21 Eylül 2017 Perşembe

Kadir YAVUZ / Ajans32

Uluslararası Türk Dünyası Edebiyat Ve Sanat Buluşması

11 Mart 2014 Salı 11:25

ISPARTA BELEDİYESİNİN TERTİPLEDİĞİ ‘ULUSLARARASI TÜRK DÜNYASI EDEBİYAT VE SANAT BULUŞMASI’ Gelecek Yıllara Taşınacak Gibi!
İki gün süren bu etkinliğe katıldım.

Çok mutlu oldum. Ufak tefek sıkıntılar yaşadımsa da, o kadar insanın bir araya gelmesi, getirilmesi çok güzeldi. “Gelecek yıllara taşınacak gibi!” diye düşünüyorum.

Her şeyden önce bu etkinlik bugün için çok büyük bir anlam ifade ediyordu. Türk Dünyasından nice şair, yazar, ressam, heykeltıraş ve musiki sanatçılarını Isparta’da bir araya getirmek, burada ağırlamak ne güzel bir mutluluktu. Bunu göğüslenen Isparta Belediyesi Başkanı Yusuf Ziya Günaydın’a, Belediye Başkan Yardımcılarına, Sosyal ve Kültür İşleri Müdürü İrfan Kayacan’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Bundan sonraki programları Antalya’dan birilerine yaptırmaktansa bizim Göller Bölgesi Şairler ve Yazarlar Derneğimizin yapmasını sağlayacağımız bu etkinlikteki gördüğüm eksiklikle başladım yazıma… Doğru mu? Öyle, şöyle veya böyle 190 şair ve yazarı yan yana getir, iki gün boyunca ağırla kolay değil! Maddi olarak çok büyük bir külfet olmasının yanında manevi olarak da sıkıntı! Sevindirici tarafı olaysız geçmesi!

Stant kurulacakmış, kitapları olanlar kitaplarını sergileyecekler! Sponsor firma yayıncıdan, bir gün önceki tiyatro etkinliğinde bir vesile öğrendim. Geç bir vakitte öğrendiğim kitapların sergilenmesi olayına elimde kalan son 3 kitabımla katıldım. Isparta’dan katılan bir veya bilemedin iki kişinin kitabı ya vardı, ya yoktu. Açılışı yapan Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın’ın stantları gezmesinin ardından, mehter takımı gösterisi oldu.
Önce şair ve yazarlar tanıtılacaktı, ardından çıkıp şiirini okuyacaktı. Buna 1.günü uyuldu… Zaman yetmeyecek denildi, oysa sponsor firma bunu hesaplamış olması gerekmez miydi? Bizlere, çok kısa bir şiirinizi seçin denilmişti, ben ona uydum ama gördüm ki; kitabını eline almış, rahat 8-10 sayfa okumuş, kaptırmış gidiyor nice şairler! Isparta Şairler ve Yazarlar Derneği yoktu, eksikti, gelmeyen katılımcılar çoktu. Ta Azerbaycan’dan şiirini okumak için kalkmış gelmişti ‘menim gardaşım, bacım, kızım’ ama benim Ispartalım tam tekmil değildi. Farklı bir etkinlik değildi, siyasi bir etkinlik değildi, bu bir şairler topluluğu etkinliğiydi. O zaman, gelmeyişin nedeni neydi?

Isparta Göller Bölgesi Şairler ve Yazarlar Derneği salonu afişlerle baştanbaşa süsleyebilirdi… ‘Hoş geldiniz’ mesajını veremedik.
Eksiler olmadan artılar kazanılmıyor. Ben, standa koyduğum kitaplardan 8-10 adet sattım satmadım. Bu tip etkinliklerde daha çok bedava şeyler dağıtıldığından gelen katılımcılar bile sadece kendisine bir şeyler verilmesinden yana! Ben, şair ve yazar dostlarıma becayiş yapmayı önerdim. Birbirimize kitaplarımızı verelim, birbirimizi tanımış oluruz, ilerisi için bir köprü olur, dedim. 50’ye yakın kitap verdim, inanın 5-6 kişiden bana ancak kitap döndü. Hediyeleşmek güzel bir şey aslında ama içten gelecek, gönülden gelecek, zorla olacak bir şey değil bu iş!
Benim bir kitabım Azerbaycan’a gitti… Ne kadar mutlu oldum bilemezsiniz! Bir kitabım Sivas’a, bir kitabım Manisa’ya, Bir kitabım Adana’ya, bir kitabım Antalya’ya gitti… Ve daha birçok yere gönderdim. Her çıkan kitabımdan ulusal gazetelerin köşe yazarlarına, televizyonlara, üst bürokratlara, işadamlarına ve onların oda başkanlarına gönderirim. Bunu düzenli yaparım.

Bağlı bulunduğum kuruluşa(İLESAM), bizzat Ankara’ya Genel Merkez’e gider, kitabımı elimle bırakırım. Yaptığımdan bir karşılık beklemiyorum ama gönül bu bazen alındığım hadiseler oluyor. Tabii ki, bunlarda normal şeyler! Her şey biz insanlar için! Gönül dostları az kırılgan oluyor. Sen Gönül Mühendisiysen sen olumsuzlukları görmeyeceksin gayri!
Sözü noktalarsak, her şey güzel olmuştu. Elinize, gönlünüze, yüreğinize sağlık Sayın Isparta Belediyesi Başkanı Yüksek Mimar Yusuf Ziya Günaydın ve ekibi! Yeni dönemde de, birlikte olmak ümidiyle! Başarılar.
Bu yazımı, ajans32’ye gönderecektim ki; birkaç gün sonra kutlanan Dünya Kadınlar Günü nedeniyle, oraya katılmam ve o coşkuyu yaşamam nedeniyle, bir taşla iki kuş vurmaya karar verdim.

08 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜNÜ KUTLAYAN ISPARTA BU GÜN NEDENİYLE MUSTAFA KARATAŞ BEY’İ VE MUSTAFA ÖZCAN GÜNEŞDOĞDU’YU GETİRTMİŞLERDİ...

SDÜ Kongre Merkezi Salonu, programdan yaklaşık bir saat önce dolmuştu. Programa yakın, sahnenin önüne kadar seyirci alındı... Tahminimden çok büyük bir kalabalık vardı.
Yine sahnede mehter takımı ve o günkü gibi yine hayranlıkla dinleniliyordu. Sonra Belediye Başkanımızın konuşmaları oldu... Ardından Mustafa Özcan Güneşdoğdu ekibi eşliğinde ilahi söyledi. Kendilerine program sonu yeni çıkan iki kitabımı hediye ettim.
Mustafa Karataş Hoca konuşmasını yaptı. Çok güzel bir ‘mutlu kadın’ tablosu çizdi. Kadın nasıl olmalı? Nelere dikkat etmeli? Aile içindeki yeri? Erkeğin ona, onun erkeğe davranışı nasıl olmalı? Gibi soruların cevabını konuşmasının içinde verdi.

Güzel bir anekdot anlattı... Çok hoşuma gittiğinden, o günden beri fırsatını bulduğum her yerde anlatmaya çalışıyorum.
Hikâyesi şöyleydi...

Bir gün İstanbul’dan otobüsle Ankara’ya gidiyordum. Yanıma oturan adam, otobüsün mola vereceği yere kadar ara vermeden şükür etti. Sağa dönüyor okuyor, sola dönüyor okuyor; ara vereceği bir anı kolluyorum ki, kendisine ettiği şükrün sebebini sorayım. Neyse mola anı geldi, bu tam otobüsten iner inmez, koluna yapıştım. ‘Kardeşim, nasıl bir olay yaşadın da, otobüse bindiğinden beri şükredip duruyorsun. Ben bir din adamıyım, senin kadar şükretmiyorum.’ Diye sordum.
Adamın cevabı şu oldu: ‘Beyim, 10 yıldır bir Ankaralı bir işadamının İstanbul’daki yazlığına bakıyorum. Dün beni aradı, Ankara’ya gel, seni sigorta ettireyim, dedi. O andan beri şükür ediyorum.’ Dedi.
Hayret etmiştim. 10 yıl boyunca sigorta edilmediği için isyan etmemiş, karşı çıkmamış, şimdi beklediği mutluluğa erişmenin de hazzıyla şükür ediyor.

Allah’tan istediğiniz her şey mutlaka olur. Yeter ki, beklemesini bilesiniz. Sizler bir ayakkabı bağını bile Allah’tan isteyin... O emir Peygamberimiz tarafından bizlere aynen buyrulmuştur, dedi.

Hikâye çok güzeldi... O nedenle sizlerle paylaştım. Dolu dolu bir gün yaşamıştım... Akşam olduğunun ancak dışarı çıkınca farkına vardım. Böylesi güzel bir günden bahsetmem zaman alırdı... O nedenle diğer yazımı biraz geciktirdim.

Artık Çözüm Gazetesinde, günlük yazmıyorum. Bir yazıma ‘henüz erken denildi’ sansür koyuldu. Arada sırada, Ajans32’de yazacağım yazılarla sizlerle birlikte olmaya çalışacağım. Ne diyelim, hayırlısı değil mi?

KAYINVALİDEMİN VEFATI… 08 Mart 2014

Bu yazımı yazarken elim titriyordu… Harfler gözüme eğri büğrü gibi geliyordu. Yani çatallaşmış gibi! Kazık gibi!
Evlendiğim günden vefatına kadar ki döneme kadar bir gün ‘anne’ diyemedim kendisine ama netice de o eşimin annesiydi… O benim annemdi… O bir kadındı.

Ve Dünya Kadınlar Gününe rastlamıştı ölümü!
Dünya Kadınlar Günü etkinliklerine katılmak için evden çıktım, vakit öğlen saatiydi; öğle namazı saati, bir önceki oturduğum evin hemen karşısındaki ‘Meydan Camii’ de namazımı kılıp, oradan geçmeye karar verdim.

Namazdan sonra cenaze olduğunu gördüm… Ve hem de bir kadındı, vefat eden! Hiç tanımıyordum, cenaze namazını kılarken; kayınvalidemin cenazesine uzaklık nedeniyle gidemeyişim aklıma geldi, onun yerine bir Ispartalı kadıncağızın cenaze namazını kılıyordum, onun vefat ettiği aynı gün! Ona da, dualarımı gönderdim.
Kayınvalidem cennetlik bir kadındı ve inşallah da öyle olur. 8 çocuk büyütmüştü. 5 erkek, üç kız; kızının biri ve en küçükleri de, benim eşimdi. Kendisi gibi iyi bir terbiye ve güzel ahlâkla yetiştirmiş olduğu eşim annesinin kopyasıydı sanki! Rahmetlinin ismiyle çağırdığım, yani ‘Feride Hanım’ diye seslendiğim çok olmuştur.

20-25 yıl tartıştım kendisiyle! Normal hayatı, ıstıraba dönüştürdüm. Çok zaman ‘beyaz’ olduğunu bildiğim hâlde inatla ‘Kara’ dedim… Yani birçok dediğine itiraz ettim. Dışarının yükünü kaldıramıyordum, eve taşıyordum. Onunla tartışarak, ağız kavgası ederek rahatlamaya çalışıyordum. Ağız kavgasından başka öyle büyük kavgalarımız yoktur. Şiddeti sevmem, hayatta tasvip etmemişim, etmem. Ancak netice de, ağız kavgası da karşınızdakini üzüyor. Ha öyle şiddet kullanmışsın, dövmüşsün; ha başının etini yediğin sözlü terör estirmişsin, bu da şiddetin bir değişik şekli değil mi?

Yanlışımı hep onun sabrıyla öğrendim. Yaptığımın yanlışlığını geçte olsa fark ettim. Şimdi onun dediği her renge uyum sağlıyorum. Renkler kendiliğinden kıvamını bulmuş gibi! Onun beyaz dediğine şimdi beyaz diyorum, siyah dediğine de siyah diyorum artık!
Dünya kadınlar gününde bunu da anmadan geçmek yanlış olurdu. İlahileriyle seyircileri mest eden Mustafa Özcan Güneşdoğdu, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla geçen yıl şiddet görerek öldürülen kadınlarımızın sayısının ‘900’ kadar olduğunu, bu rakamın korkunçluğunun ve ürkütücü yanına değinmesi, benimde çok dikkatimi çekmişti.

Aynı gün bir gazetenin araştırma haberinde kadınların çaresizliğine değinilmişti. Kan dondurucu, bildiğimiz şeyler belki ama yine de duyarsızlığımız kesin!

Nedense gözümüz kapalı bu olaylara karşı! Kadın olmadan, henüz çocuk yaşta, yani kızken, yakın akrabası tarafından; tacize, tecavüze uğrarlar. O tecavüze uğrayan birinin, sokağa terk edildiği, ailesi tarafından evlatlıktan ret edildiği ve kendisine yaklaşan aldatıcı bir sese doğru gittiği görülür. O kandırıcı sesin sahibi, önce sahiplenme numarası yapar, kendisine bağlar, sıcak yuva vaadiyle birkaç gün yaşatır, sonrası bir yere af edersiniz geneleve veya randevuevine satar. Af edin o yaptıkları şeye verilen adı ‘kendime yakıştıramadığım’ için yazamıyorum. Meslek diye de, övünmezler mi? Şerefsizler!

Oradan kaçmaması için yapılan, işkenceler hesapsızdır. Uyuşturucu, borçlandırma vs. işte dünya kadınlar gününde diyorum ki: ‘Göstermelik’ kutlamalar adı altında, üst düzeyde yaşayan birkaç bayana onur belgesi vermek yerine gidin bu çileli kadınlardan birini bulun, o bataklıktan çıkarın, sunun ona güzel bir hayat ve onur belgesini ona verin… O zaman hakikaten insani görevinizi yapıyorsunuz derim. O zaman, kutlanan şu dünya kadınlar günün anlamına inanırım. Dünya da, onca kadın şiddet görürken, tecavüze uğrarken, savaşlarda veya kocaları tarafından vurularak öldürülürken ‘Dünya Kadınlar Gününü’ kutlamışız bir anlam ifade eder mi? Etmez.

Türk Dünyası Şairler Topluluğu etkinliğine Manisa’dan katılan, benim de şiir sitelerinden daha öncesinden tanıdığım şair Serap Atay’ın “Geceye Çığlık” kitabındaki ‘Adı Kadın, Yüreği Yangın’ şiirinin ilk mısralarıyla yazımı bağlamak istiyorum…

“Adı Kadın, Yüreği Yangın

Adı kadın
Anadır, bacıdır kadın
Candır, canandır, eştir kadın
Eli öpülesi, duygu selidir kadın…”

Eli öpülesi kayınvalideme, rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun, diyorum. Gerçek anaların, çilekeş kadınlarımızın da bu güzel günlerini kutluyorum.

* Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya ilk yorum yapan siz olun.
YAZARLAR