24 Eylül 2017 Pazar
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
15 Nisan 2014 Salı 20:30

Tehlikenin Adı İSTİSMAR

Önce Halil, ardından Mert... Son 1 ay içinde 2 çocuğumuzu kaybettik. Yüreğimiz yandı. Kars’ta anne babalar çocuklarını okula göndermedi. Elbette bir korku dünyası içinde yaşamayacağız. Ama bir tehlike var. Tehlikenin adı; İstismar…
Tehlikenin Adı İSTİSMAR

Ailelerin korkulu rüyası haline geldi çocuk istismarı… Oysa hep gündemdeydi… Ama özellikle, Kars’ta yaşanan o tüyler ürperten olayın ardından daha da bir korkar oldu aileler… İstismarın en acı, en acımasız boyutunu gördü.

ISPARTA 2. SIRADA
Isparta’da kadına şiddet ve çocuk istismarının boyutları oldukça vahim görünüyor. En son Isparta Barosu Kadın ve Çocuk Hakları Komisyon Başkanı Av. Ayfer Eseryel, Isparta'nın kadına yönelik şiddette Bilecek ve Elazığ'dan sonra üçüncü sırada, çocuğa yapılan cinsel istismar konusunda da 2. sırada yer aldığını söyledi. Hal böyle olunca tehlike çanlarının çok yakından duyulduğu bir ortamı görmüş olduk.
Biz de özellikle aileler için uzmanlarla çocuk istismarını ve özellikle de çocuğun cinsel istismarını konuştuk.

ÇOCUĞUN KENDİ SINIRLARINI BİLMESİ GEREKİYOR
Uzmanlar çocuğun kendi sınırlarını bilmesinin önemine dikkat çekiyor. Çocuk gelişim uzmanları ve psikologlar “Çocuğun neden rahatsız olduğunu anlamasına yardımcı olmalıyız. Hoşuna gitmeyen bir şeyler olduğunda kendisine yakın gördüğü bir yetişkinle bunu paylaşması uygun bir dille anlatılmalı. Çocuklar hep, yabancılardan korkutulur. Aman yabancılara gitme, aman yabancılarla konuşma gibi... Bu telkinler çok işe yaramıyor, aksine bazen tehlikeye de neden olabilir. Korkutulan çocuk, bir yerde kaybolduğunda yabancıdan yardım istemekten çekinir. “Yabancıdan mutlaka zarar gelir” demek yerine çocuğun kendine güvenmesini sağlamalıyız. Çocuğa bedeninin özel olduğu öğretilmeli. “Herkes senin bedeninin her yerine dokunamaz, dokunmamalı” denmeli” uyarılarında bulunuyor.

ÇOCUĞA SEVGİ İFADELERİNDE SEÇİCİ OLMAK LAZIM
Bir diğer uyarı da çocuğa gösterilen sevgi ifadelerine yönelik. Özellikle kitle iletişim araçlarında konuyla ilgili çok sayıda olumsuz örnek görmek mümkün. Ajans32’ye bilgi veren uzmanlar, “Çocuğa kimsenin cinsel organlarına dokunmaması gerektiği öğretilmeli. Oysa kültürümüzde tam tersi var... Televizyonda ünlü bir sanatçımız, küçük yaşta çocuğa sevgisini onun poposunu ısırarak gösterdi. Çocuğa “Popo ısırmak sevgi ifadesidir, popo ısırılabilir” mesajı veriyor. Kamereların önünde çocuğun hayır diyebilme şansı da yok. Aileler, çocuklarını poposuna vura vura seviyor. Cinsel bölgelerine dokunarak sevgi göstermek hata. Üstüne bir de çocuğa “Seviyorum ama canın acıyor” mesajı veriyorsun. Çocuk, bunu genelleyebilir. Çocuğun kendi bireyselliğine, vücut bütünlüğüne saygı göstermemiz gerekiyor” ifadelerini kullanıyor.

