22 Eylül 2017 Cuma

Onur ERCAN (Sesli & Yazılı Makale) / Ajans32

Su Arıtmanın Faydaları

21 Eylül 2014 Pazar 11:48

Yaşamımızda çok önemli bir yeri olan ve yeryüzünün % 70 oluşturan suyun % 96,5’i denizlerde kalan % 3,5’i tatlı su olarak bulunmaktadır. Günümüz şartlarında bu suyu da su arıtma cihazı ile arıtma yapmadan kullanmak mümkün değildir.

Eritme, kendi rengine çevirme ve taşıma özelliği olan suya karışan her türlü zararlı maddeler suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini değiştirerek kirliliğine sebep olmakta, bu da yaşamımızı giderek zorlaştırmaktadır.

SUYUN KİRLENEMESİ

% 3.5 tatlı suyun kirliliğine neden olan unsurlara baktığımızda, nüfus artışı, Sanayileşme, kentleşme atıkları, endüstriyel kuruluşlar, egzoz gazında bulunan kurşun, kükürt, sülfür sülfat, fabrikalarının sıvı ve katı atıkları, evsel atıklarda bulunan deterjan kalıntıları, lağım suları, petrol, nükleer atıklar, kimyasal kirleticiler, tarımda kullanılan kimyasal maddeler, (pestisitler, herbisitler) göze çarpmaktadır.

Bu atıklarla kirlenen topraklardan yağmur suyu ve sızmalarla su rezervlerine taşındıkları zaman su kirliliğine neden olmaktadır.
Evimizde ve işyerlerimizde İçme suyunu karşıladığımız alternatif kaynaklar ise; baraj suları, kaynak suları, yeraltı suları ve damacana sularıdır. Şehir şebeke sularına baktığımızda barajlardaki kirlik, zaten kaba olarak temizlerken suyun içindeki difteri, dizanteri, kolera, tifo, tifüs vs bulaşıcı hastalık yapan organizmaları yok etmek için suyun içine klor konmakta. Suyun içindeki tortuyu çökertmek için Alüminyum sülfat, bazı belediyelerde ise Ph dengesi için sülfürik asit katılmakta. Bunların hepsi insan sağlığını tehdit etmektedir. Ayrıca binlerce km yol kat ederek ayrı bir kirlilik oluşturup, musluklarımıza kadar gelirken temiz olması mümkün değil.

KLORUN ZARARLARI

   Klor, suyun içindeki mikroorganizmaları yok ederken bir taraftan da vücuttaki bağışıklık sistemi için gerekli hücrelere zarar vererek zayıflatıyor, hatta hücre zarına delerek DNA yapısını da bozuyor. Halk arasında, “suyu kaynattığımız zaman içindeki klor uçar kanısı vardır.” Bu doğru değildir, aksine daha da tehlikelidir. Gerek yemek gerekse çayda klor, suda bulunan kalsiyum ve sodyumla beraber kaynadığında sodyum klorür- kalsiyum klorür, amonyakla beraber kaynarsa kloramin maddesi oluşur. Bunlar da kanserojen etkisi yapıyor. Klorlu sula sebze meyvelere yıkanması sırasında meyve ve sebzeye geçerek vücudun daha fazla klor almasını sağlıyor.

Bunun için su arıtma sisteminde bulunan filtreler orijinal olmalı, zira görevini yapamayan bir filtre diğer filtrelerin bozulmasına, dolayısıyla bütün filtrelerin bozulmasına bu da suyla beraber zararlıların vücuda girmesine, o da hücre ve dokularımızın zehirlenmesine sebep olacaktır.
Burada kullanacağımız su arıtma sisteminin kalitesi ön plana çıkmaktadır. Suyu temizliyoruz derken kirletiyorsak, hem emeğe hem de verdiğimiz paraya yazık demektir. Sağlığın bozulması da cabası.
Yeraltından alınan kuyu suları ve dağlardan alınan kaynak suları da doğadaki kirliliğin sızmasıyla zehirlenmiş vaziyette.

DAMACANALARIN ZARARI

Damacanalarda ve pet şişelerde bulunan bisfenol, antimon, dioksin daha sayamadığımız zararlı kimyasallar ve ağır metaller suyun eritme özelliğinden dolayı çok kolay suya karışıp vücuda girebilmektedir. Bunlarda hormon bozucular olarak bilinmekte, kanserin ve kısırlığın en önemli sebeplerini oluşturmaktadır. ABD, İngiltere, Kanada, Avrupa ve gelişmiş ülkelerde damacana ve plastik pet şişeler yasaklanmıştır
Bakıldığında içme suyunu temin ettiğimiz alternatifler hiç de iç açıcı değil. İçtiğimiz su, kullandığımız besinler ne kadar temiz ise hücre ve dokularımızda o kadar temiz olacaktır.
Doğanın makro eko sistemine atılan her türlü zararlılar su vasıtasıyla insanın mikro bio sistemine sızıyor. Bu zehirlerle vücudumuzu hücre ve dokularımız için yaşaması mümkün olmayan hale getirmektedir. Bunlar da zamanla kalp-damar, kanser, diyabetik, alzheimer, partkinson, böbrek, karaciğer, mide-bağırsak hastalıklarına yol açmaktadır.
Hal böyle olunca içeceğimiz suyu temizlemeden içmek cesaret işi. O bakımdan suyu mutlaka kaliteli arıtma yapan su arıtma cihazları kullanarak tüketmeliyiz.

TEMİZ SUYUN ÇARESİ

Bu durumda temiz su tedariki için tek alternatif kalmış olur o da “su arıtma sistemleri.” Suda bulunan bütün bu ağır metalleri, kimyasalları, biyolojik maddeleri, radyo aktif maddeleri Nasa’nın geliştirdiği “ters osmos” sistem ile moleküler temizlik yaparak arıtmamız mümkündür. Mutfaklarımıza çok kolay montaj yapılabilen bu sistem içindeki ileri teknoloji filtreler sayesinde bizi suyla vücudumuza giren bu zehirlerden korumaktadır.

PİYASAYA DİKKAT

Son yıllarda pazarın büyümesi ve talebin artması sonrası, uzak doğudan ithal edilen ve merdiven altı imalat ile yeterli temizlik yapamayan hatta kalite uygunluk belgesi olmayan, kaliteli filtre kullanmayan su arıtmaları; bu noktada yeterli bilgiye vakıf olmayan müştehilere, internetten korsan site kurarak çok kolay satılmaktadır. Korsan siteler ağına düşmüş müşteriler de mağdur olmakta verdikleri paralarda boşa gitmekle kalmayıp sağlıklarını da korumuş olamıyorlar.
Bu yüzden suyumuzu arıtacağımız cihazı mutlaka garantisi, bakım ve satış sonrası hizmeti olan, Uluslararası gıda tüzüklerine göre uygunluk sertifikalarına sahip, kurumsal firmaların markası olmasına dikkat etmeliyiz.

Aksi takdirde hem paramız boşa gidecek hem de, eşimizin ve gelecekte bizi temsil edecek neslimizi sürdürecek çok değer verdiğimiz çocuklarımızın sağlığı eskisinden daha fazla riske edilmiş olacaktır.
 

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR