26 Eylül 2017 Salı

Kadir YAVUZ / Ajans32

Sönmüş Yanardağmış

06 Ekim 2010 Çarşamba 16:51

SÖNMÜŞ YANARDAĞMIŞ…

 

Yanardağı tarif ediyorlar… Dinliyorum. Tarihçesini anlatıyor biri… Diyor ki: “300 yıldır uyuyordu. Birden uyandı.” 2 kilometreye varan lavlar püskürtüyormuş. Nasıl sönmüş yanardağdıysa! Sönmüş yanardağmış! Ne sönmüşü, sinmiş yanardağ.

 

Bende şu an benden uzaklara lav püskürtüyorum. Bu yazıma başladığım ana kadar sana aşkımı ilan etme cesaretini gizlemiştim. Bir yangın vardı… Alevler sarmıştı. Ben yanıyordum ve henüz tam bilmiyordum o saniyeye kadar… Yangın benden miydi? Senden miydi? Sen mi yakıyordun beni… Benim ateşim miydi, beni yakan?!

 

Yazarsam dostluğumuz zedelenecekti… Söylemesem her gün ben yanıyor, eriyor, kül oluyor olacaktım. Yok, yok! Ateşim var, külüm yok… Şarkı sözündeki gibi…

 

“Ateşim var külüm yok

Bülbül oldum gülüm yok

 

Ben bu aşka düşeli

Ağlamadık günüm yok”

 

Nasıl yazmalıyım? Nereden başlamalıyım? İki bakış vardır... Bilirsin. Biri kalp gözüyle bakmak… Ardından Allah’a bağlanmak. Ebedi aşkı yaşamanın sırrı bu bakışta gizlidir. Diğeri gönül gözüyle bağlanmak ve gönül aşkı yaşamak… Bizimkisi böyle bir şey her halde! Her iki tarafı da yakar, yandırır… Ağlar, ağlatırsın.

 

Biz sevdalılar neye kızarız? Sevdiğinin, sevgine ilgisiz kalışına! Sen seversin onu, o aldırmaz… Sen yalnız kalırsın. Ateşinle, külünle ve yanan halinle! Sönmüş yanardağ gibi yani sinmiş yanardağ gibi! Bir şeyler içimi kemirir… Benle birlikte hep gezer, alevler beni gezdirir… Dolaşırım şehir şehir! Kendimde olmadan, onunla yaşarım ama o bensiz yaşar. Benden habersiz yaşar da varlığıma aldırış etmez. Ha varmışım ha yokmuşum… Bir varmış, bir yokmuşum!

 

Birini seversin, söyleyemezsin. Biri de seni sever, söyleyemez. İki ayrı yerde, iki ayrı yangın… Yanar, yanar ağlarsın! Bir başka şarkı sözü! Ağlamaya hazırlan!   

 

“Dün gece uzun uzun

Seni andım ağladım

Sonu yok yolumuzun ona yandım

Yandım yandım ağladım”

 

Sonu olmayan bir yoldayız… Bu aşk ağlamaktan başka bir şey getirmez. Ne sana fayda sağlar, ne de bana! Peki, her şeye rağmen; neden, yola devamda inat edersin ki?

 

Yangın işte! Yangından kaçarken doluya tutulursun ya… Yola çıkışımda, gaza basışımda bir kaçışın neticesi…

 

Leyla’dan mı kaçışım, Leyla’ya mı kaçışım!

“Sana öyle hasretim ki

Bir çabam yok varam diye”

 

Mısralardaki gibi bir çabam da yok! Hasretimi giderecek bir çabam yok! Kaçışım, hasretin eline teslim ediyor beni… Hasrete bel bağlar oluyorum. Hasretten medet umduğum oluyor. Hasrete sığınıyorum. Gurbetimde, hasretle birlik oluyorum… Hasretlik çekmemeye çalışıyorum. Her şeyi göğüsleniyorum… Sana olan aşkıma söz geçiremiyorum. Onu durduramıyorum. Sinmiş yanardağ şekli almışım. Sustum gibi! Her çaresizliğe, bir çözüm sunan ben sustum.

 

Yol göründü… O zaman görüşmeliyiz, kavuşmalıyız. Sen ben olmalısın, ben sen olmalıyım. Bitmiyor yollar! Ne olursa olsun, aç kucağını; geliyorum. Sana ihtiyacım var. Yol boyunca düşünüyorum seni… Sana kavuşmak için sabırsızlanıyorum.

 

Hâlâ yoldayım. Uzadıkça uzayan yollar… Bitmek bilmiyor.

Gittim, gördüm… Yanardağdım, söndüm!        

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR