19 Eylül 2017 Salı

Kadir YAVUZ / Ajans32

Toplum Üzerine…

21 Eylül 2014 Pazar 23:38

Toplum bilinci çok önemli bir şey! O bilinçle yaşamak, insanın ferdi yaşamı kabullenmesi; dış etkilerden fazla etkilenmeden, içeridekileri etkilemeden, dışlanmaya fırsat vermeden topluma uyum sağlayarak yaşamak.

Toplum, hem ferdi yaşamı gerektirir, hem de bireysel birlikteliği ister. Öncelikli birey oluşumuzun farkındalık, fark edilmediğinde ortaya çıkan sıkıntılar; iki insanı birbirine yaklaştıran veya uzaklaştıran durumlar. Durum analizi şart! Hem kendini, hem diğer kesimi toplumu incelemek, irdelemek; bazen bir kabul edişi, bazen de zıtlaşmayı beraberinde getirir. Toplum bilincinin, önümüze koyduğu yaşamı, düşüncelerin ilk anda reddeder, ardından bazılarını kabul eder, bazılarını da müşterek görüşlerle topluma kazandırır.

İnsan toplumun aynasıdır. İnsan düşünceleriyle vardır. Farklılıkları fark eden biri, diğerlerinden farklıdır. Kalemin kuvveti, keskinliği bir yazarı silah kullanandan ayırır. Yalnız, bu durum onu, diğerlerinden ayrı olmayı gerektirmez. Toplumla bir olmak, onlarla düşüncelerinizi paylaşmanız, farkına varmadığınız bir süre sonrasında, sizi öne çıkarır. Ben fark edilmiyorum endişesi, bunun için üzülmenin anlamı yok! Düşüncelerini inatla yazmaya devam! Yalnız kaldığında, terk edildim yerine, yazılarına sığınmak! Yazıyorsan yalnız değilsin demektir. Karanlıkta, karanlığa yaz… Öyle sansınlar. Düşüncelerin sorgulanmış, bu seni korkutmasın. Sen demiyor musun, ben bazen muhasebe (İç hesap, sorgulama), muhakeme, mukayese yaparım. Sen yaparsın da, senin sorgulanmana neden rahatsızlık duyarsın. Endişen neden? Sorgulanıyorsanız, fikirleriniz kabul görüyor demektir. Ayna yansıtandır, kendinde olanları gün yüzüne çıkarandır. Yalnızlık, kaybolduğunu sandığın an yeniden dirilmeni sağlar. Ölüm öncesi var oluştur, bu diriliş. Yalnızlık, geçte olsa seni var eder. Neyle? Düşüncelerinle!

Yazar geç fark edilir, erken fark edilir, sağlığında hiç fark edilmeyebilir, öldükten sonra fark edilir. Bunların arasında kalırsanız, yalnızlık hepten sarar. Ancak bu fikirleri düşüneceğin, tereddüt geçireceğin, yenilgiye uğramadan hayatını devam ettireceğin anlar olacak. Onları yaşamaman da, sıkıntıdır. Böyle bir düşünceye kapılmadan varlığını keşfettiğin zaman dilimi yoktur. Ne bileyim, varsa da ben bilemiyorum. İlk adımınız düşüncelerinizin bağlı olduğu inanç yapınız, sağlamlığınız, samimiyetiniz; sarılmanız gereken yeri karanlığı yaran bir ışık hızıyla sizi ortaya çıkarır. Seni endişelerden çekip alır. Tek olmadığını görürsün. Yalnızlığın bittiği an! Birilerinin beni görmesi gibi bir endişem, şüphem, kuşkum olmamıştır hiç! Fikirlerim bir zamanlar nice karışık toplum halindeyken ve uzun zamanlar bizi bir arada yaşatmışken, şimdi niye bu kadar yalnızlık yaşıyoruz. Ne kadar zamandır, bu keşmekeşlik, bu bozulmuşluk, hepten bitmişlik, dibe çöküş? Ve kendinden vaz geçiş. İnsan aklı deha olduğunu hatırlatır, tam tersi bazen bir hiçsin, dedirtir. Bazen çıldırtır, bazen uslandırır. Bazen yüceltir.

Yükseklik! İnsan için hep tehlikeli olmuştur. Ama o hep yükseklere tırmanmak için uğraşmış, hep orada olmak istemiştir. Bu varsayım, kendisinden vazgeçmediğini gösterir. Ne kadar yalnız kalırsa kalsın, o bulgular için vardır. Arayıştır, yalnızlığa dalışının sebebi! Bilen için yalnızlık güzeldir. Yalnızlık, düşüncelerinin en netleştiği yerdir. Düşünce, evlerin salonudur… Salonun hanımıdır. Fikirlerse, duvarlardaki biblodur.

Bazen hiç beklemediğiniz bir anda fikirler, salonun has hanımı olur, geçer evin en güzel köşesine oturur; bazen beklenmedik bir düşünce, bir deprem olur, sarsar; bazen de, uzaklaşır senden, denize sığınır. O anlıktır sığınması, sığınır da hiçbir yere sığmaz. Bazen çılgın davranışlar sergilerken, bazen de uslu bakire bir kız görüntüsüne bürünür. Sığınmak isteği hiç bitmez. Cemil Meriç, sığınmayı şöyle anlatır, Jurnal’de“Fırtınaya tutulan, aşınan her gemi limana sığınır. Denize açılmadan fırtınaya tutulan gemi, deniz sütliman, fırtına sahilde, geminin içinde…”Düşüncelerin arasında kaybolmadan, limana sığınmalı, derim. Liman, bir yerde darda kalan için vuslattır… Kavuşmaktır.

Toplum bilinci bu fikirler doğrultusunda, sağlıklı düşünmeye sevk eder insanı! O zaman ulaşılması zor olan şeye ‘ideale’ ulaşılır.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR