26 Eylül 2017 Salı

Neriman CANBOLAT / Ajans32

Tatlı Telaş

12 Eylül 2013 Perşembe 19:59

Zaman zaman hepimiz hayatın karşımıza çıkardığı sorunlarla baş etmekte güçlük çekeriz. Ne yazık ki! Yaşam plan ve projeyle sürdürülmüyor. Bizler farklı planlar yaparken, hayat farklı olagelen şeylerle gelişiveriyor. Maalesef yaşamlarımızın kontrolünü bizler yapamıyoruz. Bazen ne kadar sebeplere yapışmış olsakta irade-i cüz-iyenin tecelli edebilmesi için irade-i küllüye gerekmektedir.

Kendimizi başka planlara kaptırmışken; çocuklarımız büyüyor, sevdiğimiz insanlar uzaklara taşınıyor, bedenimiz giderek şekil değiştiriyor. Bu arada da güzel hayallerimiz uçup gidiyor. Tabi ki kimsenin yarına çıkmaya güvencesi yokken, yine de sahip olduğumuz en güzel hediye hayal gücümüzdür. Hazırlıksız yakalanmıştım.

Ben başka planlar yaparken, hayat mı yoksa insanlar mı yaşamımı farklı bir şekilde karşıma çıkıverdi. Alıştığım, bildiğim her şeyi değiştirmek zorunda kaldım. İlk anda dünyanın sonuymuş gibi geldi. Hayat hiçbir zaman adil olmadı ve olmayacaktı da… Çünkü hayat hiçbir konuda vaat vermemişti. Zaten her şeyi kusursuz hale getirmek hayatın görevi değildi ki! Kimseyi suçlayacak durumda değildim.

Aklımdaki küçük kartopunu, çığ haline getirmeden kontrol altına almanın sadece kendi elimde olduğunu biliyordum. Benim için iyi bir akla sahip olmak yeterli değildi. Asıl iş, onu iyi kullanmaktı. Bunun mücadelesi yalnızca bana düşüyordu. Hiç telaş etmedim. Çünkü Yaradanım vardı ve ben O’na teslimdim zaten.

Daha iyi bir kapıyı açacağından zerre şüphem yoktu. Aldığım ders çok basitti aslında. Yaşam bana ne sunarsa sunsun “ direnç “ göstermeliydim. Biliyordum ki!” sabır” kazananların seçimiydi. Bakmakla yükümlü olduğum bir çocuğum vardı. Her zorluk beraberinde yeni tohumlara taşıyacaktı. Geçmişe bakarsam, geleceği kesinlikle kaçıracaktım.

Korkularımı güce çevirmezsem, yok olup gidecektim. Bu benim korkularımla yüzleşip, fırsatları görebilmemi sağladı. Bardağın yarısına boş olarak değil de, yarısı dolu olarak bakmayı öğrenmiştim. Yeşil olduğum sürece büyüyeceğimin, olgunlaştığım an çürümeye mahkûm olacağımın farkındaydım. Yaşamda kestirme bir yolun olmadığının bilincindeydim.

Mutlaka mücadele vermem gerekiyordu. Ben babamın kızıydım güçlü yenilmez cesur. İnsanın kendine olan güveni kaya gibi sağlam olmalı bence. Birde sabırlı olmalıydım. Sabırlı olmam olaylara düzgün bakmamı da sağlayacaktı. Alev almaya hazır öfke kıvılcımlarımı söndürdüm. Artık küçük şeyleri dert etmemenin ne kadar önemli olduğunu, her zaman ufacık şeylerin elimi kolumu bağladığının farkındalığını yaşıyordum.

Eskiden çok fazla ciddiye aldığım birçok şeye gülmeden edemiyorum artık. İnsanın değerleri değişebiliyormuş meğer. Ölü bir geçmiş ve doğmamış bir gelecek beni stres altına alamazdı. Nasıl ki bir bardak damlaya damlaya dolar ve bir damlayla da taşarsa! Yaşadığım olay beni taşırdı.

Bu arada uzun zamandır yeni bir iş arayışı ile ‘’Tatlı bir Telaş’’ içindeydim ve bir türlü karar veremiyordum. Kendi kendime öyle bir iş olsun ki yaşadığım bölgede tek olsun. Bütün meslek gruplarını tek tek süzgecimden geçirdim. En son beş iş üzerinde çalışmaya karar verdim.
Fakat bu beş işten sadece birini yapacağım için diğerlerini elemem lazımdı. Bana en zoru da eleme işi geldi. Kıyamamama rağmen diğerlerini eledim.. 

 Zaman zaman yaşamımızı seçimlerimizle şekillendireceğimizin farkındaydım. Her şey nasıl baktığıma bağlıydı. Genellikle yaşama inanç sistemimin süzgecinden bakarım. Bakış açım her zaman davranışlarımı değiştiremez ama davranışlarım bakış açımı değiştiriverdi. Ailece çalışabileceğimiz “TATLI TELAŞ ORGANİZASYON” ismini verdiğimiz çok neşeli ve renkli işyerimizi açtık. Allah’ü Teâlâ o kadar yardım etti ki. Her şey bir anda su gibi aktı. Aslında her şey bir Tevafuktu.( tevafuk: iki şeyin birbirine uygun ve denk gelmesi demektir.) Yaşantımızda tesadüf der geçeriz ama kaderimizde olan tesadüf dediğimiz aslında tevafuktur ve ben çok inanırım tevafuklara…

Her sabah uyandığımda penceremin önüne gelen kuşlara yem verir ve ”Allah’ım senin verdiğin rızıkla ben bu kuşları aç bırakmıyorum, sende beni, ailemi, çocuklarımı ve kullarını aç susuz bırakma. Bizleri namerde muhtaç etme Allahım” der dua ederdim. Anladım ki içten ve samimi yapılan dualar asla geri çevrilmiyor.

Eğer yaşamınızın huzur ve sevgiyle olmasını istiyorsanız huzur verici ve iyi şeyler yapmanızda yarar var. Rastgele iyilik yapmanın belli bir reçetesi yok. Bazı şeyler yürekten gelir. Her sabah uyandığımda kendime şu soruyu sormadan güne başlamam.” Bugün kime sevgi göndereyim, kimi mutlu edeyim” Aklımın rotası her zaman sevgi ve iyilik yönündedir.
Mükafatını da Allah’ü Teala zaten veriyor.

 Ne olursa olsun hiçbir şey bizim ve sevdiklerimizin mutluluğuyla, sağlığıyla, yaşamlarıyla daha önemli olamaz. İlk önce başkalarına yanlış yapmamak için, kendimize karşı çok dürüst olmalıyız.

Hemen hemen herkesin hayatında bu ve benzeri olaylarla karşılaşmak mümkündür. Yazımı yazarken hayatımda sizler gibi değerli okurlarım bulunduğu için ne kadar talihli olduğumu düşündüm. Her zaman yanımda olan Yaradanıma , meleklerime, çocuklarıma, can dostlarıma teşekkür ediyorum. Dilerim sevgi ve anlayış gördüğünüz harika bir yaşam sürersiniz. Sağlıkla ve mutlu kalın.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 6 yorum yapıldı.
    YAZARLAR