20 Eylül 2017 Çarşamba

Kadir YAVUZ / Ajans32

Siyasetten Bahsedildiğinde..

06 Haziran 2011 Pazartesi 09:58

SİYASETTEN BAHSEDİLDİĞİNDE AYRILDIĞINIZ AMA MEVLÂNA’DAN BAHSETTİĞİNİZDE YAKINLAŞTIĞINIZ ŞEYİN ANLAMI NEDİR SİZCE?

 

Siyaset çok zaman üzer insanı! Senin çok yakın olduğun nice insanlar vardır ki; siyasî düşünce yapısı itibariyle tamamen sizden farklı düşünür.

 

Düşünmesi yetmez, çok ısrarcı davrandığınız an tezatlıklar bile çıkar. Arada kavgalar olur. Herkesin kendine göre bir siyasi düşüncesi vardır ve kendine göre de yakınlık duyduğu partisi vardır. En değerli şeyine sövsen ses çıkarmayan birinin partisine sövdüğünde çıldırır. Seninle papazlaşır. Ama aynı kişiyle; Mevlâna’nın bir sözünü paylaşın, Yunus Emre’nin dörtlüğünü paylaşın, durulur… Durgun su gibi olur.

 

Herkes Mevlâna’ya yakındır. Yunus Emre’ye yakındır. Asıl olan onlardaki iman, inanç değerlerindeki savunulan akidelerin özlüğünden gelir. Onların samimi oluşlarından gelir. Bizler, siyasi manada savunduklarımızda eksiğiz. Partimizi din yerine koymamız yanlış! Bir partiyi tutmak kadar doğal bir şey yoktur. Tuttuğunuz şeylerin yüceltilmemesine dikkat edeceksiniz. Yüceltilen her şey zarar verir.

 

Değerlerimiz savunulurken de, yücelttiğimiz şeyleri fertler üzerine odaklamamalıyız. İnancımızı abideleştirmeliyiz. Kur’an’dan bir ayet, Peygamber Efendimiz’den(S.a.v) bir hadis söylediğimizde itiraz edecek bir kişiyi tahmin etmiyorum… Kolay kolay tahmin edemiyorum. Sadece senin inancından olmayan biri karşı gelebilir veya anlattığınızdan hoşlanmayabilir. Normaldir. Ama aynı inancı paylaştığın biri kolay kolay karşı gelmez… Gelemez.

 

Bazı kişiler tanıyorum; seçim zamanı, her partinin seçim bürosuna uğruyor, her partinin meydan mitingine katılıyor ama netice de kendi beynindekine oyunu veriyor. Bazı partilerin seçim sonucu; çıkan oya üzülmelerinin ardında, bu meydan kalabalıkları geliyor. “O kadar destekleyene rağmen, neden bu kadar oy aldık” diye çırpınır, durur. Vatandaş ne yapsın? O da siyaseti öğrendi, sayenizde!

 

Seçime az kala bir arkadaşın cadde de hızla koştuğunu gördüm. “Nereye hayırdır? Yoksa filanın yanına mı gidiyorsun?” diye seslendim. “Ya Hoca’m nereden bildin… Helal sana, aynen de oraya gidiyorum.” Dedi. Ardından baktım güldüm. İş menfaati uman bir sürü insan var, adayların peşinde koşan… Ne yapsın? Belki kazanır, meclise gittiğinde işimizi yapar. Mecliste, bir parti muhalefette kalsa bile; onun milletvekilleri iktidar partisine bazı işlerini yaptırır veya belli kurumlarda kendi partisinden olan müdürleri vardır. Etkili olduğu yerler vardır. Her ne kadar şimdi muhalefetse de, zamanında iktidar olmuştur. Belli bir gücü vardır. Hiç olmazsa, Ankara’da belli bir çevresi vardır. Kendisine giden seçmenini Ankara’da aç açık koymaz.

 

Aslında, Ankara seçmenin akın ettiği yer olmaktan kurtarılmalı… Büyük Mega Projelerin önüne alınmalı, bu düşüncem ve bu düşüncem mega projeye dönüştürülmeli!

 

İlginç bir ülkeyizdir… O nedenle de, seçim sonuçları hep ilginç neticeler verir. Çok ısrarcı değildir, vatandaşımız. Bu dönem bir partinin yanında olan, bir önceki dönem diğer partinin yanında olmuştur. Eskiye göre koyu particilik gerilerde kalmıştır.

 

Hele 2002 öncesi, koalisyon dönemlerini yaşayanlar; bugün özellikle tek parti hükümeti kurulması yönünde bir düşünceden yana hareket etmektedir.

 

Tek parti veya tek particiliğinde zihinlerimizde bıraktığı kötü intibalar olmuştur… Geçmişte kaldı evet ama yine de onlardan dersler de çıkarılmalı.

 

Ders aldığımız veya ders alacağımız bir seçim olsun ümidiyle yazıma son veriyorum.

 

12 Haziran 2011 Genel Seçimleri, Milletimiz için hayırlara vesile olur…

 

İnşallah!           

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR