22 Eylül 2017 Cuma

Kadir YAVUZ / Ajans32

Terörü Yok Edecek Programlar Yapılmalı..

25 Mayıs 2012 Cuma 12:43

TERÖRÜ YOK EDECEK, PROGRAMLAR HAZIRLANMALI… BELGESELLER YAPILMALI… DOĞUYLA BATININ KARDEŞLİĞİ ANLATILMALI…

 

Doğu ve Güneydoğu’yu terörden kurtaracak programlar yapılmalı ve o programlarda sık sık o bölgenin terörden çok çekmiş insanlarının terör karşıtı düşüncelerini etkileyici bir biçimde insanlara anlatmalı.

 

Terör örgütünün elinden son anda oğlunu kurtaran bir babanın mücadelesini ve cesaret dolu çılgın protestosunu gördüm. Kendisi hasta olmasına rağmen, çocuğunun peşine düşen ve belki de son anda dağa çımasına engel olan bir babanın acı ve ıstırap dolu feryadını gördüm. Bu olayı, birkaç saniye de geçen televizyon kanallarına sormak lazım; terör başına musallat olduğunda, feryat etmeyesin sakın? O gün kimse sana yardımcı olamaz?

 

Terör örgütünün vergi adı altında nasıl para topladıklarını bir defa bile işlemiyorsun. Bu vergi makbuzunu sana yazıp ve ardından tahsil etmeye kalktıklarında iş işten geçmiş olmayacak mı? Bugün sadece Doğu ve Güneydoğu yaşıyor ama yarın burnumuzun dibine kadar dayanabilirler. Bizler, ne kadar kayıtsız kalırsak o derece tehlike etrafımızı sarar.

 

Yangın başladığında önce bir kibrit aleviyle tutuşur… Sonra alev büyür, büyür ve bazen yangını çıkaranı da içine alır. Yangını ilk anda söndürmelisin. Başladığı an, büyümeden, etrafını sarmadan söndürmelisin.

Ne yapmalıyız? “Yangından ilk önce kurtarılacaklar” diye sık sık uyarıda mı bulunmalıyız?  

 

Bir demircinin yanında çalışan körükçüye ustası “Dur, ateşi körükleme… Beni yakacak!” demesine rağmen körükçü pompalamaya devam ederse yangın alevleri arasında usta da yanabilir, körükçüde ve bir anda işyeri de yanıp, kül olabilir.

 

Oğlu dağda baskında öldürülen bir babanın teröre lanet okuyan ifadeleri… “Benim oğlumu kandırıp, dağa çıkardınız… Onun ölümünün sorumluları, oğlumun cenazesine katılamaz.” Diyor ve evinin kapısına taziye boyunca Türk Bayrağı asıyor. Bu konu televizyon kanallarında, çokça dile getirilebilir… Halk kitlelerine duyurulabilir. 

Van depreminde, asker eşini kaybeden depremden kurtulan çocuğuyla birlikte İzmir’e gelmek zorunda kalan bir öğretmenin duygu dolu düşünceleri, gözlerimi yaşarttı.

 

Ne diyordu bayan öğretmen “Ben insanlığı orada gördüm… Ben öğretmene değeri orada gördüm. Bugün çocuğumun tedavisi için zorunlu olarak İzmir’e gidiyorum… İnanın, zorunlu olmasa gerisin geri gider, doğuda görev yaparım.” Diyor.

 

Bu sözler nice dizilere, nice belgesellere konu olabilecek sözler!

Ama gelin görün ki, televizyon dizilerinin içinde ceviz kabuğunu dolduracak şeyler yok! Kayda değer bir şey olmaz mı, o koca koca ekranlarda! Yok, yok, yok.

 

Ekranları büyüttükçe konular küçüldü. Konu konuyu açıyor. Hangi gerçeği dile getirelim… Nereye baksam, felaket! Büyük boy ekran furyası piyasayı alt üst etti. Büyük büyük sandukalar çöpe atıldı… Bir anda evlerin başköşesine dev ekranlı televizyonlar girmeye başladı. Ne paralar gidiyor, bu televizyonlar yüzünden yurt dışına! Trilyonlar heba oluyor. Nasıl kandırılıyoruz? Görmezlikten geldiğimiz o kadar konu var ki? Hangisini ele alayım. Dizileri mi, yapmamız gereken belgeselleri mi, yoksa; televizyonların her yıl yeni bir model geliştirmesiyle, yurt dışına uçan dövizlerimizden mi bahsedelim.

 

Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Kürt kardeşlerimizin, analarımızın, bacılarımızın dili istismar edildiği, dini istismar edildiği bir gerçek ama onlar bunun farkında değil! Bu onlara kendi dilleriyle yayın yapılan kanallar aracılığıyla anlatılmalı. Terör odaklı örgütlerin din düşmanı olduklarını bir gazete de okuyorum… Örgüt toplantısı yapılan bir evde, kadınların başköşesinde Meryem Ana’nın resminin olduğu; örgütün hücre evlerinde İslam dini düşmanlığı yapıldığı ve ardından da Hristiyanlık propagandası yapıldığı yazılıyordu.

 

Bunlar doğudaki ve güneydoğudaki Müslüman, saf, temiz inancına bağlı insanlarımıza anlatılmalı… İşte, sana fırsat. Elinde belgeler, yap belgeselini, TV kanalında da anlat.         

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR