22 Eylül 2017 Cuma

Kadir YAVUZ / Ajans32

Son Darbe

06 Ağustos 2016 Cumartesi 15:21

Son Darbe!

15 Temmuz Darbe Girişimi yani darbe teşebbüsü, son darbe teşebbüsü olur, inşallah. Teşebbüs, bir adımdır belki ama o adımı, ruh adımı olarak tarif etmekte yarar var. Öyle ya, bu işin içinde devletine karşı bir ruhsuzluk hamlesi var.

Zararlı eylemler vardır, zararsız eylemler vardır. Kafanda tasarlayıp, girişmediğin müddetçe o eylem; eylem olmaktan, uzaktır. Zararsızdır. Teşebbüs açıkçası girişimdir. Yapansa müteşebbis! Yani girişimci! Nereden geldi aklıma? Niye girdim bu konuya? Son günlerde, yaşadığımız darbeye teşebbüs eden müteşebbisler aklıma getirdiler. O ruhsuzların darbeleridir, konuma neden olan!

Bugünü tarih yazacak. Yüz yıl konuşulacak. Bu teşebbüse girişenler, insanların yüzüne bakabilecekler mi? İhanet kokan bu teşebbüs girişimi ne ahlaken, ne insani boyutta, ne de inancımız açısından; yenilir, yutulur gibi değil! Bu teşebbüs eylemi, o kadar kin ve nefret kokuyor ki, sorsan sahibine o kendince haklı ve bir savaşın haklı gururunu yaşıyor belki de! Halkına karşı açılmış bu savaşlar tarih öncesinde yok muydu? Bitecek mi? Bizden sonrasında olmayacak mı? Asırlardır var? İnsanlık tarihi boyunca hep var olmuş, yine olmaya devam edecek. Acı olan tarafı, bu körler savaşını göremeyecek kadar aptal oluşumuz. Ortadoğu’da devam eden kör dövüşün, bitmeyen kardeş kavgasının farkında olmayanlar; Türkiye’mizde cereyan eden ve ihanet kusan şer cephelerinin başlattığı ve neticesinin bölünmeye kadar gidecek bir hain plandan başka bir şey olmadığını nasıl fark edecekler? Fark etmiş olsalar, böyle bir şeye teşebbüs ederler mi? Yalnız o hainler ederler. Daha da, edeceklerdir. Onlardan sonra aynı kini, nefreti kalplerinde taşıyan evlatları veya torunları edecektir. Bu savaş bitmez. Hak, hakikat var oldukça ve sen o hakkı, hakikati savundukça bu teşebbüsle ve bu müteşebbislerle karşı karşıya geleceksin. Onlar görevlerini yapıyorlar; ama, yanlış yerde yapıyorlar o ayrı tabii ki! Tehlike nerede?

Teşebbüs ettiği bu ihaneti hâlâ savunan bir şer cephesi var. Din adamı kispetinde karşımıza çıkmış, bizden biriymiş gibi görünüyor ve sonra güçleniyorlar, niyetlerini ortaya koyuyorlar. Bizi başka şekilde aldatamayacaklarını biliyorlar. En kalbi zayıf olduğumuz yerdir, din ve o dini temsil eden din adamları! Bizi yıkmaya çalışanlar; içimizde bu imanı zayıf, ahiret yerine dünyayı tercih eden, paracı, geri zekâlı ve bir de kafadan sakat, ruh hastası, o hainleri bulmakta zorlanmıyorlar. O yapıda olanlar çok! Onları buluyorlar, paraya boğuyorlar, devlet vadediyorlar, sonra birer satılmış, emir kulu olarak, görevlendiriyorlar. O yapıda adam bulamasalar bile o tip adam yetiştirip içimize sokuyorlar. Tıpkı içimizdeki yılanlar gibi! Arapçayı bilen, Farsçayı bilen, Osmanlıcayı bilen ve Türkçeyi ana dili gibi bilen nice hainler aramıza soktular. Medyatik olmuş o kadar ayeti hadisi birbirine karıştıran, sünneti inkâr eden, yanlış yani sapıkça konuşan, nice zavallılar karşımıza çıkardılar. Kananlar, hatta söylediklerini savunanlar yani taraftar bulanlar bile oluyor. İşin en tehlikeli boyutu, bu hainlerin 1960’tan beri askeriyede üs kurma faaliyetleri… Kendilerine yakın sahte imamlar oluşturdular. ‘Bodrum İmamı’ , ‘Feto’nun İkinci İmamı’ , ‘Çiğli İmamı…’ vs.

Niye anlamıyorlar bu aptallar? Kendi ülkelerine, kendi insanlarına, ihanet edecek kadar gözlerini kan bürümüş bu hainler neden böyle yaparlar ki? Bilmezler mi, bu ihaneti yaptıran asıl müteşebbisler darbe gerçekleştikten sonra kendilerinden olmayan bu teşebbüs sahiplerini birer birer ortadan kaldırırlar. Onlar çok iyi bilirler ki, kendi vatanını satan hain, ilerde efendilerine karşı da, bir hainlik yapar. O nedenle, kullanıldıktan sonra başları ezilir. Başta dedim ya, bunu fark edemeyecek kadar aptaldırlar.

‘Eğer mevzu devletse, gerisi teferruat!’ diyen, millet evlatları meydanlara çıktı. Tanklara, toplara, jetlere, mermilere göğsünü siper etti, bu son darbeye ‘dur’ dedi. Milletimiz şunu gösterdi ki, bu milleti, içimizdeki ve dışımızdaki hainlerin alayı gelse, yenemezler. Ezilmeyi, şehit olmayı, göze alırız, Allah’ın haricinde kula karşı eğilmeyiz. Dik dururuz. Onurlu bir milletiz vesselam! Bu milletle bir daha şaka yapılmayacağını, tiyatro oynanmayacağını, gördüler.

Yalnız şunu unutmayalım. Kıyamete kadar bunlar bir daha, bir daha, bir daha gelecekler. Hani bir tabir vardır ‘Gelecekleri varsa, görecekleri de var.’ Buyursun gelsinler. Cesaretleri varsa bu milletin karşısına çıkarlar. Yine de, dileğim bu darbe teşebbüsünün son darbe teşebbüsü olmasıdır. Milletime geçmiş olsun. Doğru mu?

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR