24 Eylül 2017 Pazar

Ziya ÖZTÜRK / Ajans32

TS-FB Derbisine Gittim..

08 Mayıs 2012 Salı 15:07

Trabzon Belediyesi'nin davetlisi olarak "Kentsel Dayanıklılık ve
Sağlıklı Kentleşme" isimli programa katılmak üzere Trabzon'da idim.
Belediye başkanı hem jeoloji mühendisi hem de tıp doktoru. Başkan
Gümrükçüoğlu konusuna hakim, Trabzon ve Trabzonspor sevdalısı biri.

Ben ve iki meclis üyesi arkadaşım dört güzel gün geçirdik. Uçakla gidip
geldiğimizden dolayı epey yer de gezdik ama yorulmadık. Yeşilin tüm tonlarını bulmak mümkün dağlarda ve tepelerde. Sürmene, Araklı, Maçka, Akçaabat hepsi doğal ve güzel yerler. Yükseklere yapılan tek başına evleri gördüğümde "laz"ların nasıl insanlar olduğu hakkında
kanaatlerim oldu. Lazlar aslında pek neşeli insanlar değiller. Bir başkası ile yan yana geldiklerinde sohbet-muhabbet anlamında aykırı tutum ve sözleriyle komik yanları ortaya çıkıyor. Yani komiklikleri aykırılıklarında. Bize/kendimize benzemeyişlerinde neşeli yanları.

Bir sürü önermeli cümleler kurarak işi TS-FB maçına getirmek
istemiyorum. Ancak bazı şeyler daha iyi anlaşılsın diye pazar günkü
maçla beraber paylaşmak istiyorum Trabzon izlenimlerimi. İlk gün
Maçka, Sürmene ve Sümela manastırına gittik. Güzel yerler. Yemyeşil.
Çok yüksek tepelere ev kurmalarını "tarımsal bölgelere yakın olmak,
zamandan ve işgücünden tasarruf etmek" ile ilişkilendirmek mümkün.

Ama iklim nemli olduğundan dolayı arazi ile çok da haşir-neşir olmaya ve
anadolunun diğer yerlerinde olduğu gibi sulama ile çok meşgul olmaya
gerek yok gibi. O zaman bu insanlar neden münzevi bir hayatı tercih
ederler ona bakmak lazım. Ama farlı ve yalnız olmayı seviyorlar. Hal böyle olunca da düğünde, dernekte, maçta ve kavgada bir araya gelmeleri daha kolay oluyor sanki. Yani aykırı karakterleri ile normal hayatın içinde yalnızlar gibi geldi bana lazlar. İki veya daha fazla kişi olduklarında ise seyreyleyin muhabbeti.

Gittiğimiz ilçe, belde ve ören yerlerinde bize ikram edilen yemekleri
gördüğümde memleketim Gaziantep'in yemeklerine pek benzemediğini ve lazların karekterislikleri icabı pratik yemekler yaptıklarını ve tercih ettiklerini gördüm. Mıhlama, Laz böreği, pideler, zeytinyağlı yemekler hep pratize edilmiş. Lezzet olarak iyiler ama emek anlamında çok şey harcanmamış. Bir yerde yatsı namazından sonra çorba içmek istedik. Masamıza gelen işkembeye çorba demek için bin şahit gerek. İşkembeleri kaşıkla tek tek saydım. Berrak bir sıcak suyun içinde çok güzel pişirilmiş
işkembe. Hiç kıvam yok, hiç sos yok. Hiç süs yok. Hijyen ortamları iyi
gibi geldi. Ancak lezzet; damak, sos, görüntü, sunum gerektirir.
Bunların hepsi eksik. Dedim ya çok pratik insanlar, Teferruatla pek
uğraşmıyorlar. Ama hakikat ayrıntılarda gizlidir. Onu gözden
kaçırmışlar gibi.

