20 Eylül 2017 Çarşamba

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Soykırım Üzerine Çeşitlemeler

23 Aralık 2011 Cuma 14:46

Soykırım Üzerine Çeşitlemeler

 

Soykırım denildiğinde Türklerin aklına ermeni soykırımı veya kendi açımızdan baktığımızda ise ermeni mezalimi gelir.

1915 yılında Sovyet Rusya ile işbirliği yapan ermeni komitacılar köylerimize saldırdılar, askerlerimi arkadan vurdular, yıkıp yaktılar. Ben bunları nereden biliyorum? Okuduğum tarih ders kitaplarımızdan ve rahmetli Fevzi ÇAKMAK’ın kızının derlediği babasının hatıralarından biliyorum. Aynı bilgilerin tam tersini yani Türk mezalimini ise ben yaşlardaki bir ermeni kendi tarih kitaplarından okumuştur.

 

Dünyada ülkeler arasında dış ilişkiler üçe ayrılır:

1-     Mütekabiliyet

2-     Güçlü olanın tavrı

3-     Zayıf olanın tavrı

Mütekabiliyet, karşılıklı anlamına gelir ki, eşit seviyedeki iki ülke karşılıklı hamleler ile dış politikalarını biçimlendirirler. Sen bana bunu yaptın, ben de sana şunu yapıyorum gibilerden. Bizim dışişleri bürokrasimiz yıllardır “mütekabiliyet” esaslı ders okumalarına rağmen uluslar arası arenada devletimiz güçlü olmadığından hep kitaplarda kaldı mütekabiliyet. Tek parti dönemi ve 1950’li yıllardan sonra gelen hükümetlerin elleri kolları hep bağlı idi. Tavır koymak istedikleri ülkelere tavır koyamadılar. Çünkü sanayi ve teknoloji olarak dışa bağımlı olduğumuzdan, tavır koyan ülkelerden özür dileyerek iç politikaya televizyon ekranlarından yağıp-gürleyerek günü kurtarmaya çalıştılar. Amerika’ya karşı böyle, Avrupa’ya karşı böyle, Rusya’ya karşı hep böyle davrandılar.

 

1980 yılından itibaren rahmetli ÖZAL ile beraber kendine gelmeye başlayan Türkiye hafiften kemikli bir dış politika izlemeye başladı. 2000’li yıllarda ise AKP hükümetleri ile yıllardır özlemini çektiğimiz güçlü ülke dış politikalarını görmeye başladık ülkemizde. Balkanlarda, Ortadoğu’da, Avrupa’da kendine yer bulmuş bir ülkemiz var artık. Amerikan başkanlarının yanında el pençe divan durmayı unuttuk. Oval ofislerde ağırlanmaktan, pohpohlanmaktan, NATO’daki varlığının adına idare edilen ülke olmaktan ziyade dünyadaki dengeler adına görüşü sorulan ve müdahalesi beklenen ülke konumuna geldik. Binlerce kez teşekkür. Almanya’daki kayınbiraderim kendi yaşadığı şehrinde Türk olduğunu göğsünü gere gere söyleyebiliyormuş artık. Almanlarla aşağılanmadan alış-veriş yapıp, konuşabiliyormuş. Dışarıda güçlü bir imajımız var. Davos’ta bunu dünya gördü. “One munite” dedik tüm dünyaya!

 

Gelelim tekrar ermeni meselesi ve soykırımına. İsviçre’den sonra, Fransa da meclisinde kabul ederek konu ile alakalı ikinci gölü de kalemizde görmüş bulunmaktayız. Yapılacak iş iki tane.

 

Birincisi, devletin tüm arşivlerini açıp, işi tarafsızca oluşturulacak olan tarihçilere bırakmak. Bunun sonucu ermeni vatandaşlarımızda ve ermeni diasporasında gönüllere rahatlık verme gibi tek sonucu olsa ben dünden razıyım. Ancak Kıbrıs meselesinde tazminat ödemeye mahkum edildiğimiz gibi olası sonuçlara dayanacaksa yandı gülüm keten helva! İyi hesap-kitap yapmak lazım.

İkinci yapılacak iş ise günü kurtarmak ve son elli yılda yaptığımız gibi eyyamcı politikalarla yetinerek, Fransa’ya bağırıp-çağırıp, birkaç gün geçince de işi unutmak. Bunu zaten elli yıldır yapıyoruz. Bence birinci yol tercih edilip çalışmalara bir an önce başlamak lazım. Ama yediğimiz golleri de düşünerek bize her kim gol atıyorsa geçmişi ile hesaplaşmasına yardımcı olmak kabilinden kendi meclislerimizde karşı kararlar almamız da gerek. Mütekabiliyet prensibini de hatırlamış olmaz mıyız böylece? Fransa’ya karşı Cezayir zulmünü, İsviçre’ye karşı ise kara para aklama istasyonları olduklarını dünyaya anlatma gibi. Almanya’nın Yahudilere uyguladığı Nazi zulmü üzerine gün geçmiyor ki bir özür yazısı okumayalım, ya da görmeyelim. Ne oldu Almanlara yerin dibine mi girdiler? Hala Avrupa’nın en güçlü ekonomisi değiller mi? İşi nicelik boyutuyla inceleyelim dersek biz bir milyona yakın insanı mağdur ettiysek, Fransa’nın Cezayir’de, Almanların Nazi dönemlerinde, Amerikalıların Kızılderili olaylarında, Rusya’nın Avrupayı istilasında kemiyet olarak kaç kişiyi öldürdükleri, mağdur ettikleri ortada değil midir? Sakın bana, bir insanı öldürmek, tüm insanlığı öldürmek gibidir, diyen senin dinin İslam değil mi, demesinler. Hayırdır? Benim yüce dinimin evrensel değerleri yeni mi aklınıza geliyor?... Kalın sağlıcakla… J

 

Ziya ÖZTÜRK

23.12.2011-ISPARTA

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR