11 Aralık 2016 Pazar

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

Taksim / ISPARTA / Taksim

05 Haziran 2013 Çarşamba 10:34

Taksim/ISPARTA/Taksim

Taksimdeki üç-beş ağaç kesilip yerine inşaat yapılacak diye günlerdir protesto eylemi düzenleniyor. Gösteriler şehrimizde bile yapıldı. Bizler de televizyon başında üzülüp, izleyip durduk.

Yedişehitler mahallesinde bir kahvehanede çay molası verdiğimizde, içeridekilerin hali şöyleydi. Gösteriye katılanların çoğunluğunun entel-kuntel tiplerden oluştuğu ve bunlardan bir şey olmayacağından, hepsinin üniversiteli olduğu ve ders çalışma yerine ilgi çekmek adına bu işe giriştiğinden, Tayyip beyin de haklı ama bazan da çok inat ettiğinden tutun da her çeşit görüş vardı.

Hükümet bu ülkede kimseye nasip olmayan bir oy üstünlüğü ile iktidarda. Çok partili bir hayatta iktidarda. Demokrasilerde kurumlar ve kurallar bellidir. Ülkenin yöneticilerini beğenmediğinizde gidersiniz sandığa, gömersiniz ta dibine sandığın iktidarı. İş bu kadar basit.

İktyidarı ve Taksim’deki orantısız güç kullanımını beğenmeyenler tek parti iktidarlarını ne çabuk unuttular. Sandığa bile yönetimdekilerin rızası ile gidilen, açık oy/gizli sayım gibi numaraları kaç yıl yaşattılar bu insanlara? Kendileri demokrasi ile iktidarları değiştiremeyince, orduyu göreve pankartlarla çağıranları hepimiz unuttuk mu?. İktidar için ekip ve kadro oluşturmak ve çalışmak yerine, içkili masalarda hükümet kuran ve yıkanların öyküleri hep yalan mıydı? Devletin ta derinlerinden tetikçilerle kendi insanını öldürten ve karışıklık çıkararak darbelere zemin hazırlayan zihniyetleri yanlış mı duyduk yıllarca? Tüm bu yaptıklartını da Türkiye’nin ali çıkarları adına yaptıklarını söylemediler mi hep?

Sanki ülkemiz o iktidarlar zamanında Amerika ve Avrupaya karşı, Rusya ve diğer güçlere karşı dimdik ayaktaydı. Kendi uçağını kendi yapan, helikopterini, İHA’sını, nükleer santralini kendi yapan bir ülkeydi sanki. Kendi bölgesinde söz sahibi, bölgesindeki olaylara kayıtsız kalmayan bir ülkeydi güya Türkiye o zamanlar.

Ülkemiz Türkiye, dünya krizle boğuşurken, krize düşmemiş, IMF’ye borcunu kapatmış, başbakanı seçimle 10-12 senedir ülkenin başında olan tek ülkedir dünyada. Dünyadaki liderlerden kimler vardı, kimler geçti on sene içinde? Obama bile yoktu, Berlusconi gitti. Rusya bile satranç tahtasına çevirdi hükümetini. Merkel var mıydı ortalarda? Saddam ve Kaddafi varken bizim başbakanımız vardı. Onlar gittiler bizimkisi hala var. Dünyanın onbeş yıllık son tarihinde başka hangi lider aldığı oyu her girdiği seçimde artırarak, hala iktidarda? Seçimle iktidarda olan bir insana bu kadar musamahasızlık niye, iyi araştırmak lazım. Ergenekon’u eleştirenler bu memleketteki istiklal mahkemelerini, idam edilen başbakanları ve din adamlarını neden hatırlamak istemezler? Neden “o dönemler bu memleketin en iyi zamanlarıydı”, diye söylerler? Böyle pişkin bir demokrasi anlayışı olur mu?

Hükümet güç elinde olduğu halde daha fazla sertleşmemek adına geri duruyor. La havle diyor. Başbakan gücüne rağmen, “barışalım, terörü halledelim, ekonomiyi daha da düzeltelim, Taksim’dekileri ve verdikleri zararları Allah’a havale ediyorum” deyip duruyor. Küsüp/kızıp çekip gitmiyor. Bir tabur asker göndermiyor oraya. Sokağa çıkma yasağı ilan etmiyor o bölgede. Plastik mermi kullanmıyor. Tankları götürmüyor Taksim’e. Doğrusu da bu işte. Sabrediyor. Ama çok merhametten maraz doğar, sözü noktasına da getirmeyelim yöneticilerimizi. Herşeyin bir sınırı olsun. Haddini aşan zıddına dönmesin.

Taksim meydanındaki protestocuları, ağaç katliamına dur dedikleri için twitter hesabından kutlayanlar Ispartalı bir kız öğrenciye, kızım “yılbaşında kesilen çamlar için de üzülün biraz” diye tiwit yazmış. Kızımın başörtülü resminden ilham alan twitterdaki kız “Çabuk gel Kaymakkapı meydanına da seni bi güzel yakayım, şerefsiz” diye cevap yazmış kızıma tekraren. Hak ettiği cevabı verdiğimiz bu kız öğrenci ile ne yapar bu ülke, nasıl barışır diye üç-dört gündür düşünüp duruyorum.

Dün (4 Haziran) bana gelen bir mesaj ile saat 03:30’da kimler duaya ve niyaza kalktı bu ülkede tahmin edebiliyorum. İnsanlar, birçok insan mışıl mışıl uyurken yataklarında neden dua ederler başındaki yöneticileri için? Neden kırıp/dökmezler etrafı bu insanlar? Neden kavga modunda olmazlar? Neden Taksim’e gitmezler? Çok mu kötü insanlar bu insanlar? Hepsini yakmalı mı yoksa bunların? Hayırlı Kandiller...

 

Ziya ÖZTÜRK

Eğitimci-İlahiyatçı

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 16 yorum yapıldı.
    YAZARLAR