Maç günü hediye gelen kombine biletlerimizle beraber toplantı
programımız da sona erdiğinden çarşıda olan otelimizden ayrıldık ve
meydanda toplanan kalabalığa biz de karıştık. Ben GS'lıyım. Ancak
yanımda olan iki arkadaşım FB olduklarından onların hatırına maça
gitmek istemiştim. Sabah saat on'dan itibaren Atatürk meydanını
dolduran kalabalık tam bir karnaval havası içindeydi. Bayanlar, genç
kızlar, yaşlılar ve gençler herkes alanda toplanıp horon tepiyor ve
tezahürat yapıyorlardı. Onlarca yerli ve yabancı televizyon kanalı da görüntü alıyordu. En çok dikkatimi çeken horonun bir yerinde birinin söyleyip diğerlerinin tekrar ettikleri nakarat kısmı idi.
.................
...................
Biz Fener'ü yeneruk, biz Fener'u yeneruk
Hakem i..ne olmasa, Hakem i..ne olmasa

Saat sabahın on'u. Maça 9 saat var. Maçta TS aleyhine en az iki kırmızı
kart (belki dört) göstermesi gereken hakemin i..neliği ta sabahın onunda tescillendi. TS maçı alacak da kahrolası hakem engel oluyor. Heyhat.. Böyle şeyler aykırılık ve farklılık anlamında orada bulunan bizleri dahi güldürdü/gülümsetti. Ama hoş şeyler değil. Maçı FB oynadı ve kazandı. Bir GS'lı olarak FB'yi tebrik ediyorum. Bir sezon boyunca masum ve mazlum kılıfına bürünen ama hiç de öyle olmadığını çoğumuzun bildiği Emre'nin sütten çıkma kaşık olmadığını herkes gibi ben de biliyorum.
Ama buna rağmen tebrik de ediyorum sabrından dolayı Emre'yi. Kaleci Volkan'ı. Tekme yiyen, bozuk para ve çakmaklardan nasibini alan tüm FB'li futbolcuları. TS keşke yemekleri ve hayata olan bakış açıları gibi pratikliğe soyunmadan maça asılsa ve kazansaydı. GS'a çalışsaydı. Fener yenilseydi. Ben de fanatizme kaçmadan sevinip ve işin son haftaya kalması endişelerimden sıyrılsam ve rahat rahat uyku uyusaydım
yatağımda. Her şey berbat oldu. GS'ın ve benim gibilerin planı tutmadı.

TS'un FB'nin konakladığı otelin karşısında sabahakadar taka'larda nöbet tutup, FB'li futbolcuları rahatsız edip, uyutmamak isteyen taraftarları, eminim ki pazar günü maçta uykuya yenik düşmüşlerdir. FB'li futbolcular ise kulaklarına tıkadıkları pamuklarla sabaha kadar horul horul uyumuş ve gürültü yapanlara gülmüşlerdir herhalde. Sporda bü türden belden aşağı vurmalar boksta bile yok. Futbolda olması da hiç hoş değil.

GS ve özellikle FB için, Kadıköy'de oynanacak son maç, yaşanan çirkin olaylardan sonra kimlerin ders çıkarabildiğini göstermek açısından büyük fırsat. Kadıköy'de kazanan Türk sporu ve kardeşliği olsun. Öncelikle GS kazansın. Ama FB kazanırsa da dünyanın sonu olmaz. Böyle bir son GS'ın kötü takım olduğunu, FB'nin de çok iyi takım olduğunu hiç göstermez. Tersi durum da olabilir. Her şey serbest, belden aşağı vurmayalım yeter. Mesele bu. Kalın sağlıcakla...

NOT: Trabzon Belediye başkanımız GÜMRÜKÇÜOĞLU'nu yaptığı/yapacağı 61 proje için tebrik ediyorum. Bu kadar pratik ama bir o kadar da
kuralları sevmeyen insanların (Lazların) başında işinin çok zor olduğu
kanaatindeyim. Başkanın doktor ve teknokrat kimliğiyle bu
olumsuzlukları fırsata değiştireceği izlenimini ben edindim. Keşke böyle başkanlarla çalışma fırsatı bulabilseydim, diye hayıflanıyorum.

Ziya ÖZTÜRK
Isparta Belediyesi
SKB Koordinatörü
Bilgi İşlem Müdürü

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya 2 yorum yapıldı.
    YAZARLAR