ÇOCUKLARINIZA BAĞIRMAYI ÖĞRETİN
Uzmanların bir diğer uyarısı da çocuklara ‘bağırmayı öğretin’ oluyor. İlk bakışta garip gibi de gelse, son derece önemli bir uyarı. Uzmanlar “Çocuk parkta, sokakta bir tehlikeyi sezdiğinde oradan uzaklaşabilir. Anne babası yanında değilse öğretmeninin yanına ya da güvendiği bir yetişkinin yanına gidebilir. Bekçi, polis olabilir. Parkta ve tek başına ise... Başka bir çocuğun annesine gidebilir. O da yoksa adama “git” demeli. Gitmiyor. O zaman bağıracak. Çocuğumuza bağırmayı öğreteceğiz. Bizim kültürümüzde “Büyüklere bağrılmaz, saygılı konuş” derler. Hayır. Çocuğa rahatsız olduğu zaman, büyüğe de bağırmayı öğretmek gerekiyor” şeklinde uyarıda bulundu.



Psikolog Hasan Hüseyin Akagündüz, çocuk istismarının boyutlarını Ajans32’ye değerlendirdi. Akagünüz, “Büyükler çocukları birçok konuda yok sayıyor. İşte bu da istismarın önünü açan büyük bir olgu olarak karşımızda duruyor” dedi.

Çocuk istismarının sadece cinsel istismar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Psikolog Hasan Hüseyin Akagündüz, İstismar başlı başına bir mesele. Cinsel istismar bunlardan sadece biri. Çocuk hakları konusunda ülkemiz maalesef çok donanımlı değil” dedi.

ÇOCUĞU ÖNCE AİLESİ İSTİSMAR EDİYOR
Psikolog Akagündüz, “Şimdi burada aslında istismarın birçok boyutu iç içe girmiş durumda. Çocuğu önce ailesi istismar ediyor. Çocuk parası alınacağı zaman aklına geliyor çocuğu mesela. Ama başka konularda çocuğu dikkate almıyor. Çocuk bir birey olduğunu hissederse ruhen de güçlü olur. Güçlü çocuk istismara izin vermez. Haklarını bilir. Ama sürekli sen çocuksun, sen bilmezsin, sen sus, sen dur gibi bir algıyla büyüyen çocuk birey olduğunun farkına varamayabilir” ifadelerini kullandı.

ÇOCUĞU YORUYORUZ
YORULMA HAKKI VERMİYORUZ
İlginç örneklerle çocuklara yaklaşımı da anlatan Akagündüz, “Otobüse bindiğinizde size yer vermeyen bir çocuğu gözlerinizle taciz etmiyor musunuz? Ya da o çocuğu oturduğu koltuktan kaldırdığınızda istismar etmiş olmuyor musunuz? Çocuklar da yoruluyor ve oturmak istiyor. Ama biz sanki onların yorulma hakkı yokmuş gibi davranıyoruz. Genel kültür ve ahlaki denklemlerle de çok ilgili bir durum değil aslında bu. Çocukları yoruyoruz ve yorulma hakkı tanımıyoruz. Aslında mesele bu” dedi.

ÇOCUK HAKKI
Çocukların felsefi haklarından söz eden Akagündüz, “Çocukların Refah hakkı var. Beslenme, barınma, eğitim, tedavi ve benzeri gibi. Korunma hakkı var. Yeterli ilgi, iyi muamele gibi. Herkesin kullandığı yetişkin hakları var. Ve Anne-babaya karşı hakları var. Ergenlik öncesi anne-baba karşısında bağımsızlıklarını sağlayan haklar var” diye konuştu.

UZMAN GÖZÜYLE İNCELENMELİ
Akagündüz, “Isparta’da Kadına şiddette 3, Çocuk İstismarında 2. Sırada yer almamıza rağmen henüz bir ölüm vakasının olmaması sevindirici. Demek ki şiddete ya da istismara maruz kalan ilgili mercilerin kapısını çalabiliyor. Ama yapılacaklar bitmemeli hatta hiç başlamamışçasına dikkatle sürdürülmeli. Özellikle istismar; göze batmayan ama çocuğun ezildiğini hissettiği her durum uzman gözlerle incelemeye-takibe alınmalı” ifadelerini kullandı.

SAĞLIKLI TOPLUM OLUŞTURMAK ZORUNDAYIZ
Sağlıklı bireyler yetiştirmenin esas koşulunun sağlıklı bir toplum oluşturmaktan geçtiğini kaydeden Akagündüz, “Toplumun tahammül sınırlarıyla oynadık. Artık tepkiler de yüksek seslerle verilmeye başlandı. Hoşgörü ortamı giderek kayboluyor. Bu da toplumun ruh sağlığı açısından tehlikeye işaret ediyor” dedi.

Kaynak:
* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR