20 Eylül 2017 Çarşamba

Kadir YAVUZ / Ajans32

Toplum Üzerine… -II-

30 Eylül 2014 Salı 13:37

Jurnal’de, Cemil Meriç düşünce karışıklığını şöyle yorumlar “Kelime leşleriyle dolu bir kafatası, hora tepen mefhumlar; kaypak, insicamsız ve ipliği kopmuş tespih taneleri gibi her biri bir tarafa dağılıveren düşünceler…” Bu karışıklıklardan sıyrılıp kurtulmaya şu misalle başlayalım mı? Bir annenin sancı sonrası ‘nur topu gibi bir çocuk’ doğurduğunu düşünelim. Oradan yola çıkalım. Toplumun temel taşı, en küçük birimi değil mi, çocuk?

Fikirlerini sığdırabileceği, koca bir sığınma yeri gerek sancılı anneye… Düşüncelerin sıkıntısı da, sancılandırır sahibini… Düşünce sancısı, sahibine zarar verdiği kadar topluma da zarar verir. Kör olan için, doğum sonrası ‘nur topu gibi bir çocuk’ doğurulmuş olması pek bir anlam ifade etmez. Körün kucağına ‘cılız, çirkin bir çocuk’ uzatın, nereden bilecek, nur topu gibi mi, değil mi? Okumayan bir topluma ne yazmış olduğunuz çok önemli midir? Okuryazarları az olan bir ülkede; sen, okumaktan yazmaktan bahsediyorsun. Toplum bilinciyle hareket etmekten söz ediyorsun, yazdığın eserlerinden faydalanılmasını istiyorsun. Tavsiye! Burada Cemil Meriç’e sığınacağım. Der ki, Cemil Meriç: “Bu kitapların da, fedakârlıkların da kimseye faydası yok. Sen de koş, sen de düş, sen de yaralan. Kalbimin duracağı bahtiyar güne kadar seninle beraber yaralanmaktan başka ne yapabilirim?”

Neyse, misal demiştim ya! Çocuk doğdu. Baba farkında değil! Yani değerin farkında değil. Gördüğü hâlde görmezlikten gelen, kör değil ama kör gibi davranan… Öylesine hani ne denilir ‘Kör müsün, çocuğun olmuş, sen işin ciddiyetinde değilsin. Adamın tepesinin damını attırma! Git işine ya!’ Hadi babayı geçtik. Çocuk doğdu, anne sancı sonrası kurtarılamadı… Çocuk, ölü doğdu. Dönelim düşünceye… Düşünceler, insandan doğar; fikirdir öncesi, atılır ortaya… Bilinir, bilinmez. Üzerinde durulur, durulmaz. Bazen olduğu yerde toz olur, kaybolur, bazen de tarihe mal olur, devrim yapar, ihtilal yapar, inkılap yapar. Asırlarca söylenir.

Peygamber Efendimizin(S.a.v) düşünceleri, fikirleri yani sünnet-i günümüze kadar neden gelmiş? O, hem bir devlet adamı, hem aile reisi, toplumun ferdi olarak doğruların doğrusu mükemmel biri, hem hukukçu, hem ticaret ehli, O her şey de örnek! Alabilir misin, böylesi bir timsalin ‘düşünce’ mesuliyetini? Toplum, toplu hareket edilmeyi ister. Sizse, düşüncelerinizi söylüyor, kenara çekiliyorsunuz. Olmaz. Bakın, Peygamberimizin hayatındaki işleyişe! Sosyal adaletin, yeryüzüne yayılışına…

Fertten topluma geçiş, küçük topluluklardan kavimlere geçiş, kavimlerden devlete geçiş. Peygamber Efendimizin sözleri, düşünceleri direkt Kur’an’a dayanır. O nedenle, bir toplumu değil, nice toplumları, nice kavimleri, nice devletleri, kaç asır yanlış telaffuz etmeyelim insanın yaratıldığı ilk günden kıyamete kadarki hatta mahşerdeki hayatın tümünü ele alır. O’nun düşünceleri, normal bir insanın düşünceleriyle kıyaslanamaz bile! Bu düşüncenin karşısında dünyanın en ünlü filozoflarının, söyledikleri bir hiçtir. Dünya kurulalı beri, birbirlerini yalanlayan bir sürü filozof gelmiş, geçmiş; o, benim düşüncem doğrudur derken, diğeri benim dediklerim doğrudur, der. Düşüncenin sağlıklı olması, topluma mal olması için akli deliller yeterli değildir. Akıllı olmak demek her şeyin doğrusunu bilmek demek değil ki! Çok akıllı insanlar, aklını yitirmişlerdir, yaşlandığında aklı gidip gelen, ne dediğini bilemeyen o kadar çok profesörler, bilim adamları olmuş ki, düştüğü hâli düşüncelerinin doğruluğunu şüpheye düşürmekte.

Aklını kaybeden akıl hastası, ruh hastası yani açıkçası delilerin içine bir gir, bazen düşüncelerini dinle, çok akıllıdan daha akıllı fikirler ortaya attıklarını, o düşüncelere akıllı adamların bile sahip olmadıklarını görür, şaşırırsınız. Anlıktır yalnız! Tarihte, saçma sapan düşünceleriyle ortaya çıkmış ama bugün hiçbir tesiri kalmamış, kendisinden bile bahsedilmeyen nice düşünürler gelmişler. Kimisi ‘deli’ diye, o tımarhanelerde ömrünü tamamlamış, kimisi de hapishanelerde; toplumu sarsacak düşünce sahibidir diye, deliğe tıkmışlar.

Bazılarının ülkelerinde heykelleri var, kahraman ilan edilmiş olanları var ama bunun yanında mezarları bile bilinmeyen çok düşünürler olmuştur.

Tüm Müslümanların Kurban Bayramını tebrik eder, Allah’tan sağlık, sıhhat ve afiyet dilerim.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR