karıştırmaya devam eder.

 

Artma, sadece şiddette değil, her olayda var. Öğrenciler, en ufacık şeyleri bahane edip sokağa çıkıyorlar. Protesto kadar demokratik bir hak yoktur ama her şeyin hukuki bir dayanağı olmalıdır. Neden, seçime gideriz? O demokratik sandığı neden kullanırız ve birini seçeriz. Beğensek de, beğenmesek de; seçeriz birini ve neticesine de katlanırız. Bizim suçumuz deriz. Seçime kadar hiç kimseyi, hiçbir kimseye şikâyet etmeyiz. Nasılsa, sandık zamanı gelecek, deriz… Bence, medeni olanda budur… İnsana yakışanda budur.

 

Bugünlerde, siyasi parti liderlerinin birbirlerine yaptıkları söz sataşmaları hızla artmakta, hatta akıbeti belli olmayan bir tehlike hâlini almış durumda!

 

Biri “Gel, Taksimde buluşalım… Gel de, seni nereye kadar kovacağımı gör…” Diğeri de “Ben gelirsem fena olur… Sanma ki, bende yalnız olacağım” diyor. Bir diğeri de “Sen kim benim karşıma çıkmak kim? Gelemezsin, nerde o cesaret, sende!”

 

Cevaplar, halkı galeyana getirecek derece de artıyor. Bunlar seviye olarak hem düşük ve hem de aşağılayıcı! Dikkat etsek, fena olmaz yani!

 

Halk sokağa çıktı mı, bir daha içeri girmez. Sokak, tehlikelidir. Sokağa düşüldüğünde, neler olduğunu yaşadık ama unutulmuş görünüyor. Geçmiş dönemlerden hâlâ ders almamış görünüyoruz. Ne kadar genç, sorgusuz-sualsiz cezaevlerinde yattı. Çocuğunun nerede olduğunu bile bilemeyen sahipsiz nice aileler vardı. Endişeyle yaşadığımız o günleri unutmamız mümkün değil! Birileri unutmuşsa da, hatırlatmak zorundayız. Sağ-sol davası ne bize ne de dünya ülkelerine bir fayda sağlamıştır.

 

Bir partinin lideri, meydanda; yükleniyor bir diğer partinin başkanına! O kadar kendini kaybediyor ki, ağzından çıkanı kontrol edemiyor ve bir ara söverken işin farkına varıyor… Duruyor. Nerede duruyor? Ana… a… filan diyor, oradan sonrasını söyleyemeyeceğim, diyor. Yahu, ne kalmış ki, söylemişsin söyleyeceğini! Ondan sonra ne demek istediğin anlaşılıyor zaten! İşte, benim üzerinde durduğum bu!

 

Siyasi parti liderleri örnek olmalıyken, tam tersi oluyor. Isparta’da siyasi partiler, kendi aralarında ziyaretler yapıyorlar ama genel başkanlar adeta tahrik ediyor gibi... Ispartalı siyasi parti temsilcilerinin yaptıkları, bu örnek davranıştan dolayı kendilerini tebrik ediyorum. Bu davranış biçimine liderlerde uymalı… Şurada, 40-45 gün bir şey kaldı… Lütfen, sakin olun. Bu kadar taşkınlığa gerek yok.

 

Seçim dönemi fitne ve fesatçılar daha yoğun çalışıyorlar. Bizler bu oyunlara gelmeyelim… Lütfen bu oyunlara alet olan bizler olmayalım.

 

Ben, hangi siyasi parti mensubu veya lideri olursa olsun, yanlışının arkasında olmaktan kaçarım… İyi olan her beyanatında yanındayımdır.

 

Böyle de olmalıyız… Değil mi?

 

Kendime yakışmayan bir davranış biçimini, başkaları içinde asla istemem… Bana yakışmayanı, bir başkasına yakıştıramam.

 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR