19 Eylül 2017 Salı

Kadir YAVUZ / Ajans32

Toplum Üzerine… -IV-

28 Ekim 2014 Salı 14:00

Yaş 60. Bu yaşa gelinceye kadar nice bürokrat tanıdım. Nice siyasetçi tanıdım. Oy istedi, verdim. Kendime bir şey istemedim. ‘Oğlun boşta, neden ondan iş istemezsin? Filanı da tanıyorsun, desen geri çevirmez seni?’ diyenler çok oldu. Diyorlar da, kendime istemeyi beceremiyorum. Üç beş defa gittiğim kapıdan geri ‘eli boş’ dönmüşümdür.

Herkesten iş istenmiyor. İş dediğin ne ki? İş kimlerin elinde? Kimden istememiz gerekir? Biz kime gidiyoruz? Eline düştüğümüze bak, muhtaç olduğumuza bak? O benden sefil, o benden muhtaç!

Siyasetçiye dönelim. Ben onu beklerim de, o bıraktığım yerde beklemez beni! Bir bakarsın, çekmiş gitmiş. Peşine düş ki, bulasın. İyisi mi, satırlar bendeyken; o şu an karşımdayken, kimseciklerde yokken, düşündüklerimi söyleyeyim.

Şöyle düşünürüm ben: Sen onun yanındaydın dün! Onu destekledin, seçtin. Her neyse seçildi. O güne kadar yanında olduğunu gördü. Evine kadar geldi. Aklına gelmez miyim acaba? Onca zaman yanımda olan biri vardı. Onun yerine geçiyorum. Oradan cevaplıyorum. Diyorum ki ‘Neden şimdi görünmüyorum, beni aramaz sormaz’ Beklenti! Saflık işte! Düşündüğün şeyi, tahmin ediyorum. ‘Bu kafayla daha çok beklersin!’ diyorsun, değil mi?

Düşüncelerim, eskidi mi? Dün verdikleri sözlerin çoğunu bugün unutanlar seni hayda hayda unuturlar. Düşünüyorum, işi yürüyenler, alınanlar nasıl alınıyor. Sana söylenenler unutuluyor ama bir başkasına verilen söz veya sözler unutulmuyor. Siyaseti bilmediğim doğru demek ki! Düşüncelerim kullanıldı mı, diyorum. Varsın kullanılsın.

Ben, bana yapılan haksızlıklardan dolayı utanırım… Bu yaşa gelmişim, utanırım. Ar duyarım. Kıpkırmızı olurum. Girdiğim çıktığım yeri, her şeyi inceden inceye düşünürüm. Bir bürokrat dostum, kendisini ziyarete gittiğim bir gün, şöyle demişti: ‘Siz yanıma geldiğinizde, direkt şu kapıdan gelin, girin. Sekretere uğramana, orada beklemene gerek yok.’ Ben buna rağmen yanına gittiğim zamanlar, bir gün o kapıyı kullanmadım. Yine sekreterine söyledim, yine bekledim, bekletildim, bir düşüncesizlik etmedim. ‘O kapıları niye kullanmadın!’ diyenler de çok olmuştur. Ben düşünceli biriyim, düşüncesizlik yapamam. Kalemime yakışmaz, diyorum.

Soruyorum size: ‘Onca sivil toplum örgütleri var, senin bu kafa yorduğun şeylere kafa yoruyorlar mı? Şimdi neredeler onlar? Hangi 5 yıldızlı otelde, hangi yatta, hangi görünmedik bilinmedik duyulmadık, bir locanın ardındalar, nerede eğleniyorlar? Ve seni düşünüyorlar mı, senin düşündüklerini düşünüyorlar mı?’

Onlar rahat mı, bilemem ama ben rahatım. Hakiki toplumcu benim. Siyaset yapmıyorum. Yapsam da zaten beceriksizliğimden elime, yüzüme, gözüme bulaştırırım. Siyaset benden, bir beden büyük! Üstüme büyük geldiğinden, onu hiç denemedim. Bütün bunları söylediğimde de, şöyle diyorlar o zamanda: ‘Hoca’m, siz siyaseti yapmazsanız, dürüst olmayanların eline geçecek. Onlara meydanı bırakmış olmanın vebali yok mu?’ deniliyor.

Ben yine insanımın içine çıkmaya karar veriyorum. O çıktığım gün, dündü her halde! İnsanların arasına çıktığım gün, henüz adım atmışım sokağa ve ilk karşılaştığım biri, inanın ‘Hoca’m, bana dua eder misin?’ diyordu. ‘Memnuniyetle’ diyorum. ‘Sana ettiğim dua sayesinde ayaktayım. Ben sana dua edeceğim ki, ettiğim duam kabul olsun. Kendi şahsına yalvardığın şey boş! Heba olup, gidiyor. Başkasına istediğin şey kıymetlidir. O sana geri dönüyor’ Derim. O gün, tüm samimiyetimle yani becerebildiğim kadarıyla ona dua ettim ve onun şahsında diğer insanlara… Duaya ihtiyacı olan herkese! Ben, böyle düşünüyorum. Yanlış mı? Düşünmek güzel şey… Hele, hele toplum için düşünmek.

Toplum bilincindeyimdir. Varım yoğum, insanlardır. En büyük servetim onlardır. Onlarsız olamam. İncinirim, kırılırım biraz uzaklaşırım, yine gider sarılırım, kucaklarım, kucaklaşırım. Bağrımdalardır, daha bir bağrıma basarım. Orada hissedeceğim onları, bilirim ki ben onlarsız yaşayamam.

Toplum olmak öyle kolay mı?

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 1 yorum yapıldı.
    YAZARLAR