19 Eylül 2017 Salı

Kadir YAVUZ / Ajans32

Süslü Püslü Sözleri Pek Bilmem…

09 Mayıs 2013 Perşembe 10:38

Günümüze kadar böyle gelmiş, hâlâ da böyle devam etmekte, bazen süslü püslü sözlerin itibar gördüğüne şahitlik etmekteyim bazen de aksini görmekteyim.

Sözün özüne karıştırılmamış, sade sözlere itibar edenler de var elbette… Hem de, çok fazlasıyla var. Öylesine o işin süsleyerek, allayıp pullayarak kimseyi kandıramayacağının farkında aslında benim gerçek okurum. Ya o yolu deneyerek gözünü boyamışlar, ya da medyayı kullanarak bir şekilde hep o karakter yapısında olanlarla karşı karşıya bırakmışlar, bizim insanımızı! Asıl kahramanlarla, yüzleşmelerine fırsat vermemişler hiç! Er veya geç fark edilecektir, onların tahtları yıkılacak, imparatorlukları uzun sürmeyecek. Onların görev sürelerinin dolduğunu, hatta zamanının çoktan geçtiğini, süslü püslü sözleri bilmediğim kadar bilirim.

Ben, bazen sözlerle diyaloga girerim… Onlara mantıklı baktığım olur, mantıksız gelen yanları olur, o zamanda mantıksızlığın hemen karşısına dikilirim. Mantık aramam ama mantığıma danışırım, mantıksız davranmaktan da kaçarım. Felsefeyi bilirim ama birini aldatma, kandırma adına felsefe yapmam. Bazen konuşurken felsefenin tam ortasından bir söz söylediğimi fark ederim… O da, söylediğim sözü fark eden biri tarafından da ortaya çıkabilir, bir sessizlik içinde alır onu daha sonrasında yazacağım yazılarımdan birinin içine oturturum. Sosyoloji’ye de bakışım öyledir. Her söze bakışım, süslülüğünden çok ahlak çizgisinde mi, değil mi acaba diye süzgece aldığımı, onu süzdükten sonra uygunsa işlediğimi bilirim. Hiçbir sözümü laf olsun diye söylememişimdir. Hep yaşanmışımdan alınmıştır, o sözler.

Geçenlerde, o çok sevdiğim, beni en fazla anlayan, sözlerimi hafızasına kaydederek dinleyen, dinlerken kaydeden Hakan Karaduman “Çok şey aldım belki çevremdeki büyüklerimden, ama senden aldığım şeyler o çok şeyler aldığım dediklerimin hepsinden fazladır” dedi. Nereden çıktı bu süslü söz şimdi? Söz süslü müydü? Değil. Çok içten söylenmiş bir söz aslında ama neden süslü diyorsun ki? Nefsime hoş geldiğinden öyle diyorum. Hakan, doğruyu söylemişti ama benim yüzüme söylendiğinden süslü gelmişti bana! Ben, onu duymamalıydım. Ama bu defa başkalarıyla beni birbirinden ayıracak farkı, farklılıkları nasıl tespit edeceğiz. Öyle ya, demek ki bazı şeylerin o bir başkalarının da bilmesi dâhilinde aşikâr söylenmesinde fayda var.

Yeni bir işe başlamıştı, Hakan! Ve sanki işini şimdi bulmuştu. Yapması gereken öğrenci ilişkileri, bununla ilgili bir küçük uyarıda bulunmuştum… Demiştim ki, yapacağın şey: “Ya terapi, ya kemoterapi! İlki senin görevin, ikincisi tıp’ın görevi… Ama bazen öyle vakalar gelecek ki, terapiyi aşacak, kemoterapilik olacak… Hani o kısa ömür biçilen hastalıklar olur ya, üç ay, beş ay filan ölümüne gün biçilmiş birini düşün, ne kadar zorsa sana gelen o kemoterapilik vaka o kadar zordur ama imkânsız da değildir. Kemoterapi tedavisini göğüsleyen nice hastalar iyileşirler. Bu tedaviyi istemek, imkânsızı başarmanın ilk adımıdır… Ayrıca tedaviyi takip eden hekimin hakkını da inkâr etmemeliyiz ve neticeyi Allah’tan beklemeliyiz. Çünkü derdi verende O devasını verecek olanda O’dur. Demek ki, istenilenleri yaptıktan sonra en son şey kalıyor, neticeyi beklemek!” budur terapi belki ama ‘terapi, kemoterapi’ deyişim biraz süslü püslü söz gibi olmuştu. Ancak, söz yerine oturmuştu. Ne söylerseniz söyleyin, söylediğiniz yerinde bir söz olsun… Sırıtmasın. Tıpkı, benim Hakan’a söyleyişimdeki gibi! Ben, ona ne söylersem söyleyeyim, terapi etkisi yapıyor… Bir başkası söylediğindeyse gözü dönüyor.

Onun yaşadıklarına giren yok hiç! Hep anladıklarını sanıyorlar ama yanlarında gezdirdikleri insanın yanlarında olmadığını hiç anlamıyorlar. Yanında taşıdığın bir kaleme nasıl sahip çıkıyorsan öyle sahip çıkmalısın o saygısında kusur etmeyen, sana tabii olan, her karşılaştığında eline sarılan o kişiye!

O zaman bir yerlerde, onunla ilgili misaller verdiğinde, onunla övündüğünde, o da senin yanında olduğunu hissettirir.

Süslü püslü sözlere gerek kalmaz, o zaman.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR