23 Ekim 2017 Pazartesi

Kadir YAVUZ / Ajans32

Solcu Yazar Olsaydım...

07 Mart 2017 Salı 11:15

Solcu Yazar Olsaydım!

Ünlü bir denemecisin… Düşünebiliyor musun? Üstelik solcu bir yazarsın. Müslüman kadın sanatçı, Hülya Yazıcı, bir röportajında ‘Solun kültürel iktidara hâkim olduğundan’ bahsediyordu. O gücün yanında olsaymışım, o zaman altın tepside neler sunulmazdı bana?

Neler sunulurdu, hadi isterseniz birlikte göz atalım. Ödüller, plaketler, unvanlar, şan ve şöhret, mevki ve makam, örgüt, vakıf, medya ve devletin imkânlarını kullanma… Devlet imkânları deyince sorulacak ve denilecek ki: ‘Sol, onu temsil eden Halkçı, Sosyalist ve Demokratik solların hepsi 1950’den sonra tek başlarına iktidar olamamışlardır, koalisyonlar şeklinde hükümet kurabilmişler, o da pek uzun sürmemiştir. Nasıl devletin imkânlarını kullansınlar?’ Ancak, geriye dönüp baktığımızda, gerçek sağ partilerde doğru dürüst iktidar olamamışlardır. Görünürdeki iktidara gelen partiler sağdan; milliyetçi, muhafazakâr sözde mukaddesatçı gibi olmuş ama çoğu zaman bunlar mason locaları ve dış güdümlü güçlerin içimizdeki sızıntılarına hizmet etmişler.

O nedenle, hayatlarında iktidar olamayan sol, her ne hikmetse medyada, üniversitelerde, yargıda güç sahibi olmuşlar. Öyle ki, solun hâkim olduğu üniversiteye bırakın; milliyetçi, imanlı, inançlı bir gencin girmesi, devletin polisi, askeri bile girememiş. İstedikleri gibi at oynatmışlar. Prof. ve doktorluk payeleri mason localarının kontrolünde verilmiş, ağzıyla kuş tutsa yine de bu unvanları alamayan nice hocalar, yıllarca asistan olarak kalmışlardır. Tehditler ve yaşama hakları sınırlı olan bu insanlar zulme reva görülmüşler. Haksızlığa ya boyun eğmiş, yerlerinde kalmışlar; ya da, istifa edip, serbest mesleklerle iştigal etmişler. Kimisi de, kim vurduya gitmiştir. Kahpe bir kurşunla öldürülmüşlerdir.

Sol, baskıyla, terörle, şiddetle, üniversiteleri ele geçirerek, oraları ateşe vererek, günün imkânlarını iktidarlar aracılığıyla, bir nevi muhalefetin desteğiyle kullanmışlardır. Muhalefet, onlar için ezilen, mağdur olan görüntüsü verdirerek, gayri resmi haklar elde ettiler.

Sanatçılar solcu, yazarlar solcu, haliyle onların tabiriyle aydınlar solcu! Üstüne gidilen, ezilen, sürgün edilen, hapse atılan bir avuç sağcı sanatçı veya yazar ne kadar dayanabilmişse o kadar dayanabilmişler. Hakkı, hakikati savunmaya çalışmışlar. Yine de, o günlerde, bayrağı elinden yere düşürmeyen, son nefesinde kelime-i şehadet getirerek ruhunu teslim eden, asla teslim olmayan, o sahte yalan rüzgârının aldatıcı şöhretine evet demeyen o mücadeleci, milliyetçi, mukaddesatçı, mücahitler bayrağı günümüze kadar taşıdılar.

Şimdi öyle değil tabii ki! Bu nedenle, yine ellerindeki bazı medya organlarının yardımıyla, kendilerine ufak bir dokunulduğunda; kıyameti koparıyorlar. Halktan kopuk, milletten, inançtan, imandan, ahlaktan yoksun sözde halkçı aydınlar, hep o günlerdeki gibi sefa süreceklerini sanıyorlardı. Yanıldılar.

İlk defa aydın denilen aydınlıktan nasibini almamış sözde aydınlar yerlerinden edilince ‘Yaşlı, genç demeden emniyet güçlerinin sözüm ona şiddetine maruz kaldıklarını’ son medyatik çırpınışlarla dile getiriyor, mağdur edebiyatı sergilemeye çalışıyorlar. Yeter artık! Yoğurdun kaymağını hep siz yediniz, bankalardan limitsiz destekler aldınız, hesabı bile sorulamayan ücretler aldınız. Ek ücretler aldınız. Özerktiniz. Kimse sizden hesap soramazdı. Tüyü bitmemiş yetimlerin, fakir fukaranın hakkını gasp ettiniz. Devleti, soydunuz soğana çevirdiniz.

Bugün birazcık hesabı soruluyor diye dış güçlerin yanında olup, hükümeti yıkmayı, cumhurbaşkanını devirmeyi, hileli yollarla denemeye kalktınız… Hâlâ da kalkmaya devam ediyorsunuz. Allah oyunlarınızı bozdu. Hak geldi, batıl zail oldu.

Gençlik yıllarından beri yazmaya çalışan, tabir yerindeyse sağcı bir yazarım. Ne dün, ne de bugün devletin bir kuruşundan faydalanmış değilim. Ne milletvekili, ne başbakan, ne cumhurbaşkanı, ne milletvekilleri, ne işadamları, ne de sağcı medya; şu ünlü ünsüz garip, fakir denemeci yazarı aramadı, sormadı.

Sola bir yanaşsaydım, solcu yazar olsaydım, neler olmazdı neler! O zaman, Allah’a nasıl hesap verecektim. Halime şükredip susuyorum.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR